Kimyasal yağmur paniği! Kimyasal riski var mı?

İstanbul Tuzla’da kimya fabrikasında 20 saat süren yangın sonrası kimyasal gazların açığa çıkması ve yağmurla birlikte zehirli kimyasalların yeryüzüne ineceğine yönelik kuşkular sosyal medyada paniğe neden oldu. AFET ve Acil Durum (AFAD) Yönetimi Başkanlığı başta olmak üzere uzmanlar bulguları değerlendirdi. Peki, Kimyasal yağmur mu yağacak? Kimyasal riski var mı? Uzmanlar yanıtladı.

Kimyasal yağmur paniği! Kimyasal riski var mı?

Tuzla’da 20 saat süren kimya fabrikasında 20 saat süren yangın sonrası kimyasal gazların yeryüzüne ineceği korkusu panik yarattı. Sosyal medya üzerinden yağmurla birlikte yangın sonrası açığa çıkan kimyasal gazların İstanbul ve çevresindeki 3 ili etkisi altına alacağı ile ilgili paylaşımlar yapıldı. Meteorolojinin “panik yok” açıklamasına AFAD ve uzmanlardan da destek geldi.

AFAD: “HALK SAĞLIĞINI TEHDİT EDEN HERHANGİ BİR DURUM YOK”

AFET ve Acil Durum (AFAD) Yönetimi Başkanlığı'ndan Tuzla'daki kimyasal fabrika yangınına ilişkin yapılan açıklamada, ölçümlerde olumsuz bir bulguya rastlanmadığı, olağandışı bir veri alınmadığı, atmosfere karışan kirletici emisyonların bu gece ülkemizi terk edeceği ve beklenen yağışlar nedeniyle olağandışı bir etki oluşturmayacağının öngörüldüğü bildirildi.

Açıklamada, "Olay yerinde dün ve bugün İstanbul ve Kocaeli AFAD KBRN ekipleri tarafından gerçekleştirilen ölçümlerde olumsuz bir bulguya rastlanmamıştır. Ayrıca Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Hava Kalitesi Ölçüm Sisteminde olağandışı bir veri alınmadığı bildirilmiştir. Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nden alınan bilgilere göre de yangın neticesinde atmosfere karışan kirletici emisyonların bu gece geç saatlere kadar ülkemizi terk edeceği ve Cuma günü beklenen yağışlar nedeniyle ülkemizin herhangi bir bölgesinde olağandışı bir etki oluşturmayacağı öngörülmektedir. Konu ile ilgili olarak Sağlık Bakanlığı'nda bir toplantı düzenlenmiştir. Toplantıya Tarım ve Orman Bakanlığı Meteoroloji Genel Müdürlüğü, İçişleri Bakanlığı AFAD, Sağlık Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve akademisyenler katılım sağlamıştır. Toplantı sonucunda bu olayla ilgili olarak halk sağlığını tehdit eden herhangi bir durum olmadığı anlaşılmıştır." ifadelerine yer verildi.

“ATMOSFERE SALINAN GAZLAR EGE BÖLGESİNE DOĞRU GİTTİ”

İTÜ Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Toros, yaptığı açıklamada, dumanın hızlıca 2 bin metre kadar yükseldiğini, bunun da uzmanlar açısından olumlu bir şey olduğunu ifade etti. Toros, yükselmeyen dumanın bölgede kalmasının insan sağlığı açısından daha büyük tehlike oluşturduğunu vurguladı.

Toros, yangının ardından İTÜ modelleme takımı verilerinde yaptığı incelemede, kirli havanın ilk etapta rüzgarın da etkisiyle Kocaeli, Sakarya ve Eskişehir'i etkilediğinin görüldüğünü belirterek, şöyle devam etti:

