Devlet Bahçeli'den seçim çağrısı

MHP
MHP Genel Devlet Bahçeli, "Bu davaya gönül vermiş arkadaşlarımız, ihanetin Mecliste temsiline imkan tanıyan her türlü oyunun farkına vararak kendi davasını, MHP'nin varlığını kimseye ezdirmemeli, kimseye satmamalı. Onun için hepsine çağrıda bulunuyorum, bu seçimde yeni bir sürece giriyoruz, bu süreç Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'dir. Burada güçlü bir MHP olarak Mecliste olmak istiyoruz. Birtakım çevrelerin 'Barajı aşarlar, aşmazlar' tartışmalarına artık yeter, MHP üzerinde böyle bir yorum yapmayın." dedi. Bahçeli, "Yeni hükümet sistemi Cumhuriyet tarihimizin üçüncü evresidir." diye konuştu.

Devlet Bahçeli, katıldığı bir televizyon yayınında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı.

"AK Parti seçim için '24 Haziran' dedi. Sizi şaşırttı mı daha da erkene alınması?" sorusuna Bahçeli, "Hayır" yanıtını verdi.

Bahçeli, süreçte kendilerinin seçim için 26 Ağustos'u öngördüğünü anımsattı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın seçimin daha da erkene alınmasına ilişkin kendisine ne söylediğini sorulması üzerine Bahçeli, "Çok yönlü bir değerlendirme içerisinde olduklarını ifade ettiler. 26 Ağustos aynı zamanda Kurban Bayramı'nın da öncesi ve sonrasını kapsayan bir tarih. 200 bin kişi hacca gidiyor. Öyle bir görüş var. Böyle bir ortam içerisinde seçimlerin daha sağlıklı olabilmesi ve biraz daha erkene alınması halinde daha iyi sonuçlar, verimli çalışmalar yapılabilmesi imkanı doğacağı için kendilerinin düşüncesinin 24 Haziran 2018 olduğunu ifade ettiler." yanıtını verdi.

"Yeni kurulan İYİ Parti'nin seçime girmemesi için böyle bir hamle yapıldı." şeklindeki iddialarının hatırlatılması üzerine Bahçeli, "Bunların hiçbirisi gündeme dahi getirilmedi. Hiçbir siyasi partinin özel durumu seçim kararının oluşmasında gündem dahi edilmedi, görüşülmedi. Sadece kendilerinin değerlendirmesiyle 24 Haziran'ın önemli bir tarih olabileceğini ifade ettiler. Çok yönlü düşündüklerini ve araştırdıklarını söylemek suretiyle, bu tarihin mümkün olup olamayacağını bize sordular. Kendilerine, 'Bugün kamuoyuyla paylaşabilirsiniz Sayın Cumhurbaşkanı' dedim ve ayrıldım." açıklamasını yaptı.

"Yerel seçimler önce yapılıyor olsaydı Cumhur İttifakı ile ilgili bazı sıkıntılar doğabilir miydi? Biraz da bunun endişeleri var mıydı?" sorusu üzerine Bahçeli, "Bizde böyle bir endişe yoktu. Ancak kamuoyunda çok tartışılıyor, önüne gelen yorumlar getiriyor. Her akşam televizyonda 5'er, 6'şar basın sorumlusu, araştırmacı yazar ve siyaset bilimci olan insanlar konu üzerinde çok farklı yorumlar getiriyor." dedi.

Geçmişte yaşanan siyasi gelişmeler

Bahçeli, "AK Parti ile Cumhur İttifakı kurmanızın asıl nedeni?" sorusu üzerine, 57. hükümet döneminde yaşanan tartışma ve olaylar ile 3 Kasım seçimine giden sürece değindi.

Devlet Bahçeli, bir ülkede siyasi iktidarı belirleyecek temel unsurun milli irade olması ve bunun dışında hiçbir iç, dış odağın ülke yönetiminde etkin söz sahibi olmaması gerektiğini vurguladı.

57. hükümetin koalisyon ortağı olduklarını anımsatan Bahçeli, "Bu Türkiye'de en uzun ömürlü koalisyondu." dedi.

Bahçeli, "Fakat bir yere gelinmiştir. Bunu kamuoyunun artık çok iyi bilmesi lazım. MHP'yi de haksız yere eleştirmekten vazgeçmeleri lazım. MHP için her şeyi söyleyebilirsiniz, onların hakkıdır. Ama MHP'ye hakaret edecek, onu başka türlü yorumlayacak ve farklı eleştirilerle kamuoyunun kafasını karıştırabilecek yaklaşımlardan uzak durmak lazım." değerlendirmesinde bulundu.

Refahyol Hükümeti ve 28 Şubat'a giden süreci de anımsatan Bahçeli, "...Otobüslere farklı binecekler, Başbakanlık konutunda kimlere ne yemekler veriliyor tartışmaları." dedi.

