Eğitim Bir-sen’den ‘eğitim’ Değerlendirmesi

Eğitim Bir-sen’den ‘eğitim’ Değerlendirmesi

Eğitim Bir-Sen Van 1 Nolu Şubesi Basın ve İletişim Sekreteri Mehmet Ali Uca, tarihinin en önemli, en hassas sürecini yaşayan Türkiye’de eğitim aracılığıyla çocuklara insan hak ve özgürlükleri, farklılıkların birer zenginlik olduğu bilincinin kazandırılması gerektiğini söyledi.
Sendika binasında 2014-2015 eğitim öğretim yılının birinci dönemini ve eğitimdeki sorunlarla ilgili açıklama yapan Mehmet Ali Uca, Türkiye’de yaklaşık 18 milyon, Van’da ise 333 bin öğrencinin iki haftalık tatile girdiğini anlattı. Başarılı olmak için aylardır ter döken öğrencilerin 15 günlük ara tatili iyi değerlendirmeleri gerektiğini ifade eden Uca, şöyle konuştu: “Öğrenciler hem dinlenmeli hem de eksik oldukları alanlarla ilgili çalışma yapmalıdır. Fırsat buldukça kitap okumalıdır. Karnelerin öğrencilerin şahsında aynı zamanda veliye de verildiği gerçeği unutulmamalı, dolayısıyla öğrencilere hiçbir şekilde baskı yapılmamalıdır. Öğrencinin karneyi aldıktan sonra ebeveynlerin olumsuz tepkilerinin olmamasını ummakta; anne, baba ve yakın çevresinden gelen ‘tembel öğrenci’, ’kötü evlat’, ’beceriksiz çocuk’ gibi birtakım değerlendirmelerin yapılmasını kesinlikle önermiyoruz. Baskıcı tutumların olduğu ailelerde; karne üzerinde oynama ya da not değiştirme, evden kaçma, eve gelmeme gibi davranışların bu ailelerin çocuklarında daha fazla görülmekte, hatta bu ailelerin çocukları zayıf karne ile eve gittiklerinde kendilerinin fiziksel bir cezaya maruz kalabileceğini düşünmektedir." Zayıf karne konusunda baskı olmamasını isteyen Uca, şunları söyledi: Anne-babalar; çocuklarının karne korkularını yenmelerini sağlamak, istenmeyen olumsuz davranışların oluşmasını önlemek ve şimdiki başarısızlığı gelecek yıllarda başarıya dönüştürmek için çocuklarına karne zamanı olumlu tutum ve davranışlar sergilemelidir. Anne ve babalar, çocukların karnesiyle ilgili duygularını, çocuğun kişiliğini incitmeden net bir şekilde ifade etmeleri gerekir. Başarılı olabilmesi için onun yanında olduğumuzu kendisine hissettirmeliyiz. Çocuklarımızı kesinlikle aşağılamamak gerekir ve en tehlikelisi de arkadaşlarının yanında bu davranışı sergilemekle, kendine olan özgüven duygusunu zedelemiş oluruz.”
“100 BİN ÖĞRETMEN ATAMASI YAPILMALIDIR”
2014-2015 eğitim öğretim yılının ikinci dönemine sorunsuz başlamak için belirtilen sorunların acil çözülmesi gerektiğinin altını çizen Uca, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Memurlara kılık kıyafet dayatma uygulaması sona erdirilmelidir. 15 bin atama değil, 100 bin öğretmen ataması yapılmalıdır. Müfredatta temel değişikliklere ihtiyaç var. Öğretmen nöbet görevleri ücretlendirilmeli, ek ders esaslarındaki eşitsizlik giderilmeli, ders ücretleri artırılmalıdır. MEB, sınav ücretlerinde adaleti sağlamalıdır, okulların bütçe sorununa çözüm getirilmelidir. Kariyer basamakları sorunu çözülmelidir, öğretmen atama ve yer değiştirme yönetmeliği bir an evvel yayınlanmalıdır. Karma eğitim mecburiyeti kaldırılmalıdır. Avrupa’da sorgulanan ve bilimsel araştırma sonuçlarıyla da yüzyılın pedagojik yanlışı olarak nitelendirilen karma eğitim mecburiyetine son verilmelidir. 1739 Sayılı Temel Eğitim Kanunu’nda yer alan ‘Okullarda kız ve erkek karma eğitim yapılması esastır’ ibaresi değiştirilmeli, karma eğitim dayatması yerine, demokratik, veliye ve öğrenciye seçme hakkı tanıyan bir düzenleme yapılmalıdır.”
