Kriz kapıda! "Yüzde 25 azalırsa alarm verilmeli"

Kasım ayındayız ama hava sıcaklıkları eylül ayı ortalamasında. Aralık ayında da hava mevsim normallerinin üzerinde seyredecek. Uzmanlar kasım ve aralık ayında yağışlarda yüzde 20 azalma olursa uyarı, yüzde 25 azalmada ise alarm verilmesi gerektiği uyarısında bulundular...

Kriz kapıda! "Yüzde 25 azalırsa alarm verilmeli"

Ekim ayında İstanbul ve çevresinde görülen sıcaklık rekorları beraberinde kuraklık riskini taşırken, uzmanlara göre Türkiye genelinde 2035 yılına kadar ortama 2 derece sıcaklık artışı söz konusu. Bu durum beraberinde ciddi kuraklık tehditi anlamına geliyor. Yağışlardaki düşüş ve sıcaklık değerlerindeki artıştan, önümüzdeki dönemde İstanbul’a su sağlayan Melen havzasının da etkileneceğine dikkat çeken isimlerden İTÜ Meteoroloji Mühendisliği Bölümü’nden Prof. Dr. Orhan Şen Milliyet’e yaptığı açıklamada, “Hava sıcaklıkları, eylül ayı ortalamasında seyrediyor. Megakentte nüfus artışının devam etmesi durumunda gelecek yıllarda İstanbul genelinde su krizi yaşanabilir. Bu sonbahar ve kış ülkemizde aşırı olmasa da kurak geçeceği anlaşılmıştır. Ekim, kasım, aralık ortalamanın altında yağış ve ortalamanın üzerinde sıcaklık söz konusu. Israrla vurguluyorum; Kasım ve Aralık yağışlarında yüzde 20 azalma olursa uyarı, yüzde 25 azalma olursa alarm verilmeli. Barajlardaki doluluk oranı yüzde 20 seviyesine düşmesi de sıkıntılara yol açabilir” dedi.

‘Yeşili korusaydık’

Sonbahar döneminde beklenen yağışların gerçekleşmediğini söyleyen Prof. Dr. Şen, uyarılarını şöyle sıraladı:

“İstanbul’da asıl mesele yağış rejiminden çok, su havzalarının artan nüfusun ihtiyacını karşılayamayacak durumda olması. İstanbul’daki yapılaşma sıcaklık değerleri neredeyse 4-5 derecelik artışa neden oluyor. Gökdelenler, asfalt yollar ve yeşilin olmaması şehirde ‘ısı adası’ etkisi yapıyor. Daha fazla yeşil alan olsa veya yeşil alanlar korunsaydı, İstanbul’daki ısı adası etkisi daha az olacak, yağış rejiminde bu denli düşüş olmayacaktı. Aynı şehirde gökdelenlerin daha yoğun bulunduğu bir alanla, daha yeşillik bir alandaki sıcaklıkları karşılaştırdığınızda; gökdelen alanlarının 2-3 derece daha sıcak olduğunu görüyorsunuz.”

‘Nüfus azaltılmalı’

Boğaziçi Üniversitesi Fizik Bölümü Öğretim Üyesi İklim Uzmanı Prof. Dr. Levent Kurnaz ise İstanbul özelinde uyarı ve tespitlerini şöyle sıraladı:

“Göreceksiniz bir süre sonra, Melen ve Istrancalar’dan getirilen su kaynakları da yetersiz kalacak. İstanbul nüfusu mutlaka azaltılmalı. İstanbul’un için özel yasalar çıkartılarak elde kalan mevcut su havzaları ve ormanların mutlaka korunma altına alınmalı. İstanbul’un her iki yakasında da Kuzey’e yapılacak yerleşim yerlerine yasak getirilmeli. Mevcut sıcaklık değerleri düşmez, kış yağışları gerçekleşmez ise sıkıntılı günler başlar.Normalde 30. enlem çizgisinde yer alan bölgelere düşen yüksek basınç 2-3 derece kuzeye doğru yöneldi. İklim değişikliğine neden olan en büyük etken bu yönelim veya kayma. Libya, Kahire, Arabistan hattını etkileyen sıcak hava bize doğru yaklaşmaya devam ediyor. Atmosfer sıcaklığının artması binlerce yıldır var olan dengeleri bozdu. Buna neden olan biz insanlarız. Gelecek yıllarda kuraklığa bağlı olarak Türkiye’deki tarım üretiminde yüzde 30’a yakın azalma bekleniyor. “BM iklim raporları verilerine göre 100 yıl sonra ortalama sıcaklığın 5-6 derece artması bekleniyor. İklim değişikliğinden en çok etkilenecek bölge ise Türkiye’nin de içinde olduğu Güney Doğu Avrupa.”