"Kim yaptı onları?" sorusuna Bahçeli, "Birçok çevreler var. Refah Partisi'nin iktidar olmasını bir rejim sorunu gören asker, sivil, siyasi parti kim varsa bu işlerin içerisinde." karşılığını verdi.

Siyasette her şeyi çok yönlü düşünmek gerektiğini anlatan Bahçeli, şöyle devam etti: "Ben arzularım ki siyaset bilimci, Türkiye'nin siyasetinde uzun yıllar hizmette bulunmuş değerli şahsiyetler daha objektif yorumlar sunarak hem demokrasimize hem siyasi kültürümüze hem de siyasi partilerin kendilerini gözden geçirmelerine fırsat verebilecek bir zemini oluştursunlar. Ama biz biliyoruz. Bunu kaç defa ifade ettik. Tekrarlamak istiyorum. Birincisi Türkeş'siz MHP. 12 Eylül sonrasındaki gelişmeler ışığında söylüyorum. İkincisi MHP'siz bir TBMM, üçüncüsü de MHP'siz bir hükümet olma. Bu konu hem içimizde hem dışımızda birçok çevrelerin göstermiş olduğu gayretlerle MHP'nin varlık sebebini, siyasi geleceğini karartmak isteyen anlayışlar olarak dikkat çekti. Böyle bir ortam içerisinde MHP, Türkeş'siz ama onun kurduğu bir parti." 

MHP'nin 1999 seçimlerinde 129 vekiliyle TBMM'ye geldiğini hatırlatan Bahçeli, şunları söyledi: "Şartlar hükümet olmayı zorunlu kılmış. İlk günden başladılar. Bunların içerisinde 21 Mayıs 2002'de Tufan Türenç Bey'in köşesinde 'MHP'siz hükümet' makalesi okunmalıdır, ikincisi 'Ecevitsiz bir hükümet' makalesi de okunmalıdır. Emin Çölaşan Bey Ecevit'in rahatsızlığını gerekçe göstererek, insanlıkla bağdaşmayan bir makaleyi nasıl yazdı? Bütün bunların hepsini üst üste koyduğunuz vakit Türkiye'de birileri bir şeyler yapmak istiyor. Ama burada millet ve millet iradesi yok. Onu her zaman istedikleri gibi  yönlendireceklerini zannediyorlar. Böyle bir ortam içerisinde MHP'yi yıkamayacaklarını anlayacaklar."

MHP Genel Başkanı Bahçeli, daha sonra 136 milletvekiliyle gelen DSP'ye yönelme olduğuna işaret ederek, "136'yı karpuz gibi ikiye böldüler." ifadesini kullandı.

Rahmetli eski Dışişleri Bakanı İsmail Cem'in başkanlığında bir yeni parti kurulduğuna değinen Bahçeli, DSP'nin önemli bir kargaşanın içerisine sürüklendiğini vurguladı.

Bahçeli, "Böyle bir durum karşısında acaba koalisyon nasıl bozulur. Şimdi bu konularla ilgili önemli gelişmeleri iki kişinin çok iyi anlatması lazım. Birisi Kemal Derviş, birisi Hüsamettin Özkan. Olayları bütün çıplaklığıyla yaşadıkları için." dedi.

"Siz anlatın" ifadesi üzerine Bahçeli,  "Onlar daha iyi anlatırlar. Çünkü işin içindeler." karşılığını verdi.

Başbakanlık konutundaki olay

57. hükümet döneminde Başbakanlık konutunda yaşanan bir olaya da değinen Bahçeli, şunları anlattı: "4 Temmuz 2002'de Başbakanlık konutunda bir araya gelindi. Rahmetli Ecevit, Hüsamettin Özkan, ben, Mesut Yılmaz, Kemal Derviş, Sümer Oral, Hazine Müsteşarı, Merkez Bankası Başkanı. Bir ekonomik krizden nasıl çıkılacağına dair önemli görüşmelerin olduğu yerde Kemal Derviş'e, rahmetli Ecevit'in tarafından buradan çıkış sorulduğunda, 'Yeni bir senaryoya ihtiyaç var.' Üç defa bunu tekrarladı. Rahmetli Ecevit soruyor, 'Neyi kastediyorsunuz?' Söyleyemiyorlar ama sağlık gerekçesini öne sürerek, bu cümlelerin birbirini tamamladığını söylüyorlar. Hüsamettin Özkan yanımda oturuyordu. Kağıdın üzerine 'Hüsamettin Bey toplantının dağıtılmasında yarar görüyorum.' Toplantı dağıldı."

Bahçeli, bu olay yaşandıktan sonra 5 ve 6 Temmuz'da "erken seçim" yönündeki sözlerini anımsattı.

"Ecevit ile birebir görüşmelerinizde ne konuşuyordunuz?" sorusu üzerine Bahçeli, "Benim erken seçim talebimi erken bulduğunu, zamanlama itibarıyla da uygun olmadığını ifade ediyordu. Bunun böyle olmadığını ben biliyordum. Ama o kararlı ve dirayetli bir siyasi lider. Erken seçim yönünü  gündeme almadan bu işin altından kalkabileceğini düşünüyor." yanıtı verdi.