“DEĞERLENDİRMEMİZE GÖRE VAN’DA 3 BİN 500 ÖĞRETMEN AÇIĞI VAR”
Van’daki eğitim sorununa da değinen Uca, "kentteki öğretmen açığının giderilmesi gerekir. Çünkü, 3 bin 500 öğretmen açığı var. 500 öğretmen özür grubu ataması sonucu ilimizden ayrılmış durumda. Şubat ayında ilimize bin 400 atama yapılacağını düşünürsek, geriye 2 bin 600 öğretmen açığının ataması yapılmayan genç öğretmenlerin ücretli görevlendirmesiyle tamamlanacaktır" dedi. Ücretli görevlendirmede birçok sıkıntı olduğunu anlatan Uca, sözlerini şöyle sürdürdü: "Birincisi düşük ücretle çalıştırılıyor. 400 TL ile bin lira arasında çalışmak zorunda kalıyorlar. İkincisi, devamlılıkları olmadığı için kopukluk yaşanıyor. Öğrenci öğretmen ilişkilerinde sıkıntı oluyor. Bu sorun kesinlikle giderilmelidir. Bölgeye hem yatırımlar konusunda hem de çalışan personelin özlük haklarının iyileştirilmesiyle ilgili çalışmalara hız verilmelidir. Sendikamızın genel merkezince özellikle doğuda ve zor şartlarda çalışan öğretmene ve eğitim çalışanlarına ek ödeme talebi bakanlığa ulaştırılmış ve olumlu izlenimler alınmıştır. Öğretmen sirkülasyonun fazla olmaması, bölgedeki öğrencilerin mağdur olmaması için doğuda çalışan eğitimcilerimize ek ödeme noktasında bakanlık yetkililerince bir an önce tedbir almaları gerektiğini belirtmek istiyoruz. Okullarımızdaki güvenlik sorunlarının çözümü noktasında gerekli çalışmaların bir an önce başlatılması gerekir. Hem okullara karşı son zamanlarda yapılan saldırılar ve öğrenci dışında birçok kişinin okul çevrelerinde dolaşıyor olmaları, çözümü hızlandırmak için yeterli nedenlerdir.”
“BARIŞ VE HUZUR İÇİNDE YAŞAMAK HERKESİN HAKKIDIR”
Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu’nun, "Türkiye’nin en önemli projesi, çözüm sürecidir" dediğini ifade eden Uca, şunları söyledi: “Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi, sendikamızın bakışına ayna tutmuştur. Tarihinin en önemli, en hassas sürecini yaşayan Türkiye’de eğitim aracılığıyla çocuklara artık insan hak ve özgürlükleri, farklılıkların birer zenginlik olduğu bilincinin kazandırılması gerekir. Yapılan reformlarla eğitimde gözle görülür ciddi değişiklikler yaşandı. Anadilde eğitimin önü açıldı. Andımız kaldırıldı. Ders kitaplarında, onlara dair hiçbir bilgiye yer verilmedi. Bu ülkede barış ve huzur içinde yaşamak herkesin hakkıdır. Kendi ön yargılarımız ve zevklerimiz üzerinden çocuklarımıza bir yaşam anlayışı dayatmamalıyız.”