AZİZ YILDIRIM’DAN ‘HAVUZ’ AÇIKLAMASI

Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım, “Havuzun bozulmasını kim ya da kimler istemiyorsa, öncelikle Fenerbahçe’nin hakkını teslim edecekler. Bunun yolu da çok basit. Önce araştıracaklar. Havuzda olmayan bir Fenerbahçe’nin yayın...

AZİZ YILDIRIM’DAN ‘HAVUZ’ AÇIKLAMASI
Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım, “Havuzun bozulmasını kim ya da kimler istemiyorsa, öncelikle Fenerbahçe’nin hakkını teslim edecekler. Bunun yolu da çok basit. Önce araştıracaklar. Havuzda olmayan bir Fenerbahçe’nin yayın geliri ve değerini tespit edecekler” dedi.
Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım, Fenerbahçe Dergisi’ne açıklamalarda bulundu. Türk sporunda Fenerbahçe’nin lider olduğuna vurgu yapan Yıldırım, “Bizim o liderliği, mücadele verdiğimiz 9 branşta gerek yurt içi, gerekse uluslararası müsabakalarda elde ettiğimiz kupalarla, özellikle olimpiyatlarda Fenerbahçeli sporcuların boynuna takılan madalyalarla kazandığımıza inanıyorum” dedi.
“FENERBAHÇE’Yİ BAŞARILI BİR KULÜP HALİNE GETİRDİK”
Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım, “Biz ekonomik ve mali yapılanmada Fenerbahçe’yi başarılı bir kulüp haline getirdik” diyerek, şunları söyledi:
“Biz Fenerbahçe Spor Kulübü olarak bir bütçe yapıyoruz. Bu bütçenin artıları, eksileri, gelirleri ve giderleri var. Bu gelir-gider tablosunu eşit duruma getirme mecburiyetimiz var. Eğer eşit duruma getiremezseniz, o zaman bu aradaki farkı bir yerden kapatmanız lazım. Yıllar önce, bütçeler küçük olduğu için yönetime gelen arkadaşlar, başkanlar oturup belirli bir kısmını kapatabiliyorlardı ancak geldiğimiz bu noktada, artık şahıs ve kişilerin bu aradaki gelir-gider farkının bir kısmını kendilerinin kapatması imkansız. Zira bugünkü bütçeler o günkü bütçelerin 15 katına ulaşmış durumda. Yani bugün 100 bin dolar, 500 bin dolar, 1 milyon dolar vermekle, 10 veya 15 kişi para verse dahi aradaki farkları kapatamazsınız. O zaman nedir tablo? Tablo; gelir-giderle ilgili bütün haklarınızı kullanmaktır.”
“TÜRKİYE’NİN EN PAHALI VE ZENGİN KULÜBÜ TFF”
“Türkiye’nin en pahalı ve zengin kulübü TFF’dir” diyen başkan Yıldırım, “TFF’nin amacı 18 tane büyük kulüp oluşturmak değildir, olamaz da… Dünyadaki örneklerine baktığınızda; en önemli liglerde kaç tane büyük takımın olduğunu görürsünüz... Burada amaç çok sayıda takımın şampiyonluğa oynamasını sağlayıp dekoder satışını arttırmak mı, yoksa Türkiye’yi Avrupa’da, dünyada, milli takımlarda sivil toplum organizasyonlarında temsil eden kulüplerin gelirlerini arttırmak mı? Bakın TFF’nin bu stratejisinin ne kadar başarılı olduğu ortada... Milli Takım’ın durumuna, altyapılardan gelen oyuncu yetersizliğine, stadyumların haline bakarsanız ve buna rağmen bir de TFF’nin elde ettiği gelirlere bakarsanız, TFF’nin Türkiye’nin en pahalı ve zengin kulübü olduğunu görürsünüz” dedi.