DSP'den kopuşlar başladığında Bülent Ecevit'in kendisini Başbakanlık konutuna çağırarak,  "Partimizden ayrılışlar 30'u buldu. Burada kalacağını ümit ederim. Ama olmayacağa benziyor. Böyle bir durum karşısında koalisyon ortağı olarak ne düşünüyorsunuz?" diye sorduğunu belirten Bahçeli, kendisinin de koalisyon protokolünde milletvekili sayılarındaki azalış ve artışın koalisyonun yapısını etkilemeyeceğini ifade ettiğini anlattı. 

"Kimsenin haysiyetiyle oynamaya kimsenin hakkı yoktur"

Bahçeli, "Tansu Çiller'in AK Parti'nin mitingine gitmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusu üzerine şu yorumu yaptı:

"Tansu Çiller hanımefendi Başbakanlık yapmış, Türkiye'nin önemli bir siyasi kuruluşunda Süleyman Demirel Bey'den sonra genel başkan olmuş ve zaman içerisinde de önemli tecrübelere sahip bir hanımefendi. Türkiye'nin içinde bulunduğu şartları dikkate alarak o mitinge katıldı. Basından takip ettim. Bir cümle sarf etti 'milli şuur itibarıyla buradayım.' Bu çok kapsamlı, üzerinde çok düşünülmesi gereken...Geçmişte yaşanan olaylar içerisinde de belli bir birikime ve tecrübeye sahip olan bir siyasetçinin kullandığı cümle olarak dikkat çekicidir. Ben de kendisini tebrik ettim."

"Bazı kesimler Çiller'in orada olmasının AK Parti'ye katacağı çok da fazla bir şey olmadığını dile getirdi. Ne düşünüyorsunuz?" sorusu üzerine Bahçeli, "Çok yanlış. Türkiye'nin  maalesef siyasi kültürü bu noktaya doğru gitmiş. Hiç kimse olumlu ve geleceğe yönelik düşünmüyor. Ne yapacak? Birtakım şeyler hemen söylüyorlar. Karşılıklı bunları düşündüğünüz zaman hep böyle al, ver siyaseti ve kültürü hakim oluyor. Türkiye'nin, aydını başta olmak üzere, bu anlayıştan kurtulması lazım. Kimsenin haysiyetiyle oynamaya kimsenin hakkı yoktur. Eline bir imkan geçti, bugün için hesabı sorulamayacak dönemde bunları kullanarak kimse kimseyi yıpratmasın." diye konuştu.

"Yeni hükümet sistemi Cumhuriyet tarihimizin üçüncü evresidir"

"Cumhur İttifakı'nda berabersiniz neden bu mitinge gitmediniz?" sorusu üzerine Bahçeli, şu görüşlerini paylaştı: "Ben dedim ki bu miting AK Parti'nin mitingidir. Bu mitingin oluşmasında benim herhangi bir katkım yok. Cumhur İttifakı iki partiden oluşuyor. Şimdi 'Cumhur İttifakı' demek iki ayrı partiyi birbirlerinden tamamen soyutlayarak hele hele bazılarının dediği gibi arka tekerdi, bilmem neydi, şuydu buydu gibi iftiralarla yorumlarsanız...Ben şöyle düşündüm. Böyle bir toplantıya bizim katılmamız, orada da kürsüye çıkma hali bize ne kazandırır? İşte geldiler, geldiğimiz için de büyük bir alkış aldık, sonra gittiler. MHP'nin buna ihtiyacı yok. MHP böyle küçük fırsatları değerlendirerek köklü siyaset üretemez. Her koyun kendi bacağından asılır. Biz Cumhur İttifakı'nda iki ayrı partiyiz. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin oluşması noktasındaki ittifakın kurallarıyla, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin kapsamı ve işleyişiyle ilgili her konuda mutabıkız.

TBMM içerisinde güçlü bir MHP'nin temsil edilmesini istiyoruz. Onun için gayret gösteriyoruz. Cumhurbaşkanı hükümeti nasıl kuracaksa kurar, o, onun bileceği iştir ama MHP, bugüne kadar ki çabalarında cumhurbaşkanlığı sisteminin içerisinde bakan veya cumhurbaşkanlığı yardımcıları olarak herhangi bir talep düşünemez, aklına da getiremez. Bu manada bizi de kimse Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin oluşmasındaki Cumhur İttifakı'nda kullanamaz, satın alamaz.

Yeni hükümet sistemi Cumhuriyet tarihimizin üçüncü evresidir. Rejim değişikliği değil, sistem değişikliğidir. Bu sistem değişikliğinde anayasa ve halk oylamasıyla temeli oluşan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin ilk cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olacaktır. Ondan sonra Anayasa'da, başka yerde ne yazıyorsa yazsın, buradan itibaren başlatmak lazım.

YORUMLAR