Korkulması değil öğrenilmesi gereken bir hastalık: HIV/AIDS

İnsan İmmün Yetmezlik Virüsü veya daha bilinen adıyla HIV,  Kazanılmış Bağışıklık Yetmezlik Sendromu (AIDS)'e yol açan virüstür. İki tipi vardır. Hastaların çoğu tip 1 ile enfektedir. Virüs CD4 denen bağışıklık hücresine girerek yıllar içinde bu hücrenin azalmasına,  buna bağlı olarak bağışıklık sisteminin çökmesine (AIDS) ve sonunda mikroorganizmalar ile daha kolay hastalanmasına ve daha fazla kansere neden olarak ölüme yol açar. Medicana Bursa Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Reşit Mıstık konu hakkında bilgi verdi. Virüsü taşıyan ve hastalık bulgusu veya fırsatçı mikroorganizmaların yaptığı herhangi bir hastalığı olmayanlara HIV pozitif denmektedir. Tedavi edilmeyen ve tanısı geç konanlarda görülen ve hastalıkla ilgili bir klinik bulgu (fırsatçı enfeksiyon)  tespit edilenlere ise AIDS denmektedir.  

Korkulması değil öğrenilmesi gereken bir hastalık: HIV/AIDS

HIV ‘in Bulaşma Yolları

HIV, HIV ile enfekte olmuş bir bireyin vücut sıvılarına temas edilmesiyle (kan, meni, vajinal salgı vb.) bulaşır. Virüs, enfeksiyonun her aşamasında enfekte olmuş; ama hiçbir şikâyeti bulunmayan kişilerden de bulaşabilmektedir. HIV’in asıl bulaş yolu cinsel yoldur. Ancak,  kan ve kan ürünleriyle veya gebelikte anneden bebeğe, emzirme,  meni ve vajinal salgılarla da bulaşabilir.

HIV’in Bulaşı İçin Risk Faktörleri

Korunmasız cinsel ilişki, başka bir cinsel yolla bulaşan hastalık varlığı (frengi, bel soğukluğu, vajinit, genital uçuk , vb.), ortak kullanılan enjektör ve solüsyonları, kan ve doku nakli, sağlık çalışanları için  kazaen iğne batması  bulaş için önemli faktörlerdir. 

HIV’in Dünya’da ve Ülkemizdeki Yaygınlığı

Dünya’da 2017 yılında 36.9  milyon HIV pozitif  hasta olduğu ve bunların 2 milyonunun 15 yaş altı çocuklar olduğu  bilinmektedir. Afrika’da bu olguların çok büyük bir kısmı bulunmaktadır (25.7 milyon). 2016 yılı sonuna kadar toplam 35 milyonun üzerinde AIDS’e bağlı hastalıklar nedeniyle ölüm gerçekleştiği tahmin edilmektedir.  2017 yılı içerisinde dünya çapında 1.8 milyon yeni teşhis HIV (+) vakası ve bunların 2/3 ü Afrika’dan bildirilmektedir. Yine aynı yıl için 940.000 ölüm bildirilmiştir.  Türkiye’de ise 2017 sonuna kadar doğrulaması yapılmış 17.000’in üzerinde HIV (+) ve 2000’nin üzerinde AIDS  olgusu  rapor edilmiştir. Ayrıca ülkemizde 2016 yılı içerisinde 2.470 yeni tanı almış olgu ortaya çıkmıştır.  

HIV’den Korunma

HIV’in bulaşmasından korunmanın temeli güvenli cinsel ilişkidir. Düzenli bir biçimde kondom (prezervatif/kılıf/kaput) kullanmak, cinsel partnerlerin durumunu bilmek/sayısını sınırlamak   ve ilaç enjeksiyon ekipmanlarını  paylaşmamak gerekmektedir.

Özellikle HIV pozitif olguların %80’ninden fazlasının olduğu Afrika’da anneden çocuğa  bulaş HIV’in çocuklara bulaşmasının en yaygın yoludur.

HIV, HIV (+) insanlarla aynı yerde yemek yemek, aynı evi, odayı, sınıfı, tuvaleti paylaşmak,  tokalaşarak veya onlara sarılarak,  kullandıkları tabakları, klozet kapakları veya kapı kolu gibi eşyalarına dokunarak da bulaşmaz. HIV, hava yoluyla, kene, sivrisinek ya da diğer böcek ısırıklarıyla da bulaşmamaktadır.

Riskli temas sonrası mümkün olan en kısa sürede ilaç tedavisi başlanması bulaş riskini %80-90 azaltmaktadır. 

HIV/AIDS’in Tanısı

Kan tetkikleri HIV teşhisi için en yaygın test yöntemidir.  Vücudun virüse karşı oluşturacağı antikorların (savaşçı hücreler) 6 haftadan 6 aya kadar bir süre içerisinde oluşmaya başlaması nedeniyle risk altında olduğu düşünülen hastalar takip edilmelidir.
HIV/AIDS teşhisinde,

  • ELISA
  • Salgı Testi (ağız içinden sürüntü),
  • Virüs Yükü Testi
  • Western Blot testi (ELISA testini doğrulamak için yapılır)

HIV/AIDS Testi

Kendinden şüphelenen herkes kolay  ve kan örneğiyle bakılan ELISA  yöntemiyle anti-HIV baktırabilir . Pozitif çıkan test sonucu yalancı pozitif olabilir düşüncesiyle testi yapan laboratvar  doğrulama testi olan Western Blot için Halk Sağlığı Kurumuna kan örneğini gönderir.

HIV’in Tedavisi

HIV enfeksiyonun tedavisinde virüsün çoğalmasını kontrol eden, antiretroviral tedavi (ART) olarak adlandırılan ilaçlar kullanılmaktadır. ART, HIV’in çoğalmasını önler ve vücuttaki virüs miktarını azaltır. Günlük olarak alınır. Vücutta daha az virüs yükünün bulunması bağışıklık sisteminin etkinliğinin kuvvetlenmesini ve hastalığın AIDS’e ilerleyişin önler. HIV (+) olan bireylerin mümkün olan en kısa sürede tedaviye başlamaları gerekmektedir. Antiretroviral tedavi, HIV (+) bireylerin daha uzun ve sağlıklı yaşamalarına yardım eden ve yaşam boyu süren bir tedavidir. Bu tedavilerle 2000-2017 yılları arasında yeni olgu oranı %36 ve HIV ile ilişkili ölüm oranı ise %38 düşmüştür.

Bugün için ömür boyu süren ve günlük olarak alınan ilaçlarla tedavi edilen HIV;  kalp hastalıkları, hipertansiyon, romatizmal hastalıklar (lupus eritamatozus ,  ankilozan spondilit, romatoid artrit … ) v.b. ‘dan daha az öldürücü olduğu düşünülmektedir. Bu nedenle Dünya Sağlık Örgütü 2018 yılında AIDS’i ölümcül hastalıklar listesinden çıkarmıştır.

Tedavisiz Olgular

HIV pozitif olgular tedavisiz bırakılırsa AIDS ilerler ve 3-10 yıl içinde araya giren fırsatçı enfeksiyonlar veya daha az oranda oluşan kanser sonucu genellikle kaybedilir. Tanı almamış veya tedavi almayan HIV pozitif olgular hastalığın yayılmasına da neden olmaktadır.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner321

banner326

banner327