10. Reklamcılık ve Pazarlama Günleri etkinliğinin ikinci gününün, ilk oturumunda konuşan Blablacar Türkiye Müdürü Esin İmer "Blablacar 2004 yılında kurulan 3 ortaklı Fransız şirketidir. 2004 senesinde kurulmasına rağmen gerçek hayata geçmesi 2009 senesini buluyor" dedi.
Blablacar'ın 20 ülkede kullanılan yolculuk paylaşım platformu olduğunu dile getiren İmer, "Blablacar'ın toplamda 20 milyon üyesi var. Türkiye macerası 25 Eylül 2014'de başladı. Ortalama kullanıcı yaşımız 28 olmasına rağmen sürücülerimiz biraz daha yaşlı. Üyelerimizden olumlu geri bildirimler alıyoruz" diye konuştu.
Blablacar'ın Türkiye kullanıcılarının internet üzerinden mobil ortamdan üye olabildiğini belirten Esin İmer, üye olabilmek için sisteme facebook hesabıyla giriş yaptıktan sonra TC kimlik numarası dahil, bir takım doğrulamardan geçmek gerektiğini söyledi.
Sistemin araç sahiplerine katkı payı önerdiğini dile getiren İmer sözlerini şöyle sürdürdü:"Yolculuk yapacağınız sürücünün profiline bakıp irtibata geçebiliyorsunuz.
Ülkelere göre değişiklik gösterse de kullanıcılarımız Türkiye'de 18 ve 34 yaş aralığında. Hedef kitlemize sosyal mecralar dışında bütün ulaşım kanallarında olmaya çalışıyoruz. Blablacar Türkiye'de şuanda para kazanmıyoruz. 300 milyon dolarlık yatırım aldı fon olarak şuan fonlardan besleniyor."
ULAŞILABİLİR MODANIN ADRESİ ‘DEFACTO’
Pazarlama ve Reklamcılık Günleri'nin ikinci oturumunda konuşan Defacto Pazarlama Direktörü Nazlı Ercilli Soylu " Defacto nun hayali kurulurken de global olma hayali vardı.
2004 senesinde ilk mağazamızı açtık. İnandığının arkasında duran cesur ve samimi bulunup sevildi müşterileri arasında. İlk televizyon reklam filmi ile defacto müşterileri karşısına çıktı” diye konuştu.
Defacto’nun 2008 yılından beri ciddi büyüme ile ilerlediğini kaydeden Soylu, Defacto’nun Türkiye’de 63 şehir 283 mağaza da müşterileriyle buluştuğunu belirtti. Dijitalleşen dünya da hem sosyal mecraların hemde e-ticaretin önemi çok arttıdığına dikkat çeken , Nazlı Ercilli Soylu şöyle konuştu: “Online ortamdan 32 ülkede hizmet veriyoruz. Glabol moda markası olmayı hedefliyoruz. Dünya da 50 ülkede mağazalarla, 100 ülkede ise online satışta olmayı hedefliyoruz. En başarılı 500 şirket arasında 117. sıraya yükseldik. Müşterilerimizde kredilerimiz sürekli artıyor. Hedefimiz ulaşılabilir moda denince akla gelen 3 markadan biri olmak.”
EN TEMEL KONU MARKA
Günün son oturumunda öğrencilerle bir araya gelen Brandmap Genel Yayın Yönetmeni Bülent Fidan ise en temel konunun marka olduğunun altını çizdi.
Normalde işletme mezunlarının okuldan yönetici vasfıyla mezun oluğunu ifade eden Fidan “Üniversite meslek edindiğiniz yer değil dünya görüşü elde edeceğiniz yer olmalı. Asıl mesleği iş hayatınızda öğreneceksiniz. İşletmeci olarak ne yaparsanız yapın yönetici olacaksınız bunu yönetirken bir kitleye karşı yapacaksınız. Bu nedenle dışarıyı çok iyi tanımanız gerekiyor” dedi.
REKABETTE AYRIŞMAK
İşletmelerin ana kalemleri içerisinde marka değerlemesi nin de olduğunu anımsatan Bülent Fidan, “Soyut olmasına rağmen marka çok büyük öneme sahip. Google, Facebook marka değeri en yüksek olan firmalar. Büyük yatırımlarda işin en başında marka kavramını ele alıp haraket etmeniz daha doğru olacaktır. İlk başta yönettiğiniz marka olacak. Marka kısaca ürünü diğerlerinden ayırmaya yarayan tüm işaret ve değerler bütünüdür” şeklinde konuştu.
Markaların tüketicinin duygusal ihtiyacını gideren bir payda yarattığına işaret eden Fidan markaların, pek çok kavramı içerisinde barındırmasına rağmen farklılık ve statü kavramlarının ön plana çıktığını söyledi.
Rekabette ayrışmak için yaratılan markaya ilişkin algı ve düşünceyi aynı ve sürekli kılmak gerektiğini dile getiren Fidan, “ Markalarda iletişim çalışmaları yapmak zorundasınız. İnternet sanayiden sonra en büyük devrimdr. Sosyal medya da bir devrim bazı şeyler sosyal medyayla güçlendi. Dijital dünya ve tridi yazıcı da hayatımızda devrim yaşattı” dedi.
HEDEF KİTLENİZİ DOĞRU SEÇİN
Gelecekte markaların şuan ki yatırımlarından da uzaklaşacaklarını belirten Bülent Fidan, sözlerini ise şöyle sürdürdü: “ Üretim ve tüketim şeklide değişecek. Artık mobil cihazlarla her yerdesiniz. Yaşam tarzımız mobil hayatla birlikte değişiyor. Markalar sosyal medyadan korkuyorlar. Tüketiciler tavsiyeden, eleştiren, fikir üreten, yöneten konumundalar. Markalar ne yapmalı. Sosyal medya üzerinde doğru yönetebilmek için sosyal medyayı öğrenmek, iç görülerini yönetmek zorundalar. Hiç bir markanın hedef kitlesi herkes değildir. Sosyal medyayı ticari alan olarak kullanmaktan vazgeçin diyoruz. Hızlı cevap verin risk kriz yönetimini öğrenin. sosyal medya anlıktır.”