Kılıçdaroğlu “Türkiye vahşi kapitalizme teslim edildi''

Kılıçdaroğlu, CHP’nin algı değişikliği yaratması gerektiğini söyledi.

Kılıçdaroğlu “Türkiye vahşi kapitalizme teslim edildi''
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, vahşi kapitalizm düzeninden Türkiye’yi kurtaracaklarını belirtirken, yeni Parti Meclisi (PM) üyelerine, “Şu algıyı değiştireceğiz, ‘Biz söylüyoruz ama halk anlamıyor’.

Kimse kusura bakmasın sen anlatamıyorsun. Tepeden bakmazsan niye anlamasın. Yeri geldiği zaman kendimizi de en acımasız şekilde eleştirmek zorundayız” diye seslendi.

Kılıçdaroğlu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’e istifa çağrısında bulunurken, “Bozuk düzenin değişmesi lazım. Türkiye’yi içinde bulunduğu girdaptan çekip çıkarmak bizim sorumluluğumuz” dedi.

Kılıçdaroğlu, partisinin 18. Olağanüstü Kurultayı’nda seçilen PM’nin ilk olağan toplantısında şunları kaydetti:

* Türkiye'yi içinde bulunduğu girdaptan çekip çıkaracağız: Demokrasisi felç olmuş bir ülkede demokrasi şöleni gerçekleştirdik. Eğer, Türkiye’de demokrasi kan kaybediyorsa, bunu geri getirecek olan parti CHP’dir. Türkiye’yi içinde bulunduğu girdaptan çekip çıkarmak bizim sorumluluğumuz. Bu umudu vermeliyiz. Bu yönetimi Türkiye haketmiyor. Yaşam tarzlarına kimsenin müdahale etmediği, kimsenin ötekileştirilmediği bir Türkiye’yi yaratmak istiyoruz.

* Siyasal rüşvete teslim olan adaletten adalet beklenemez: 12 Ekim’de HSYK seçimleri var. Başbakan’ı ziyaret ediyorlar, özel rüşvet taleplerinde bulunuyorlar. Bütün savcılara sesleniyorum. Adalete saygı duyulacaksa o saygıyı önce siz duyacaksınız, siyasal rüşvete teslim olan bir adaletten adalet beklenemez. Adaleti güçlü kılmak istiyorsanız siyasal rüşvete karşı çıkacaksınız.

* AKP şimdi vesayetin ta kendisi: Dün 12 Eylül’dü, askeri darbenin yıldönümü. AKP, iktidar olmadan önce ve sonra hep vesayetlere karşı çıktığını söyledi. AKP, vesayetten şikayet etti, şimdi yeni bir vesayetin ta kendisi. Gelin darbe hukukunu değiştirelim dedik, kanun teklifleri verdik, reddettiler. Çünkü kurdukları vesayet sistemi vardı, 12 Eylül vesayet sisteminin hukuk altyapısına sarılmışlardı, onu kendi vesayetleri için tahkim ediyorlardı.

* Türkiye vahşi kapitalizme teslim edildi: Vesayet sistemini getirenler hukuku çalıştırmadıkları için insan hakları ihlalleri, kadına şiddet çıkıyor. Vesayetin yoğunlaştığı dönemlerde hukuksuzluk olur, bunun tipik örneği iş cinayetleridir. Türkiye ekonomik olarak Ortaçağ’ın vahşi kapitalizmine teslim edilmiştir. 2002-2014 arasında 15 bin 7 işçi iş cinayetlerinde öldü. İnsanın açıkca vahşi kapitalizme teslim edilip ölüme mahkum edildiği bir dönemi yaşıyoruz. Kendi karlarınızı daha çok artırmak için onları ölüme mahkum ediyorsunuz.

* Sanki muhafelet partisinin milletvekili: Bütün bu tabloyu taşeronlaşma dediğimiz sistem yaratıyor. Bu iktidarın bir Çalışma Bakanı var. 11 Eylül’de bir demeç vermiş... Beyefendi sanki muhalefet partisinin milletvekili. Bu kişi bakan, şikayetlerinin önlemini alması gereken kişi. Merak ediyorum o koltukta hangi gerekçeyle oturuyor. Şikayet etmek için mi önlem almak için mi? Samimi değil. Soma faciasından sonra yaşam odası kurulsun diye önerge verdik. O bakan kürsüde oturuyordu, önergeye ret oyu verdi. Onurlu bir insanın o görevi derhal bırakması ve istifa etmesi gerekir.

* Yaşam tarzı üzerinden siyaset yapanları aşağılacağız: Sistemi tetikleyen ana unsur AKP’nin izlediği ekonomi politikalarıdır. Bu düzeni kurmasına ve sürdürmesine karşın AKP iktidar oluyor. Asıl sorgulamamız gereken nokta bu. Nasıl oluyor da insan hayatını bu kadar ucuzlatan, insanı yok eden bir iktidar varlığını sürdürüyor. Temel nedeni kimlik siyaseti. Kimlik, inanç, mezhep, yaşam tarzları üzerinden insanları bölüyor. ‘CHP iktidara gelirse senin yaşam tarzına müdahale edecek’ diyor. Oysa biz asla müdahale etmeyeceğiz. Bu siyaseti toplumun genlerine şırınga ediyor ve kendi tabanını orada tutuyor. Hepimize düşen görev, kimlik, inanç, mezhep, yaşam tarzı üzerinden siyaset yapmayacağız, yapanları da aşağılayacağız.

* En büyük güç sensin: En büyük güç sensin ey halkım. Gücünün farkına varacaksın, seni aldatanlardan hesap soracaksın. Şu algıyı değiştireceğiz, ‘Biz söylüyoruz ama halk anlamıyor’. Kimse kusura bakmasın sen anlatamıyorsun, işsizliği anlatırsan inancına saygı gösterirsen niye anlamasın. Tepeden bakmazsan niye anlamasın. Anlar. Ona güveneceğiz ki o da bize güvensin.

* Öz eleştiri yapmak zorundayız: Halkımızın yeniliklere açık olduğunu düşünüyorum, statükoyu hep reddetmiştir halkımız. Hayatım boyunca statükoyu reddettim. Son 4 yılda en büyük değişimi yaşayan parti CHP’dir. Söyleminden tutun politikalarına kadar. Yeri geldiği zaman kendimizi de en acımasız şekilde eleştirmek zorundayız, özeleştiri yapmak zorundayız ki halk bize güvensin. Sofrası özgür olmayanın özgürlükten bir şey anlayacağını sakın düşünmeyin, kendisi açsa hangi demokrasiden söz edeceğiz. Bu vahşi kapitalizm düzeninden bu toplumu kurtaracağız, yaşam tarzlarına saygılı bir sosyal devleti yeniden inşa edeceğiz. En önemli adım halkı kazanmaktır, onun derdine bizim derman olacağımızı anlatmaktır.
 
Güncelleme Tarihi: 14 Eylül 2014, 09:41
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner324

banner325

banner327