banner333

Demirtaş’tan Olaylara İlişkin Açıklama

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Türkiye’de son 3 gündür yaşanan olayları ve son siyasi gelişmeleri değerlendirdi.Olayların Varto’da bir gencin ölmesi ile birlikte şiddetlendiğini, daha sonra sokaklara sivil karanlık kişilerin...

Demirtaş’tan Olaylara İlişkin Açıklama
HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Türkiye’de son 3 gündür yaşanan olayları ve son siyasi gelişmeleri değerlendirdi.
Olayların Varto’da bir gencin ölmesi ile birlikte şiddetlendiğini, daha sonra sokaklara sivil karanlık kişilerin çıktığını savunan Demirtaş, şiddetin karşılıklı olarak sonlandırılması yönünde çağrı yaptı.
Halkların Demokratik Partisi (HDP), Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Demokratik Toplum Kongresi (DTK) ve Halkların Demokratik Kongresi’nce (HDK), IŞİD’in Kobani’ye saldırılarını nedeniyle başlayan olaylara ve son siyasi gelişmelere ilişkin ortak basın toplantısı düzenlendi. DTK binasındaki toplantıya, HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ, DTK Eş Başkanı Selma Irmak, DBP Eş Başkanları Emine Ayna ve Kamuran Yüksek katıldı. Toplantıda konuşan Demirtaş, son 3 gündür bölgede yaşanan olaylarda hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yaralananlara ise acil şifalar dilediklerini belirtti.
"OBJEKTİF TESPİTLERDE BULUNULMALI"
Yaşanan olaylara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Demirtaş, olayların yaşandığı noktaya nasıl gelindiğinin doğru analiz edilmesi gerektiğini belirterek, ön yargılardan arındırılmış, objektif ve vicdani bir şekilde tespitlerde bulunulmazsa yarın nereye gidileceğinin doğru bir şekilde kestirilemeyeceğini ifade etti. Her şeyden önce Ortadoğu’nun yaşadığı bu kaos ortamında olayların HDP yüzünden yaşandığını savunularak, dosyayı kapatanların hata yapmış olacaklarını kaydeden Demirtaş, “Yaşanan olaylar, ‘HDP’nin çağrısının sonucuydu’ demek, olup bitenlerden bir şey anlamamış demektir. Her şeyden önce iki yıla yakın bir süredir Sayın Abdullah Öcalan’ın çağrısı ile Türkiye’de başlayan bir demokratik çözüm ve barış süreci var. Ve haklı olarak Kürtler başta olmak üzere Türkiye halkları bu süreci gönülden desteklediler ve hızlı bir şekilde adım atılmasını istediler. İki yıldır sürecin oyalamalarla geçiştirilmesi tepkilere neden oluyordu. Sürecin yarattığı beklentili ruh halini unutmamak lazım” dedi.
"KOBANİ’DE YAŞANANLAR İÇ MESELEMİZDİR"
Suriye’de yaşanan iç savaşın neredeyse 3’üncü yılını geride bıraktığına dikkat çeken Demirtaş, savaşın başladığı günden bu yana Türkiye hükümetinin Suriye politikasını eleştirdiklerini kaydetti. Bu politikanın Türkiye’de kırılmalara yol açtığını, Kürtleri, Ermenileri ve diğer halkları ötekileştirdiğini anlattıklarını ifade eden Demirtaş, “Bu yaklaşımın doğru olmadığını, Suriye’deki bütün etnik kimliklerin, mezhep ve inançların desteklenmesi gerektiğini belirttik. Ancak hükümet, orada yaşayan halkları partisine göre ayırdı. Bunların hepsi yaşanırken Türkiye’ye yansımaları oldu. Toplumda kırılmalar yaşandı. Dönemin başbakanı sayın Recep Tayyip Erdoğan yaptığı açıklamalarda ‘Suriye bizim iç meselemizdir. Biz Suriye’de yaşananları başka bir olay gibi değerlendiremeyiz’ dedi. Dönemin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, ‘Suriye’de yaşananlar kayıtsız kalacağımız olaylar değil, iç meselemizdir’ dedi. Ama mesele Kobani olunca ‘başka bir ülkede yaşanan bir meseleyi niye iç meselemiz haline getiriyorsunuz?’ dendi. Suriye’de yaşananlar iç meselemizse Kobani’de yaşananlar da evimizin iç meselesidir. İşte bu ayrımcı tutumlar kırılmalara yol açtı" diye konuştu.