“FUTBOLU KORUMAK İSTİYORSANIZ, FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ’NÜ DE KORUMAK ZORUNDA VE MECBURİYETİNDESİNİZ”
Yayın ihalesi konularına da değinen başkan Yıldırım, “Yayın ihalesi konusu var. ‘Yayın hakkı kanunu var, bozamazsınız, değiştiremezsiniz, cezası ağır olur’ deniyor. Ben de şunu söylüyorum: Kanunlar toplumun ihtiyaçlarına göre ve o günün şartlarına göre belirlenen beşeri kurallardır. Sonuçta Allah’ın emri değildir ve ’Kanunlar değişemez’ diye de bir kural yoktur. Nice kanunlar, nice anayasalar değişmiştir. Çünkü toplumlar ve bu toplumların yaşadığı zaman ve ihtiyaçlar sürekli değişmektedir. Ve siz futbolu korumak istiyorsanız, o zaman Fenerbahçe Spor Kulübü’nü de korumak zorunda ve mecburiyetindesiniz. Bunun da çözümü oldukça basittir. Bizim sürekli gündeme getirdiğimiz husus, bu düzenlemeler ve yanlış uygulamalarla bütçemizin açık vermesinin kaçınılmaz bir son olduğu ve bu açığın kapanması için gereken gelir kaynağının neler olduğunu anlatmaktan ibarettir. Birincisi maçların yayın haklarından Fenerbahçe ne alıyor, ne kadar alması gerekir, piyasaya çıkıp, sorup öğrensinler. Aradaki uçuruma şahit olsunlar. Bugün bu konuyu en iyi bilen Lig TV’dir, Digiturk’tür. Digiturk, TMSF’nin (Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu) yönetiminde. Digiturk’teki 1,5 milyon adet dekoder sahibi olan kişilerin 500 bini Fenerbahçeli. Yani dekoder alanların üçte biri Fenerbahçeli. Açıkça görülüyor ki, dekoder satımından dolayı Lig TV’ye, Digiturk’e parayı kazandıran kulüp Fenerbahçe. Yani ben bu kurumlara bu paranın yüzde 30-35’ini kazandırıyorum. Ancak sen kriterleri o kadar yanlış koyuyorsun ve o kadar yanlış uyguluyorsun ki, ’Herkese eşit paylaşım’ ya da ’Puana göre para’ gibi kriterlerle antik bir eşitlik sağlamaya çalışıyorsun. Oysa ki; senin yapman gereken, denkleştirici adalet değil, dağıtıcı adaleti uygulayarak yayını hangi takım taraftarı hangi oranda seyrediyorsa ya da dekoderi hangi takım taraftarı hangi oranda alıyorsa, sen de gelirleri buna göre dağıtmak zorundasın. Kısacası senin yayın havuzunun dağıtım oranı için elindeki kriterin belli. O da dekoder satışın. Öncelikle düzenlenmesi gereken husus bence budur. Kaldı ki; değişmesi gereken tek kriter bununla sınırlı değil. Bize göre yayın talimatında revize edilmesi ya da kaldırılması gereken onlarca kriter var. Ve buradan söylüyorum: Bu köhne, hantal ve anayasaya açıkça aykırı olan kriterlerin değişmesi için her türlü yasal yola başvurmaktan kaçınmayacağız. Bakın; şampiyon olduğumuzda, ancak kriterlere 500 bin dolar ilave ediliyor. Peki soruyorum; şampiyon olan takımın hakkı 500 bin dolar mıdır? Yoksa çok daha fazla mıdır” diye konuştu.