"Yangının yaşandığı dün kuzeydoğulu rüzgar estiği için kirli hava Marmara Denizi'ne doğru geldi. Ancak bugün poyrazın, yön değiştiren rüzgarın etkisiyle atmosfere salınan bu kimyasalların Ege bölgesine doğru gittiğini görüyoruz. Yarın öğlene kadar bu havanın bir kolunun İç Anadolu, bir kısmının da Antalya'ya kadar ineceği görülüyor. Meteoroloji Genel Müdürlüğünün duyurusunda bu bölgelerde yağış görülmüyor. Yağış beklenen bölgelerden kirleticiler uzaklaşmış. Dolayısıyla kirli havanın yağışla yeryüzüne inerek sağlığı olumsuz etkilemesi beklenmiyor. İstanbul için dün ve gece risk vardı. Ancak yağış olmadığı ve kirli hava 2 bin metre kadar yukarıya çıktığı için yer seviyesindeki insanları etkileme riski düştü. İstanbul'da yarın sağanak bekleniyor. Yangından kaynaklı havaya savrulan kimyasallar İstanbul semalarından uzaklaştı. Fabrikadan atmosfere salınan gazlar, geniş bir alana yayıldığı için seyreliyor. Kirli gazlar yoğunsa o kadar kadar sağlığa zararlı olur."

“HER GÜN MARUZ KALDIĞIMIZ HAVA KİRLİLİĞİ BİZİ ZEHİRLİYOR”

İTÜ Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu da, “yangının dumanı Marmara bölgesini hatta ülkeyi çoktan terk etti. Her gün maruz kaldığımız iç ve dış ortam hava kirliliği bizi zehirliyor. Esas ona bakıp korkmalı” diye konuştu.

" HANGİ GAZLARIN ATMOSFERE SALINDIĞINI BİLMİYORUZ "

Türk Toraks Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Hasan Bayram, fabrikada yanan malzemelerin neler olduğunun bilinmediğini ifade ederek, şöyle konuştu:

"Yangından sonra hangi gazların atmosfere salındığını bilmiyoruz. Uçucu, daha ağır metaller içeren gazlar var. Yakıt tankının patladığı söyleniyor. Petrol ürünlerinin yanmasıyla kanserojen gazlar salınır. Parçacık büyüklüğü de farklılık gösteriyordur. Rüzgarın yönü, hava basıncı, şiddeti bölgedeki gaz konsantrasyonunu etkileyecek şeyler. Bunlar solunduğunda çok ciddi sıkıntılara yol açabilir. Kimi bileşikler yağmura karışır, yeryüzüne döner. Cilde temas ederse, cilt yoluyla geçebilir. En önemli giriş solunum sistemi olur. Bu risk her zaman var. Bölgede ölçüm yapıp, gazların, kimyasalların ne olduğunu ve yoğunluğunu belirleyip, buna göre önlem almak lazım. Bu tür durumlarda kamuoyunu bilgilendirmek lazım. Hem insanlar korkmasınlar, hemde önlemlerini alsınlar."

Böyle bir yangından çıkan gazları solumamak için olabildiğince iç ortamlara geçilmesi gerektiğini, ancak nano ölçekli parçacıkların engellenemeyeceğini vurgulayan Bayram, yine bölgede yaşayanların dışarı çıkarılmaması, faaliyetlerin sınırlandırılması, tehlikenin devamı varsa okulların tatil edilmesi ile insanların o alandan uzaklaştırılması gibi önlemler alınabileceğini kaydetti.

"YOĞUN ALINDIĞINDA HAVA YOLUNDA HASARA YOL AÇAR"

Bayram, yağmurla beraber bu ağır metallerin çevreyi kirletme, suya karışma, gıda zincirine, bitkilere ve meyvelere geçme riskinin olduğunu dile getirerek, bu tür tahriş edici veya kimyasal gazların yoğun alındığında hava yolunda hasara yol açtığını söyledi.

Öksürük, nefes darlığı şeklinde belirtilerin görüldüğünü belirten Bayram, "Hava keseciklerine kadar ulaşabilen küçük partiküllü, çözünürlüğü yüksek gazlar dolaşıma karışarak vücudu etkileyebiliyor. Başta kalp, beyin, karaciğer, böbrekler ve kemik iliği etkileniyor. En çok etkilenen gruplar ise daha hassas olan çocuk yaş grubu, yaşlılar, astım, koah, kalp ve damar hastalığı olanlar daha çok etkilenebiliyor. Bunlara yönelik önlem almaz lazım." dedi.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner321

banner326

banner327