Yabancı dil öğrenmek size ne sağlar?

Eski Çekoslovakya'nın kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanı aynı zamanda da bir felsefe profesörü olan Tomáš Garrigue Masaryk’ın  “Ne kadar çok dil bilirseniz, o kadar çok insansınız” sözü, bana sürekli duyduğumuz bir dil bir insan ifadesini hatırlatır hep. Bu ifade yıllar yılı insanları dil öğrenmeye teşvik eden bir motto halinde nesilden nesile devam edecek gibi görünüyor. Fakat her ne olursa olsun bu konuda istediğinizi elde etmek için dış motivasyondan ziyade kendi iç motivasyonunuza sarılmak en doğrusudur. Dil öğrenmenin ya da başka bir dili iyi düzeyde kullanabiliyor olmanın kendinize ne kazandıracağına önce siz karar vermeli ve buna inanmalısınız. Bu yola baş koymanın sebepleri saymakla bitmez… Belki bahsedeceklerim dillere destan olmuş sebeplerden farklı olsa da sizin sebeplerinizden biri ya da bir kaçı olabilir. Ne dersiniz?
Beyin gücünü geliştirmek
Toronto’daki York Üniversitesi’nde psikolog olarak çalışan, Ellen Bialystok, yaptığı çalışmada yabancı dil öğrenmeyle ilgilenen öğrencilerin diğer öğrencilere göre standart sınavlarda (örn. üniversite sınavı), özellikle matematik, okuma-anlama, kelime gibi kategorilerde daha iyi skorlar elde ettiğini saptamıştır. Yine, University College London’da yapılan başka bir araştırma sonucu da beynin en dışındaki "gri madde" diye nitelenen ve bellek, dikkat, algısal idrak, düşünce, dil ve şuur konusunda kilit rol oynayan bu kısmın dil öğrenmeyle değişime uğradığını göstermiştir. Bu durumu tıpkı egzersiz yaparak kasları geliştirmek gibi düşünebiliriz. Başka bir dili anlamak beynin yerine getirdiği en zor işlevlerden biridir ve sürekli zinde kalmasını sağlar.
Keşfetmek
Bir önceki yazımda da ifade ettiğim gibi dil bize kültürel pek çok sır verir aslında. Ama bunu daha iyi görebilmek için tercüme edilmiş çalışmaları okumaktan ziyade o dilin içine kendiniz girmelisiniz. Aksini savunanlar olsa da ben pek çok özel ifade şeklinin ve değerin çeviri esnasında kayba uğradığı fikrinden yana oldum her zaman. Birincil kaynaktan daha sağlıklı bilgilere ulaşabilirsiniz. Belli bir dili konuşan halkın edebiyatını, şiirlerini, filmlerini, TV programlarını, müziğini ya da kültürünü ve o ülke ile ilişkili başka yönleri keşfetmekle ilgileniyorsanız, işte o dili öğrenmek için sebebinizi buldunuz bile! Bir de madalyonun öteki yüzü var kendi ülke ve kültürünüzü tanıtmak için yabancı dil bilmek, sorulara cevap verebilmek. Tanıştığınız yabancı birine ya da bir turiste yol tarif etmenin ötesine geçmek istemez misiniz?
Kendi ana dilinizde yolculuğa çıkmak
Alman Edebiyatı’nın en önemli temsilcilerinden olan Goethe “Hiç yabancı dil bilmeyenler kendi dillerinin de hiçbir şeyini bilmezler” demiştir. Belki şaşırtıcı gelebilir ama yabancı dil öğrenmek bazen kendi ana dilinizi farklı yönleriyle görmenize sebep olur. Bilinçaltı yolla öğrendiğiniz hatta nasıl öğrendiğinizi hatırlamadığınız ana dilinizle ilgili bir sürü gerçeği aniden keşfetmeye başlarsınız. Örneğin İngilizce fonetik bir dildir yani yazıldığı gibi okunmaz. Bu yüzdendir ki öğrencilerim genelde Türkçe’nin ne kadar kolay olduğunu savunurlar (oysa Amerikalı araştırmacılara göre Türkçe, Rusçayla birlikte "öğrenilmesi zor" diller grubunda yer alıyor).  İngilizce öğrenirken hayıflanan ama sonra Bulgarca öğrenmeye başlayınca “gözünü sevdiğimin İngilizcesi” diyenleri de tanımıyor değilim.  Aslında öğrenilen yabancı dil (hedef dil) ile kendi diliniz arasında kıyaslama yaparak ana dili daha derinden keşfetmeye başlıyorsunuz.  Ortak kelime ya da ifadelerle tanışıyorsunuz. Ana dilinize de bir vesileyle yerleşmiş terimleri anlamlandırmanıza yardımcı oluyor bu yolculuk. Kısacası, ana dilinizin varlığının, zenginliğinin ya da kısırlığının, değerlerinin de farkına varıyorsunuz.
Sınırları aşmak
Bence dünyamızın sınırlarını bildiğimiz dil/diller çiziyor. Bunu ister felsefi anlamda alın ister gerçek anlamda, dilin sınırları aynı zamanda düşüncenin sınırları demektir. Dünyanın sınırları da düşüncelerin sınırlandığı yerdedir. Kastettiğim şey bütün dillerin ayrı birer dünya olduklarıdır. Öğrendiğiniz her yeni dilin size farklı pencereler açan düşünce sistemi sağladığıdır. Sizi zenginleştirdiğidir.
Sınırları aşmak demişken, somut açıdan bakarsak, özellikle İngilizce gibi evrensel nitelik kazanan bir dili öğrendiğinizde dünyanız fiziki anlamda daha da genişler. Tüm dilleri öğrenebilecek kadar zamanımız olamayacağına göre ki bu insanüstü bir durum; evrensel nitelik kazanmış daha yaygın kullanılan dillerden başlamak en iyisi olur. Bu size dünyanın her ülkesinden farklı insanlarla tanışma ve iletişim kurma şansı tanır. Uzak ülkelerde yakın dostluklar edinmenizi sağlar. İş dünyasında, özel ve ya sosyal hayatınızda size fırsatlar sunar, saygınlık kazandırır. Başarma duygusu, kendini geliştirme çabası, öğrenme boyunca gösterdiğiniz sabır size güç katar. Başka bir kültürün içine dalmanızı ve kendi kültürünüzü başka bir kültürün gözünden görmenizi sağlar. Kısacası hayatınızın her alanında sizi kalabalıkta bir adım öne çıkarır. 
YORUM EKLE

banner321

banner322

banner326

banner327