Kars Kamer Vakfı Kadına Şiddeti Değerlendirdi

KAMER Vakfı Kars Temsilcisi Berna Karaca, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin 23 ile ilçelerinde KAMER Vakfı’nın kadına şiddet konusunda yaptığı derlendirmeleri kamu oyu paylaştı.25 Kasım ile Başlayan Kadına Yönelik Şiddete Karşı...

Kars Kamer Vakfı Kadına Şiddeti Değerlendirdi
KAMER Vakfı Kars Temsilcisi Berna Karaca, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin 23 ile ilçelerinde KAMER Vakfı’nın kadına şiddet konusunda yaptığı derlendirmeleri kamu oyu paylaştı.
25 Kasım ile Başlayan Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Ve Dayanışma Haftasında Kısa Bir Değerlendirme yaptıklarını ifade eden Karaca, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinin 23 il ve ilçelerinde sokak sokak, köy köy gezerek çalışan KAMER ekibinin elde ettiği verilerden derlenmiş bilgileri şöyle sıraladı.
“KADINA YÖNELİK ŞİDDET”
KAMER’in kurulduğu 1997 yılından bu yana kadınların tümünün şiddet türlerinden en az birini yaşadığını söylemekteyiz. Yani bütün kadınlar zaten şiddet yaşıyordu. Ama şiddet konusundaki ilk kabul kadınlardan kaynaklanıyordu. Çoğunlukla şiddeti tanımıyor ya da kadın olmanın doğal bir uygulaması olarak algılıyorduk. Bu tespit nedeniyle yıllar boyunca öncelikle kadınların şiddet konusunda farkındalık yaşamalarını, şiddetten kurtulmak için çaba harcamalarını sağlamak üzere çalıştık. 2008-2009 yıllarında yapılan iki ayrı şiddet araştırması kadınların %90’ının “haklı şiddet yoktur” dediğini göstermektedir.
Bugün görünür olan şiddet zaten vardı. Yapılan çalışmalar sonucunda kadınlar şiddeti saklamamaya, şiddetten kurtulmak için destek almaya başladılar ve gizli yaşanan, saklanan şiddet görünür olmaya başladı. Görünür olan şiddet hepimizi ürkütse de olumlu bir gelişmedir. Kadınlar korku duvarını aşıp, resmi kurumlara yaptıkları başvuruların onları yeterince koruyacağına güven duydukça destek alma oranı artacak, şiddetin gerçek boyutunu görmemiz mümkün olacaktır.
Ayrıca hak aramaya başlayan kadınların yeni şiddetler yaşaması da ne yazık ki kaçınılmaz görünüyor.
NAMUS ADINA İŞLENEN CİNAYETLER VE KADIN CİNAYETLERİ
Namus adına işlenen cinayetler aile üyelerinin karar aldığı, ölüm şeklini, yerini ve cinayeti işleyecek kişiyi belirlediği cinayetlerdir. Son yıllarda azmettiricilerin de cezalandırıldığı davalar söz konusu oldu. Namus adına işlenen cinayetler konusunda TCK’da yapılan değişikliklerin caydırıcı etkisi olduğunu söyleyebiliriz. Ancak Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden gelen cinayet haberlerini hep birlikte izliyoruz.
2014 YILI İÇİNDE 260 KADININ ÖLDÜRÜLDÜĞÜNÜ TESPİT ETTİK
Bu kadınlardan yaklaşık %20’si koruma kararı almış kadınlardı. Koruma kararı aldıran kadınların kimlik değiştirme/karartma gibi uygulamalardan yararlanamadıkları, görevlendirilen bir polis ile birlikte açık hedef haline geldikleri izlenmektedir. İstanbul Adliyesinin girişinde bir kadını korumakla görevli polisin öldürüldüğüne tanık olduk.
Şiddet yaşayan, boşanma kararı almış, koruma isteyen tüm kadınlar hayatları boyunca ciddi bir şekilde korunmalıdır.
“ERKEN VE ZORLA YAPILMIŞ EVLİLİKLER”
1997 yılında %52 olan erken evlilik oranı istikrarlı bir şekilde düşüş göstermiş 2013 yılında %33’e gerilemiştir. Son 5 yıl içinde yaptırılan evliliklere bakıldığında erken evlilik oranı %30’un altında görünmektedir.
Ebeveynlerin kararıyla yapılan erken evlilikler aynı zamanda zorla yaptırılmış evliliklerdir.
Erken ve zorla yaptırılan evlilikleri hızlı bir şekilde engellemek mümkündür. Bunun için cezai yaptırımların uygulanması ve resmi kurumlarla kadın kuruluşlarının iş birliği halinde çalışması gerekmektedir.