"TÜRKİYE’NİN POLİTİKASI KIRILMALAR YARATTI"
Özgür Suriye Ordusu’na (ÖSO) 2 bine yakın TIR’la silah gönderildiğini ileri süren Demirtaş, "Bunların bir kısmının El Nusra ve El Kaide bağlantılı çetelerin eline geçtiği, IŞİD’in kullandığı silahların bir kısmının uluslararası destek adı altında Türkiye’den giden silah olduğu tartışması yaratıldı. Kobani’ye gelince bir insanı yardım TIR’ının bile gönderilmesi için onlarca görüşme yaptı. ‘ÖSO’ya nasıl 2 bin TIR gönderildiyse, hangi yasayla, hukukla gönderildiyse, Kobani’ye de öyle gönderilsin’ dedik. Ancak müsaade etmediler. Türkiye, El Nusra çeteleri bir yılı aşkın süre Rojava’ya saldırırken tavır koymadı. PYD’yi Esad’la işbirliği yapmakla suçlayıp, IŞİD’e, El Nusra’ya sessiz kaldı. Bu halkta duygu kırılmaları yarattı. Sadece Kürtler değil, bütün Türkiye bunu izledi. Daha sonra IŞİD, uluslararası bir proje çerçevesinde 4 saat içinde Musul’u işgal etti. Oraya, ‘IŞİD gelsin el koysun’ diye bırakıldığı anlaşılan bütün toplara ve tanklara el koydu. 100 yıldır çözülmeyen Musul sorunu 4 saatte çözülmek istendi. IŞİD oradan elde ettiği silahlarla binlerce Ezidi Kürt’ü katletti. Binlerce Ezidi kadını öldürdü. Onbinlerce Ezidi kardeşimiz dünyanın dört bir yanına savruldu. Onbinlercesi halen burada zor şartlar altında yaşam mücadelesi veriyor. Kadınların durumundan kimsenin haberi yok. Aynı çete Mahmur, Erbil ve Kerkük’e yürüdü. Bütün bunlar yaşanırken Kürtler, Süryaniler, Aleviler, Türkmenler, Şiiler ciddi bir yardım görmedi. Bunların hepsi kırılmalar yarattı. Halklarımızın bütün bu emperyalist oyunlar sahnelenirken yalnız olduğunu hissetti. IŞİD’e karşı açık bir tavır görmedi halklarımız. Arkasında güçlü devletlerin ve Türkiye’nin olmadığını hissetti. Bunu hissettiren biz değiliz” şeklinde konuştu.
"KÜRTLERİN DEVLETİ OLDUĞUNU PRATİKTE GÖSTERİN"
IŞİD’in tüm bu yaşananların ardından son olarak Kobani sınırına dayandığını ve 25 gündür içeriye girmeye çalıştığını vurgulayan Demirtaş, şöyle konuştu:
"Dünyanın gözü önünde Kobani’ye girip oradaki insanların kellesini kesip, kadınları köleleştirip köle pazarlarında satma çağrıları yapıyorlar. ‘Kürtlerin kadınları bize helaldir’ diye fetva çıkarıyorlar. 25 yıldır halkımız orada görkemli bir direniş sergiliyor. Ve biz kendi hükümetimizle, vatandaşı olduğumuz ülkeyle ‘bu katliama da sessiz kalmayalım’ diye görüşme yapıyoruz. Çağrı yapıyoruz. Halkımız 25 gürdür 24 saat uyumadan IŞİD’e karşı tepkisini ortaya koyuyor. Ancak IŞİD’e karşı tek bir eleştiri bile yapmayanlar 25 gündür halkımızı orada gazlıyor, copluyor. Bunlar kırılmalar yaratıyor. Biz her şeye rağmen hükümetle görüşmeler yaptık. Çözüm zeminini güçlendirmeye çalıştık. Sayın başbakana bu süreçleri dilimiz döndüğünce anlatmaya çalıştık. Durumun kritik olduğunu, çok hassas olduğunu söyledik. Sayın başbakana, ‘Kürtlerin devleti yok diye mi sahipsizler?’ diye sorduk. Sayın Ahmet Davutoğlu, ‘hayır Kürtlerin devleti var, biziz’ dedi. Biz de ‘o zaman Kürtlerin devleti olduğunu pratikte gösterin’ ricasında bulunduk. ‘Kaboni’ye birlikte yardım edelim. Elele verelim. Hükümetle koordineli çalışalım’ dedik. IŞİD’e karşı 40 dünya ülkesi ile koalisyon yapabiliyorsunuz, kendi halkınızla da yapın. Kobani’yi beraber kurtaralım. Halklarımızın birlikte eşit yaşamını birlikte kuralım. IŞİD, Arap’a da, Fars’a da, Kürt’e de, Ezidi’ye de, Türkmen’e de tehdittir. Halen bu noktada olduğumuzu önceki gün suratça yaptığımız açıklamada da belirttik."
