Bursa'da anaokulunda tanıştığı satranç hayatını değiştirdi!

Bursa'da anaokulunda tanıştığı satranç hayatını değiştirdi!

Gülsüm-Selahattin Erdoğmuş çiftinin 2 çocuğundan Yağız Kaan Erdoğmuş'un satranç merakı, anaokulunda haftada 1 kez gördüğü dersle başladı.

Aldığı derslerle satrancı ilerleten ve Bursa Büyükşehir Belediyespor Kulübü çatısı altında profesyonelliğe adım atan Yağız Kaan Erdoğmuş, 2019 yılında 8 yaş kategorisinde Avrupa Şampiyonu oldu. 2021 FIDE (Dünya Satranç Federasyonu) Online Küçükler ve Yıldızlar Hızlı Dünya Kupası'nda 10 yaş kategorisinde Dünya Şampiyonu olan Erdoğmuş, 2021'de FIDE unvanlarından usta adayı (CM) olduktan sonra, 2022'de FIDE Ustası ve daha sonra yine aynı yılda, gerekli normları tamamlayıp Türkiye'nin en genç Uluslararası Ustası (IM) olmaya hak kazandı.

REKOR HEDEFİ 

Yağız Kaan şimdi ise 'Dünyanın En Genç Büyük Ustası' olabilmeyi hedefliyor. Yağız, ekim ayına kadar bunu başarırsa şu an 12 sene 4 ay 25 günle Hint asıllı Amerikan Abhimanyu Mishra'nın elinde olan rekoru kıracak. Yağız Kaan Erdoğmuş, 5 yılda yakaladığı başarıyı şu sözlerle anlattı:

"Satranca 6 yaşında, anaokulunda başlamıştım. Satranç dersimiz vardı haftada bir kez. Çok ilgimi çekti satranç taşları. Bu yüzden babama satranç takımı almasını söyledim. Babamla hep oynuyorduk. Babam, satrancı çok sevdiğimi anladığı için beni kulübe verdi. Sonra kulüpte geliştirdim kendimi. İyi hocalarla çalıştım. Sonra da bu seviyeye kadar geldim. Şu an dünyanın en genç 'Grand Master'ı yani 'Büyük Ustası', Hint asıllı Amerikalı bir çocukta. Benim hedefim onu geçmek. Onu geçmek için de çok çalışmalıyım. 50'ye yakın bir puan lazım ve 3 tane norm, GM normu, büyük usta normu gerekiyor. Bunun için çok çalışmalıyım."

'SATRANÇ, AT VE FİLİN OLDUĞU SIRADAN BİR OYUN DEĞİL' 

Hayatının merkezinde satranç olacağını vurgulayan Yağız Kaan, "Savcılık düşünüyorum. Savcılık ya da doktorluk ama savcılığı daha fazla istiyorum. İkisini birlikte yürütmeye çalışacağım. Satranç çok derin. Başkaları bilmeden bakınca atın, filin olduğu sıradan bir oyun sanıyor. Ama gerçekten içinde milyonlarca varyant var. Hafızayı çok güçlendiriyor. Mesela onun sayesinde ben bakmadan, arkamı dönerek, buna körleme deniyor. Körlememi bir şekilde oynayabiliyorum. Yani 40 hamlelik maçı oynatabilirim kendi kafamdan. Bu hafızayı çok güçlendiriyor. Başlarda biraz sıkılabilirsin ama derinine inince gerçekten çok eğlenceli bir oyun olduğunu görecekler" diye konuştu.

