Bursalı Zülal'in ölümünde korkunç şüphe

Bursalı Zülal'in ölümünde korkunç şüphe

Korkunç olay 19 Aralık 2017 tarihinde, İzmir’de meydana geldi. Özel üniversitede Sanat ve Tasarım Fakültesi Grafik Tasarım Bölümü’nde okuyan Günhan Öztürk ile Ege Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü öğrencisi Zülal Tütüncü, bir barda eğlendikten sonra Öztürk’ün evine gitti. Burada çıkan tartışmada Günhan Öztürk, babasına ait büyük bıçağı, genç kızın boynuna ve omzuna sapladı. Zülal Tütüncü olay yerinde yaşamını yitirirken, polisi arayan Öztürk, teslim oldu. İfadesinde suçunu itiraf eden; ancak tartışmanın neden çıktığı konusunda bilgi vermeyen Günhan Öztürk, sevk edildiği adliyede çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

Üniversiteli Zülal Tütüncü’nün cenazesi ise İzmir Adli Tıp Kurumu’nda yapılan otopsiden sonra Bursa’dan gelen ailesine teslim edildi. Tütüncü’nün cenazesi, götürüldüğü Bursa’da toprağa verildi.

ANNE VE BABA İFADE VERDİ

Günhan Öztürk ile ilgili savcılık soruşturması tamamlanırken, tutuklu sanık hakkında, ’kasten adam öldürmek’ suçundan İzmir Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Gelecek hafta yapılacak ilk duruşma öncesi anne Bedriye ve baba İsmail Tütüncü, Bursa 7’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde avukatları Rauf Kutlubay, Oğuzhan Kutlubay, Esra Akdarıcı, Pınar Uyar ve Emine Sayılı’nın eşliğinde ifade verdi. Kızının İzmir’de üniversite eğitimi görürken, devlet yatılı yurdunda kaldığını anlatan İsmail Tütüncü, şunları söyledi

"Zülal, arkadaşlarıyla buluşacağı günlerde ya da onlarda yatılı kalacağı zaman bize her seferinde haber verirdi. Olay günü beni cep telefonu ile arayan eşim, kötü bir şey olduğunu ve eve gelmemi söyledi. Geldiğimde ağlıyordu. Çok kötü durumdaydı. Yavruma kötü bir şey olduğunu anladım. Hemen İzmire gittik. Burada bizi Adli Tıp Kurumu morguna götürdüler. Kızımın cesedini bize teslim ettiler. Orada herhangi bir ifademiz alınmadı. Bizi o zamana kadar hiçbir adli makam aramadı. Kızımı Bursa’da toprağa verdikten 3 gün sonra İzmir Cinayet Büro’dan polisler bizi arayarak, İzmir'de neden ifade vermediğimizi sordu. Bizi kimse çağırmadı ifade vereceğimizi bilmiyorduk. Kendi derdimizle uğraşıyorduk. Birkaç gün sonrasında İzmir'e giderek Emniyet Müdürlüğü’nde ifade verdik. İfadeden sonra bize kızımızın eşyalarını teslim ettiler. Kızımın alkol ve uyuşturucu gibi kötü alışkanlığı yoktu. Daha önce ailemizin husumet yaşadığı biri de yoktu. Biz sanığı tanımıyoruz."

'İNTERNETTE FOTOĞRAFLARINI GÖRDÜM'

Anne Bedriye Tütüncü ise "Biz, olay günü ablamla beraber kurstaydık. Ablamın eşi televizyonda haberleri izlerken görmüş, bize telefon etti. Bunun üzerine kızımı telefonla aradık; ancak cevap vermedi. Mesaj attık, yine yanıtı gelmedi. Eve geldim. Olayın doğru olup olmadığını öğrenmek için internete girdiğimde kızımın fotoğraflarını gördüm. Bu esnada eşim eve geldi. Evde arkadaşlarım da vardı. Kızımın yaşadığı umuduyla hastaneye doğru yol alırken, bizi morga götürdüler. Burada kızımı teşhis ettik. Sanıktan şikayetçiyiz" dedi.

AVUKAT: SATANİSTÇE RİTÜEL İZLENİMİ

Tütüncü ailesinin avukatlarından Esra Akdarıcı da cinayete ilişkin "Zülal’in ailesinin ve sevenlerinin yüce yargıdan beklentisi, sanığın en ağır cezaya çarptırılması. Ayrıca Zülal’in öldürülmesi ve katilin yaşam tarzı gibi göstergeler, bu cinayette satanistçe bir ritüel olduğu izlenimini uyandırmaktadır. Adli soruşturma aşamasında gerekli araştırmalar tam yapılmamış ve maktulün ailesine ilişkin bazı sorular cevapsız kalmıştır. Yargılama aşamasında bu konuların da açığa çıkacağını ümit ediyoruz" diye konuştu.