“TFF KENDİ YETKİ VE ORGANİZASYONUNDA DOĞAN VE DOĞACAK TÜM ZARARLARDAN DOĞRUDAN SORUMLUDUR”
“Biz Fenerbahçe olarak ‘Havuz bozulsun’ demiyoruz” diyen Yıldırım, “Havuzun bozulmasını kim ya da kimler istemiyorsa, öncelikle Fenerbahçe’nin hakkını teslim edecekler. Bunun yolu da çok basit. Önce araştıracaklar. Havuzda olmayan bir Fenerbahçe’nin yayın geliri ve değerini tespit edecekler. Bakın bu konuda biz rakam ve oran vermiyoruz. Devletin resmi kuruluşlarının imkanlarına sahipler. Lig TV ve Digiturk TMSF’nin elinde. Bu değerlendirmeyi en iyi şekilde yapabilecek durumdalar. Aslında onlar bu değeri biliyor ve kabul ediyorlar da. Örneğin; Digiturk, ’En fazla Fenerbahçeli var’ söylemini açıkça dile getiriyor. ’Evet, payınız azalıyor, haklısınız. Sizin hakkınız bu değil.’ şeklinde gerçeği de açıkça ortaya koyuyorlar ancak TFF gereğini yapmıyor ama bu devran böyle gitmez. Ben kulüp olarak yayından almam gereken hakkı alamayıp bütçemde açık vereceğim, bankalardan para alacağım ve bir de haklı olduğum söylenmesine rağmen, bunun gereği yapılmayacak. Bu mümkün değil. Hemen aklıma gelen bir çözümü söyleyeyim: Lig TV dekoder satarken üye olana ’Hangi takımı tutuyorsunuz?’ diye soracak ve ona göre ödeme yapacak. Kriteri de gelip bu satışlara göre belirleyecek. Sonuç olarak yayın gelirleriyle ilgili paylaşımı dekoder satışına göre TFF yapacak ve kulüplerin değerleri bilinecek, bu değerler kendilerine verilecek. Kaldı ki; TFF’nin yayın ile ilgili kulüpler adına kullandığı yetki, talimatlar uyarınca sadece kulüplerin yararına olarak kullanılabilen yetkidir ve TFF kendi yetki ve organizasyonunda doğan ve doğacak tüm zararlardan doğrudan sorumludur” şeklinde konuştu.
“PASSOLİG DE ŞU ANDA TÜRK SPORUNA ZARAR VERİYOR”
İddaa ve Passolig hakkında da açıklamalarda bulunan Aziz Yıldırım, “İddaa’nın pazar payı yaklaşık 4 milyar Dolar. Peki spora katkıları ne kadar? Biz geçtiğimiz yıl bütün amatör branşlar dahil olmak üzere toplam 12,5 milyon TL para almışız. Yani 6 milyon Dolar. Şimdi soruyorum: Fenerbahçe isminin marka değeri ve İddaa’daki pazar payı 6 milyon Dolar mıdır? Niyetim asla küçümsemek değil ama ticari açıdan bakarsak Fenerbahçe’nin marka değeri ile İddaa’dan aynı parayı alan herhangi bir Anadolu kulübünün ticari marka değeri eşit midir? Hele hele TFF’ye yapılan ödeme direkt isim hakkı üzerinden yapılmaktayken. Şimdi size soruyorum: Passolig’e neden geçildi? Tribünleri bu tip zarar verenlerden arındırmak için. Peki şu andaki uygulama nedir? Tribünlerin tamamı kapatılıyor. Oh ne güzel! Okullar olmasaydı, milli eğitimi yönetmek ne kolaydı! Bu uygulamalarla maalesef Passolig de şu anda Türk sporuna zarar veriyor. Tüm statlar boş ve statların boş olmasının çok önemli bir sebebi; Passolig. Konuşuyoruz bizim derneklerle, şubelerle. Diyorlar ki; ’Passolig almamış taraftarlar.’ Soruyoruz ’Niye almıyorsunuz?’, Cevap; ’Fişliyorlar.’ Bir de ’İşlemler çok zor’ diyorlar. Bu kadar sıkıntı ve eziyet çektirdiği futbol taraftarına bir de potansiyel kredi kartı müşterisi gözüyle bakıyor. Passolig sahiplerini arayarak bugüne kadar spora hiçbir katkısı olmayan ve tanınmayan bir bankanın kredi kartını almaya zorluyor insanları. Oysa ki Passolig’in amacı ve çıkış noktası sadece E-bilet uygulamasına yönelikti. Kaldı ki bu uygulamayı kulüpler de layıkıyla yapabilir ve murad edilen eğer buysa çok da olumlu sonuçlar alınabilirdi. Ama görüyoruz ki; Passolig’den murad edilen şey sadece bu değilmiş. Unutulmamalıdır ki; futbolda şiddet ve düzensizliğin önlenmesi adı altında kredi kartı organizasyonu imza atmayı düşünenler varsa, ve bu kadar sıkıntı ve zarar bu yüzden yaşanıyorsa bunun bedeli çok ağır olur. Bir de çok bilenler (!) var. Passolig 2-3 tane televizyona reklam veriyor, reklam alan program yorumcusu konuşuyor, “Efendim” diyor; “İyi oyuncu almıyorsun. Ondan seyirci gelmiyor. Krasic’i alıyorsun, oynatmıyorsun, parayı harcıyorsun” diye yönetimi hedef gösteriyor. Oysa kendi patronu Passolig’den bana dert yanıyor. Önce sen git, bir patronuna sor. De ki; “Passolig’le ilgili ne düşünüyorsun?” Ondan sonra çık yorum yap” ifadelerini kullandı.