"TÜRKİYE’NİN GELECEĞİNİ KURTARACAK BİR HAMLE YAPTIK"
HDP olarak geçtiğimiz günlerde Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı yaptıkları saatlerde kendilerine acil bir telefon geldiğini vurgulayan Demirtaş, şunları kaydetti:
“IŞİD’in, Mürşitpınar’ı ele geçirmek olduklarını söylediler. Bütün gücü ile sınıra dayandığını söylediler. IŞİD’in 4 taraftan Kobani’yi kuşattığını söylediler. Biz de, ‘birazdan katliamlar başlayacak, tecavüz ve kelle kesme haberlerini göreceğiz’ dedik ve her siyasi partinin yapması gereken tutumu sergiledik. Halkımızı eyleme çağırdık. Türkiye’nin de geleceğini kurtaracak kritik hamleyi yaptık ve halkı eyleme çağırdık. Bizi bu noktaya getiren süreç budur. Gerek çağrımız sayesinde, gerekse kendini sorumlu hissederek insanlar sokağa çıkmaya başladı. Hiçbir yerde şiddet olmadı. Hopa’da da, İstanbul’da da, Ankara’da da, İzmir’de de, Yüksekova’da da, Diyarbakır’da da hareketlilik vardı. Ama hiçbir yerde şiddet kullanılmadı. Çünkü biz insanları silaha ve şiddete davet etmedik. Halkımız duyarlı davrandı. Kobani direnişine ses ve selam verdiler. Gece sabaha kadar eylem ve etkinliklerle dünyanın her yerinde Kobani sesi duyuldu. Bu sayede o gün hava saldırıları oldu ve Mürşitpınarı ele geçiremediler. Hareketlilik, ertesi gün de devam etti. Ardından, Varto’dan güvenlik güçlerinin bir genci katlettiğine dair haber geldi. O saate kadar ciddi bir şiddet eylemi olmamıştı. Hemen arkasından özellikle Batman’da karanlık sivil kişilerin silahla göstericilere ateş ettiği haberi geldi ve film koptu. Arkasından hükümetten şiddeti tırmandıran açıklamalar duymaya başlattık. Provokatörler devreye girdiler ve şiddet olayları arttı. Yağma, büst ve bayrak yakma olaylarıyla, görkemli halk duruşunu adli bir vakaymış gibi başka bir yere çekmeye çalıştılar. Şiddeti büyüten HDP’nin çağrısı ya da halkın gösterileri değildir."
"KOBANİ’Yİ DE KARDEŞLİĞİMİZİ DE KURTARALIM"
Gösterilerin yapıldığı saatlerde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sınıra yakın bir yere gelerek, ‘Kobani düştü, düşecek’ diyerek, insanların öfkesinin katlanmasına neden olduğunu savunan Demirtaş, “Halkın sayın Cumhurbaşkanından beklentisi Kobani’nin düşmeyeceğini ve halkın yanında olacağını söylemesiydi. Olaylar başladığında ülkenin bakanları misliyle cevap vereceklerini açıklıyordu. Biz yurttaşların sesini, taleplerini duyduk demek yerine ‘misliyle cevap vereceğiz’ diyerek şiddetin normal olduğu bir bakanının ağzından duyduk. Bütün bu açıklamalara rağmen biz, ‘sınıra gidip, orada hükümetle el ele durabiliriz’ dedik. ‘Gelin beraber IŞİD barbarlığına karşı mücadele edelim, Kobani’yi de, kardeşliğimizi de kurtaralım’ dedik. ‘Misliyle cevap verin’ demedik" ifadelerini kullandı.
"TÜRKİYE SURİYELİLEŞSİN DİYE UĞRAŞANLAR VAR"
Ortadoğu kaosunda yönün doğru bir şekilde bulunması isteniyorsa el ele verilmesi gerektiğini kaydeden Demirtaş, Kürtlerin, Alevilerin, Arapların, Ermenilerin bu ülkenin düşmanı olmadığını söyledi. Halkları birbirine karşı etnik çatışmaya sürükleyecek bir yaklaşımdan herkesin hızla uzaklaşması gerektiğini vurgulayan Demirtaş, sözlerine şöyle devam etti:
"Türkiye Suriyelileşsin diye uğraşanlar var. Biz onlardan değiliz. Biz Türkiye gerçek bir demokrasi, barış ve kardeşlik ülkesi olsun diye uğraşanlardanız. Elbette Kobani de halen kritik saatler yaşıyor. Haklarımız Kobani ile dayanışmasını göstermelidir. Ama asla şiddet eylemlerine kimse yönelmemelidir. Gösteri ve protesto hakkını kullanırken hiçbir yerde şiddet uygulamamalı. Herkes bu konuda dikkatli ve duyarı olmalıdır. Bugün işçiler, memurlar, emekçiler grevleri ile Kobani’ye destek oluyor. Bugün Türkiye’nin birçok yerinde farklı kimliğe sahip insanlar tavırlarını ortaya koyuyor. Hem Kobani’deki durum hem de çözüm sürecini doğru bir rotaya oturtmak için diyaloğa hep açık olduk, olmaya devam edeceğiz.”