'OYNAYIP 2 GÜN SONRA ATACAK DİYE DÜŞÜNDÜM' 

Yavuz Kaan’ın babası Baba Selahattin Erdoğmuş ise oğlunun kendi yolunu çizdiğini söyleyerek, şöyle konuştu:

"Yağız'ın annesi ve ben, hatta bizim yani birkaç kuşak ötemizde, satranç oynayan, satranç bilen kimse yok ailemizde. Yani çok ilginçtir. Yağız, satrançla ilgili yetisini tamamen kendisi keşfetti. Bu konuda bizim bir katkımız, satranççı olsun gibi bir çabamız yoktu. Hatta zira ben onu 2 yaşından beri futbolcu yapmak için uğraşıyordum. Yağız'ın kaşlarının ikisi de yarıktır. Hatta alnı da. Çünkü biz onunla, bildiğiniz profesyonel futbolcu antrenmanı falan yapıyorduk. Ama bir gün Yağız anaokulundan geldi. 'Baba bizim evde satranç takımı var mı?' diye sordu. 18 liralık bir satranç takımı almıştım ona. Kırtasiyeye gidip 'Bana en ucuzundan bir tane takım verin' dedim. 'Nasıl olsa 2 gün sonra oynayıp, atacak' diye başlayan bir süreç bugün Yağız'ı Türkiye ve dünya klasmanında iyi bir yere getirdi."

BİRÇOK ÜLKEDEN VATANDAŞLIK TEKLİFİ GELDİ 

Selahattin Erdoğmuş, Yağız Kaan'ın 'Dünyanın En Genç Büyük Ustası' olabilmesi için ekim ayına kadar, en az 7-8 büyük turnuvada oynaması gerektiğini, ancak bunun da maliyet olarak bütçelerini aştığını söyledi.

Başta Almanya olmak üzere birçok ülkenin satranç federasyonlarının, kendi ülkeleri adına yarışması için Yağız Kaan'a 'vatandaşlık hakkı', 'iyi şartlarda eğitim' gibi pek çok imkan sunduğunu belirten Erdoğmuş, "Belirli bir noktaya geldikten sonra, bu işin artık ciddi, profesyonel bir iş olduğunu ve ciddi bir maliyet gerektirdiğini gördüm. Ama bir memur bütçesiyle bunu yürütemeyeceğimiz de açık. 'Bıraksa mı acaba? Biz ne yapıyoruz?' diye çok sorguladık. Çünkü hafta sonunuz turnuvalarda geçiyor. İl dışlarına gidiyorsunuz, yurt dışına gidiyorsunuz. Oralarda ciddi paralar harcıyorsunuz. Bu da birçok anlamda fedakarlık gerektiriyor. Ailenizden, yaşamınızdan, diğer çocuğunuzdan vesaire ama gelinen noktada Yağız'ın başarılarıyla kendimizi teselli ettik. Şimdi Yağız, dünyanın en genç International Master'ı. Türkiye'nin de bu unvanı en erken yaşta alan sporcusu oldu. Bu bağlamda da farklı ülkelerden teklifler geldi ama biz hep şunu değerlendirdik. Biz bu ülkede doğduk, bu ülkenin evladıyız. Çocuğumuza İstiklal Marşı okuttuk. Bildiği tek bayrak Türk bayrağı. Onun dışında da farklı bir şey hiç düşünmedik. Olacaksa ülkemizde olsun, olmayacaksa da ülkemizin de evladımızın da canı sağ olsun. Şu an açıkçası 11 yaşında bir çocuğun ebeveyni olarak, onun için en iyisini düşünmeyi, onun için en iyisini yapmayı planlıyorum. Burada Yağız'ın duyguları da çok önemli. Bir gece onunla bu yurt dışı transfer işini konuşurken, 'Baba arkadaşlarım bana vatan haini derse' dedi. 'Doğru söylüyorsun babacığım ama aslında bu tam öyle değil, profesyonellik. Yani Mesut Özil de bak bir Türk ama Alman milli takımında oynadı' diye örneklerle anlattık. Ama açıkçası çok sıcak bakmadı. Biz ay yıldızlı bayrağımızı taşımaya, İstiklal Marşı'mızı söylemeye, söyletmeye devam edeceğiz. Yağız kendisi yetişkin olup da farklı bir karar alana kadar, bizim aile olarak kararımız, ülkemizde mücadelemize devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.