“YA TOPTAN SERBEST BIRAKACAK, YA DA TAMAMEN YABANCIYI YASAKLAYACAK”
Yabancı kuralı hakkında da açıklamalarda bulunan Aziz Yıldırım, “Açıkçası bu konu ile ilgili, TFF bize henüz tam detaylı bilgiler gelmedi, inceleyemedik. Fakat basından edindiğimiz bilgi ve duyumlarıma göre; 14. yabancı futbolcu için Federasyon 2 milyon TL alıyor. 8 yabancı futbolcu için Federasyona 670 bin TL ödedikten sonra eğer yabancı futbolcu alımına gideceksen kademeli olarak bir artış söz konusu. Tüm yabancı opsiyonunu kullanıp 14. yabancı futbolcuyu kadrona dahil edersen 2 milyon TL; toplamda ise 14 yabancı transferi için 5 milyon 670 bin TL TFF’ye ödeyeceksin. Sen kulüplere hem “Para harcama” diyorsun, öte yandan “Şu kadar futbolcu alırsan ben senden şu kadar para isterim” diyorsun. Ayrıca kulüp almış genç bir oyuncu 300 bin liraya, Federasyon bu oyuncu için 2 milyon istiyor, iş mi yani bu! O zaman yasakla, 10 kişide sınırla. Federasyonun yapacağı iş şu: Ya toptan serbest bırakacak, ya da tamamen yabancıyı yasaklayacak. Bu kadar kolay bir şeyi bu kadar zor hale sokuyorlar. Ya serbest olur, kriter olmaz, ya da yabancı yasaklanır. “Ben bu sene böyle deneyeceğim bakalım ne oluyor?” demekle olmaz. Yarın yine karar değişirse o 14 yabancı ne olacak? Türk futbolunun bu kadar gayrı ciddi ve günlük kararlarla yönetilebileceğini düşünenler çok yakında fena halde yanıldıklarını anlayacaklar” dedi.
“EN BÜYÜK AVANTAJIMIZ TAKIM İÇİNDEKİ OYUNCULARIN HEPSİNİN ŞAMPİYONLUĞA İNANMALARI”
Fenerbahçe’nin durumunu da değerlendiren başkan Yıldırım, “İlk devre daha iyi bir puan toplayabilirdik” diyerek şunları söyledi:
“Eskişehir ve Akhisar maçlarında kaybettik. O iki maçta en azından 4 puan alabilirdik, en azından içerideki maçımızı alabilirdik, yani 3 puan daha ilave edebilirdik. 3 puan daha alabilseydik, geçen sezon elde ettiğimiz puanın üstüne çıkardık. Önemli değil. Şimdi avantajımız var. Bazıları yine konuşmaya başladı “Avantaj yok” vs. diye... Geçen sene tersi olanlar için “Avantaj var” diyorlardı. Bizim şu anda avantajımız var. En büyük avantajımız ise; takım içindeki oyuncuların hepsinin şampiyonluğa inanmaları ve bu yolda kenetlenmeleri bu birincisi. Takımın oyuncu kalitesi yüksek. Biz mevcut kadromuza Diego’yu dahil ettik, o da katkı vermeye başladı, daha da verimli olacak. Emenike’nin performansı daha üst düzeylere gelecek. Sow da gelince bizim takım tamam. Onun için bizim özellikle deplasmanlarda muhakkak kazanmamız lazım. İkinci yarının 8. haftası sonunda derbi maçlarımızı kazandığımız takdirde, şampiyon olur 4. yıldızı garantileriz. Ama şunu yürekten söylüyorum ki çok karakterli ve kaliteli bir takımımız var… Ve bu taraftarın bu yolda onları ve bizleri yalnız bırakma lüksü olmamalı. Bu sene Fenerbahçe’nin rakipleri ile arasındaki fark açısından kırılma noktası. Tıpkı Denizli’de Fenerbahçe’ye yaşatılanlar gibi... Tıpkı elimizden alınanın sadece bir şampiyonluk olmadığı gibi... O yüzden çok sayıda rakibimiz olacak. Bu yüzden her şeye rağmen bir olmalıyız. Çok güçlü olmalıyız.”