“YOKSULLUK”
3 yıl içinde örgütlü olduğumuz 23 ilde illerin kenar mahallelerinde 164.206 hane ziyareti gerçekleştirdik. Gördüğümüz en büyük sorunlardan biri yoksulluktu.
TÜİK’in 2013 yılı için belirlediği yoksulluk ve açlık sınırları ve hanede yaşayan ortalama kişi sayısının 6 olduğu dikkate alındığında bu ailelerin %92’sinin açlık sınırında ya da açlık sınırının altında bir gelirle yaşadıkları görülmektedir.
Ayrıca gelir olarak belirttikleri girdinin büyük kısmı engelli, yaşlı bakımı, eğitim yardımı gibi sosyal yardımlardan oluşmaktadır.
Gelir dağılımındaki dengesizlik bölgeler arası eşitsizliği her geçen gün arttırmaktadır.
Kadınlar çalışmak, üretmek aile bütçelerine katkıda bulunmak istiyorlar. Kadınlar için istihdam alanları yaratılmalı, gönül rahatlığı ile çalışabilmeleri için çocuklarını bırakabilecekleri kreşler açılmalıdır.
“EĞİTİM”
Kız çocuklarının okullaşma oranı Cumhuriyet tarihi boyunca ilk kez %100 lere ulaşmış bulunmaktadır.
Kız çocuklarının okullaşma oranı Erzurum, Ağrı, Kars, Iğdır, Adıyaman, Diyarbakır, ve Mardin’de %100 iki bölgenin diğer illerinde ise %99’un üstüne çıkmış durumdadır.
Son derece sevindirici bu gelişmenin son yıllarda verilen eğitim yardımı ile ilişkili olduğu açıktır. Kız çocuklarının 2. ve 3. dört yıllık dilimlerde de eğitimlerine devam etmesini sağlamak için teşvik edici çalışmalar yapmak gerekmektedir.
Örneğin eğitim yardımı kız çocukları için kademeli olarak arttırılabilir.
25 yaş üstü kadınlarda okuma yazma bilmeyenlerin oranı %50’ler civarındadır. Bu yaş grubu kadınların da okuryazar olmasını sağlayacak çalışmalar planlamak önemlidir.
“MİRAS HAKKI”
Kadınların %65’i mirastan hiçbir şekilde pay almamaktadır. Kadınların mirastan pay istemesi ayıp sayılmakta, buna yeltenen kadınlar dışlanmakta, cezalandırılmaktadır.
Mirastan pay alabildiğini söyleyen kadınların %75’i Medeni Kanunun dayanak alındığını %25’i ise geleneksel uygulamaların dayanak alındığını belirtmiştir.
Kadınların Medeni Kanun’a uygun olarak mirastan eşit pay almaları cinsiyet eşitliğine giden yolda önemli bir gösterge olacaktır.
SAVAŞLAR, ÇATIŞMALAR
Dört bir yanımızda yaşanan savaş ve çatışmalar en fazla kadınları vurmaktadır. “Haklı Şiddet Yoktur” ilkesini unutmadan, evlerinde yaşarken vahşi İŞİD terörüne maruz kalan halkların bu gün vermekte olduğu yaşam mücadelesini meşru müdafaa olarak görüyor ve bu mücadeleden kazanımla çıkmalarını,
Ülkemize ve başka ülkelere sığınmak durumunda kalanların bir an önce yurtlarına evlerine dönebilmelerini, yenidünya düzeni kurulmaktayken vermeye başladıkları onurlu mücadelelerine devam edebilmelerini diliyoruz.
Tüm sığınmacılar için elimizden gelen her türlü desteği sağlamaya çalışıyoruz.
AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANLIĞINDAN BEKLENTİLERİMİZ
Bir önceki dönemde Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı’nın çağrısı ve başkanlığıyla yılda iki kere toplanan ve etkili çalışmalar yapan Şiddet İzleme Komitesi yeniden toplanmalıdır.
2006/17 sayılı genelgenin uygulanması sağlanmalı, 6284 yasa tüm maddeleri ile uygulanabilir olmalıdır.
Koruma kararı alındıktan sonra başlaması gereken kimlik değiştirme, karartma gibi uygulamalara başlanmalı ve titizlikle uygulanmalıdır.
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı kadın kuruluşları ile diyalog içinde olmalıdır.
Kadınların şiddet yaşadığı, hak ve fırsatlardan eşit yararlanamadığı toplumlarda kalkınmadan söz edilemez. Demokrasinin yolu cinsiyet eşitliğinden geçer.
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner324

banner325

banner327