'ÇOK FAZLA EMEK HARCIYOR' 

Erdoğmuş, oğlunu desteklediğini belirterek, "Yetenek, zeka, bu işteki kapasitesi ben onunla ilgili karar verecek durumda değilim. Fakat şunu çok net biliyorum ki çok fazla emek harcıyor. Onun satranca harcadığı emeği biz herhangi birimiz herhangi bir şeye harcasak çok başarılı oluruz. 'Yağız, ben son sınıfta üniversite sınavına bu kadar hazırlansam oğlum en iyi bölümü kazanırdım' dedim. Yağız'ın eğitimlerinin haricinde evde en az 2-3 saat artı çalışması var. Benim refakat ettiğim çalışmalar var. Acayip bir sorumluluk bilinci var. Bu da iyi mi bilmiyorum. 11 yaşında çocuk koca adam gibi oldu. Bu da bazen baba olarak beni üzüyor. Acaba çocukluğunu yaşatamadım mı diye. İnşallah emeklerinin karşılığını hem ülkesine hem kendisine bir katma değer olarak getirecek" dedi.

'30 YILDIR GÖRDÜĞÜM EN YETENEKLİ SPORCU' 

Türkiye Satranç Federasyonu Milli Takımlar Altyapı Geliştirme Antrenörü Necmettin Korkmaz da Yağız Kaan'ın çok disiplinli bir sporcu olduğuna dikkat çekerek, "Yağız, açıkçası benim 30 yıldır gördüğüm en yetenekli sporcu diyebilirim. Satrancı çok seviyor. Yani tam zamanını satranca adayabilecek sevgiye sahip. Çok çok yetenekli ama her şeyden önce satranç sevgisi geliyor. Çok seviyor ve çok çalışıyor bu uğurda. Şu anda dünya çapında kendi yaş kategorisinde birinci. 9 aylık bir süremiz var. Dünyanın En Genç Büyük Ustası yani Grand Master dediğimiz unvanı alması için 9 aylık bir süreç kaldı. Şu anda Amerikalı Hint asıllı bir sporcu bu rekoru kırmıştı. Amacımız Yağız'la beraber bu dünya rekoruna ulaşabilmek, bu rekoru kırabilmek bu kısa zaman zarfında. Şu anda 50 gibi bir puan görünüyor ama asıl zor olan bunu ispatlayabilmek. Satrançta normlarımız var. Bunu hak ettiğine dair 3 farklı turnuvada norm alması gerekiyor. O 50 puanı tamamlaması gerekiyor. Az gibi görünse de bu puanı alabilmek biraz zor. Daha yoğun bir turnuva katılımı gerektirecek. Kaliteli ve seçilerek katılan turnuvalarla beraber bu puana ulaşılabilir. Dünya şampiyonu olabilme yolunda potansiyele sahip. İnşallah Yağız'ı da ileride dünya şampiyonu olarak satrançta görmek istiyoruz" diye konuştu.

'DÜNYANIN EN İYİ YETENEKLERİNDEN BİRİYLE KARŞI KARŞIYAYIZ' 

Yağız Kaan'ın antrenörlerinden biri de Norveç Satranç Federasyonu'ndan Uluslararası Satranç Büyük Ustası unvanına sahip olan Rus uyruklu Evgeny Romanov. Yağız Kaan'dan övgüyle bahseden Romanov, "Dünyanın en iyi yeteneklerinden biriyle karşı karşıyayız burada ve şu ana kadar yaptıkları da zaten hayranlık uyandırıcı. Ama bundan sonra daha büyük hedeflerimiz var ve onlara ulaşmaya çalışıyoruz. Şu ana kadar yaptığımız çalışma da gayet iyi gidiyor. Profesyonel bir satranç oyuncusu olmak kolay bir şey değil ve büyük bir adanmışlık gerekiyor. Hem oyuncunun kendisini hem de etrafında bu işe kendini adamış bir ekip olması gerekiyor ve Yağız da böyle bir ekibe sahip olduğu için çok şanslı. Onu destekleyen ve kendisini bu işe adamış bir ekip var. Bu Yağız'ın gelişimi için çok iyi" ifadelerini kullandı.