“PROJENİN ANA AMACI EKONOMİK ANLAMDA KULÜBÜ BÜYÜTMEK”
‘Hedef 1 Milyon Üye’ projesi hakkında da bilgi veren Aziz Yıldırım, “Fenerbahçe bir marka. Bugün Real Madrid, Manchester United, Barcelona’ya ‘Dünya kulübü’ diyoruz. Yani asıl dünya kulübü bu saydığımız kulüpler. Diğerlerini katarsak kendimizi kandırırız. İşte amaç; bu kulüpler seviyesine gelebilme. Fenerbahçe’nin bu potansiyeli var. Çünkü Fenerbahçe’nin şu anda 250 milyon dolar bütçesi var. Bu 250 milyon dolar bütçe, hemen hemen 200 ila 220 milyon Euro’ya denk geliyor. Oysa söz ettiğimiz büyük takımların bütçesi 500 ile 550 milyon Euro arasında, daha yeni açıklanan rakamlar. Ancak bizim bütçemizin içinde amatör şubeler de var. Saydığımız kulüplerde böyle bir şey yok, bütçelerinin tamamı futbola. Bizim futbol olarak bütçemiz 150-160 milyon Euro civarında. Hedefimiz bu rakamları en azından 300’lere 350’lere çıkartmak. Bütçe 350 milyon Euro’lara gelirse, o zaman biz bu büyük takımlarla başa baş oynamaya, mücadele etmeye başlarız. Daha iyi ve yıldız oyuncular alır, kapasitemizi artırırız. Belki 10 tane almayız da, 3 futbolcu alırız fakat iyi ve pahalı oyuncu alırız. Böyle kalırsak biz ancak yeni parlayan ya da yaşlı oyuncu alırız. Bizim alıp burada parlatalım, ondan sonra yüksek fiyatlara satalım” diyebileceğimiz veya “Bak, bu çok iyi oynuyor, yıldızlaşacak 22-23 yaşında ama 30-35 milyon” diyebileceğimiz bir futbolcu alma durumumuz yok. İşte bu “Hedef 1 Milyon Üye” gibi projelerle bu gücümüz olacak. Projenin ana amacı; ekonomik anlamda kulübü büyütmek, tabana yaymak, bütün Fenerbahçelilerin sahip çıkacağı bir organizasyon yapmak. Türkiye’de, belki de Dünya’da en önemli demokratik hareket bu” değerlendirmesini yaptı.
“TEMSİLCİ ÜYE AMA SEÇİLME HAKKI VAR”
“Bu proje şunu da getiriyor; temsilci üye ama seçilme hakkı var” diyen Aziz Yıldırım, “İsterse yönetime aday olur. Kısacası delege seçilirse yönetime de girer, başkan da olur. Kimse de bir şey yapamaz. Yani çoğulcu bir demokrasi ortamı yaratıyoruz, tabana yayıyoruz. Özetle temsilci üyeler de şu anda bulundukları şubede delege seçildiği takdirde, Genel Kurul’da oy kullanabiliyor. Ancak her temsilci üye, benim gibi, normal üye gibi her türlü haktan, Fenerbahçe’nin haklarından, tesislerinden her şeyden faydalanıyor” açıklamasında bulundu.
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner321

banner326

banner327