“Nüfusumuza göre elimizdeki su yetersiz. Temel sorunlardan biri de toplama havzalarının yetersizliği. İstanbul’da dağ taş beton oldu. Yağmur suları kanalizasyona gidiyor. Su havzasına ev yapmak, kanalizasyon ve suyun boş yere denize akması demek. Atık yağmur suları mutlaka değerlendirilmeli. Kentin kuzeydeki bazı bölgeler boşaltılmalı. Gelecekte hem sıcak hava dalgaları artacak, hem küresel ısınma etkisini gösterecek, hem de ısı adasının etkisiyle günlük yaşam olumsuz etkilenecek. Önümüzdeki yıllarda iklim değişikliği İstanbul’da 4 derece sıcaklık artışına neden olacak.”

Bugün doğan 4 °C ısınmış bir dünya görecek

Dünyanın en prestijli tıp dergisi Lancet’te yayımlanan Sağlık ve İklim Değişikliği 2019 Raporu’na, göre bugün dünyaya gelen bir çocuk, 71. yaş gününde yaklaşık 4 derece ısınmış bir dünya ile karşılaşacak. Bu gelecek neslin sağlığının, hayatlarının her aşamasında tehdit altında olması anlamına geliyor.

Küresel ısınmayı en fazla 1.5 derece ile sınırlamak için karbondioksit emisyonlarında 2019-2050 arasında yıllık en az yüzde 7,4 azaltılması gerekiyor. Yüksek karbon emisyonları ve iklim değişikliğinin mevcut şekliyle devam ettiği senaryonun sonuçlarına da yer verilen raporda; “Sıcaklık artışının, yetersiz beslenme ve artan gıda fiyatları gibi sonuçlarının yükünü en çok çocuklar taşıyacak. Küresel ölçekteki verim potansiyeli geçtiğimiz 30 yılda, mısırda yüzde 4, kışlık buğdayda yüzde 6, soya fasulyesinde yüzde 3 ve pirinçte yüzde 4 gerilemiş durumda. Paris Anlaşması’nın uygulanması durumunda, bugün doğan çocuk 31 yaşına geldiğinde, küresel ölçekte 2050 net sıfır emisyon hedefine ulaşıldığı bir dünya anlamına geliyor” denildi.

Raporu değerlendiren Temiz Hava Hakkı Platformu Halk Sağlığı Uzmanları Derneği temsilcisi Prof. Dr. Çiğdem Çağlayan “İklim değişikliğinin toplumdaki savunmasız ve kırılgan gruplar olan bebek ve çocuklar, ergenler, kadınlar, yaşlılar üzerindeki etkilerine yer verdiğini görüyoruz. Özellikle iklim değişikliğinin çocuklar üzerindeki uzun dönemli ve kalıcı etkilerini vurgulayan rapor hiçbir çocuğun sağlığının iklim değişikliği nedeniyle etkilenmemesi gerektiğini belirtiyor. Vücutları ve bağışıklık sistemleri halen gelişmekte olan çocuklar, iklim değişikliği ve dış ortam hava kirleticilerine karşı daha duyarlılar. İklim değişikliğine sebep olan emisyonların en büyük kaynaklarından biri olan kömürden elektrik üretiminin yarattığı hava kirliliği, akciğer işlevinin azalmasına, astımın kötüleşmesine, kalp krizi ve felç riskinin artmasına sebep oluyor. Erken çocukluk döneminde iklim değişikliğinin oluşturduğu sağlık etkileri yaşam boyu birikimli olarak devam ediyor” diye konuştu.

Temiz Hava Hakkı Platformu TEMA Vakfı Temsilcisi Özlem Katısöz de “İklim değişikliğine neden olan karbon salımları sıfırlanmazsa gelecek nesilleri, kirli hava, yetersiz gıda, sağlık koşullarının kötüleştiği günler bekliyor. Çocukları, sebebi olmadıkları bu gelecekten korumak için en kısa zamanda karbon emisyonlarını sıfırlayan kalkınma politikaları hayata geçirilmeli” dedi. 

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner324

banner325

banner327