"KATLİAM TEHLİKESİ ORTAYA ÇIKMIŞTIR"
Parti yöneticilerinin bu sabah Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan ile görüşme gerçekleştirdiklerini anımsatan Demirtaş, “Kobani eylemlerine hiçbir yerde müdahale yapılmamalı. Şiddet karşılıklı olarak durmalı. Çok ciddi bir katliam tehlikesi ortaya çıkmıştır. Bunu önlemenin yolu beraber hareket etmekten geçer” dedi.
"ABDULLAH ÖCALAN İLE BAĞLANTI KURDUK"
Abdullah Öcalan ile dün gece bağlantı kurma imkanı bulduklarına da dikkat çeken Demirtaş, “Kendisinin de bu katliam tehlikesine karşı bütün taraflara diyalog çağrısında bulunduğunu söylemek istiyoruz. Başka parti mensuplarıyla ciddi çatışmalar yaşandı. Bütün partilere duyarlı olma çağrısı yapıyoruz” diye konuştu.
"SORUMLUSU ULUSLARARASI GÜÇLER OLACAKTIR"
Kobani’de katliam yaşanırsa sorumlusunun uluslararası güçler olacağını söyleyen Demirtaş, sözlerini şöyle sürdürdü:
"IŞİD’e silah veren, halklara bela eden sizlersiniz. Ne Kobani’yi Kürtleri, ne Telafer’i Türkmenleri, ne Ninova’yı Süryanileri ne Arapları bu katliam karşısında yalnız bırakamazsınız. Hükümet de akılla, mantıkla, diyalogla sorunları çözmek için pratik adımlar atmalıdır. Birbirini suçlayarak, hakaret ederek zaten oluşan duygu kırılmasını kimse derinleştirmemelidir. Kardeşliğimizin, geleceğimizin eşit adil bir yaşamın temelleri ciddi bir şekilde sarsılıyor. Buna izin vermeyelim. Gelin dayanışmayı sürdürelim. Kobani, Türkiye için tehdit değildir. Kaboni’yi beraber kurtaralım ki geleceği birlikte kuralım.”
"KOBANİ’YE SOMUT BİR ŞEKİLDE YARDIM EDİLMELİ"
Daha sonra, basın mensuplarının sorularını da yanıtlayan Demirtaş, şunları söyledi:
"Kaboniye sahip çıkmanın çok değişik yol yöntemi var. Fakat Kobani’ye somut yardım ulaşamazsa onun adı Kobani’ye yardım olmayacak. Önemli olan Kobani’ye yardımın yapılacağı ve Türkiye’nin de bunun arkasında olduğunun yurttaşlarımız tarafından görülmesidir. PYD’nin talepleri ve bizim ortaya koyduğumuz öneriler biliniyor. Bunların hepsi tartışılabilir. Türkiye dışında başka kanal yok. Bu kanalın da açılması için biz diyalog yöntemini kullanacağız. PYD’nin beklentisi talebi neyse ona göre hareket edilmesinde fayda var. Herkes buna göre davranırsa sonuç alınacağına inanıyorum.”
Türkiye’nin kesinlikle Suriye savaşından uzak durması gerektiğini de anlatan Demirtaş, “Türkiye’nin Oradaki yerel grupları destekleyerek, IŞİD’e karşı duracağı pozisyonu sağlaması lazım. Süreci de biran önce canlandırmamız, halktaki çözüm ve barış umudunu canlandırmamız lazım" şeklinde konuştu.
Demirtaş, basın toplantısının ardından, kentin çeşitli bölgelerinden kortejler oluşturarak, DTK binası önüne kadar yürüyen kitleye hitaben de konuştu. Benzer açıklamalarda bulunan Demirtaş, şiddet eylemlerine bulaşılmaması gerektiğine dikkat çekerek, sağduyu çağrısı yaptı.
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner321

banner322

banner326

banner327