Nihat Hatipoğlu’ndan Belediye Başkanlığı açıklaması

Nihat Hatipoğlu’ndan Belediye Başkanlığı açıklaması

Nihat Hatipoğlu aynı soruları cevaplamaktan hiç sıkılmıyor mu?

CNN TÜRK'te Buket Aydın'ın sunduğu 40'a konuk olan Prof. Dr. Hatipoğlu, "Siz bana aynı soruyu 10 defa sorsanız 10 defa da cevap veririm. Ama değişik alanlardan cevap veririm. İnsanın ihtiyacı var ki soruyor. Belki benim ağzımdan duymak istiyor diye düşünüyorum" dedi.

Prof. Dr. Nihat Hatipoğlu'nun açıklamaları şöyle:

"Bir yere geldiğiniz zaman diyorsunuz ki 'Ben bu soruyu cevaplandırdım.' Bazen aynı program içerisinde iki defa aynı soruyu cevaplandırdığınız oluyor. Meşhur sorumuz bizim 'Dövme haram mı, helal midir?' benzeri sorular geliyor. Ama ben şunu düşünüyorum; ne kadar rahatsız da etse içerik itibariyle 'Bu insanın ihtiyacı var ki soruyor.' Belki benim ağzımdan duymak istiyor. Mesela ben diyorum ki 'Şuraya sorun.' 'Hayır, sen ne diyorsun?' diyor. Bunu televizyoncular da bazen yapıyor. Önemli bir konu oluyor, bana ulaşıyorlar. Ben de saygımı ifade etmek için 'Falanca yere sorun bu soruyu.' diyorum. 'Hayır, siz ne diyorsunuz? Çünkü sizin sözünüz bizim için çok önemli.' diyorlar. Ben de cevaplandırmaya çalışıyorum. Örneğin 1 buçuk saatlik bir program yapacağız. Siz bana aynı soruyu 10 defa da sorsanız 10 defa da cevap veririm. Ama değişik alanlardan cevap veririm. Aynı cevabı vermem."

Nihat Hatipoğlu laiklikle ilgili ne dedi?

Hatipoğlu, "Laikliğin yanlış uygulandığı, bir baskı aracı olarak kullanıldığı dönemler oldu. Başörtüsü problemlerini ve üniversitelerde yaşanan krizleri kimse yok saymamalı. Bunu da anlattığımızda devlet ile bir restleşme, kavga görmemek gerekir. Laikliği, dindarlığı oturup konuşmalı. Bizim problemimiz konuşmuyoruz. Konuşmadan birbirimiz hakkında hüküm veriyoruz" dedi.

Hatipoğlu, "Laiklikle ilgili düşünceniz nedir?" sorusuna, şu yanıtı verdi:

"Tabii şuan Diyanet'te değilim. Yıldırım Beyazıt Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi'nde ilahiyat hocasıyım, ders veriyorum. Aynı zamanda YÖK'te üyeliğim devam ediyor. İlahiyatlarla ilgili problemleri çözmeye çalışıyoruz. Laikliğin yanlış uygulandığı dönemler oldu. Bunun bir baskı aracı olarak kullanıldığı dönemler oldu. Başörtüsü problemlerini ve üniversitelerde yaşanan krizleri kimse yok saymamalı. Bunu da anlattığımızda devlet ile bir restleşme, kavga görmemek gerekir. Neticede bu ülkenin yapısına karakterine uygun olmayan ne varsa konuşup çözeceğiz. Laikliği, dindarlığı oturup konuşmalı. Bizim problemimiz konuşmuyoruz. Konuşmadan birbirimiz hakkında hüküm veriyoruz. Gazeteden bir haber okuyoruz, üzerine bin tane daha haber ekleyip piyasada paylaşıyoruz ve kronik bir hastalığa dönüşüyor. Laiklikten maksat eğer; her dindarın, her din mensubunun kendi dinini istediği gibi özgürce yaşaması, hiçbir müdahale görmemesi, başkasının alanına girmediği sürece bizim buna bir eleştirimiz söz konusu olamaz. Ama laiklikten hareket etmek suretiyle din üzerine veya dindarlık üzerine veya din ile ilgili yaşam üzerine benim hanımımın örtüsüne karışacaksa kabul etmem mümkün değildir. Bence burada da oturup konuşulmadığı için kıyamet kopuyor. Konuşulmuş olsaydı bu problemleri çoktan çözerdik diye düşünüyorum."

Cin diye bildiğimiz formlar aslında uzaylılar olabilir mi? 

Ünlü din adamı, "Melekler, ruh nasıl varsa cinler de şeytanlar da vardır. Hepsini kabul ediyoruz. 'Uzaylılar cinler midir?' diye sorarsanız, Allah bilir derim. 'Buranın ötesinde bir hayat olabilir mi?' Evet olabilir. 'Cinlerin ayrı bir gezegeni mi olabilir?' Cinler bizimle de mevcutlar, yaşıyorlar dünyamızda da. Diğer mekanlara gidebilme, koşabilme yetenekleri vardır. Eskiden vahiy çalmak isteyen bazı şeytanların ateşle yakıldığını Kur'an-ı Kerim haber veriyor. Ve Kur'an-ı Kerim'in inmesinden sonra da Allah'ın meleklere bildirmiş olduğu emirleri, cinlerin veya şeytanların çalmasına müsaade edilmedi diye de ifade ediliyor. Bu konuda net ve bağlayıcı bir şey söylemek doğru değil" dedi.