Bursa basınının kanayan yarası : “Haraç kesen güruh” ve “darbe sevici” gazeteciler

İşte Taştan'ın o yazısı

BURSA’DA NASIL BİR TABLO VAR ?
 
Ülke genelinde durum böyle iken peki Bursa’da tablo nasıl acaba ?
 
Gazetecilik mesleğini uzun yıllar İstanbul’da sürdürmüş biri olarak; üzülerek söylemem gerekir ki; Bursa medyası için aynı şeyleri söyleyemeyeceğim.
 
İstanbul ve Ankara’da bizzat şahit olduğum süreçler Bursa’ya uğramamış sanki.
 
Yaklaşık 30 yıldır ulusal yayın organlarında çeşitli görevlerde bulundum.
 
Başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere Ak Parti’nin önde gelen birçok ismi ile yakinen çalıştım.
 
Onların olaylara bakış açılarını iyi biliyorum.
 
Hala da İstanbul’da ki medya camiasıyla iç içeyim.
 
Bu yüzden, eveleyip gevelemeyeceğim ve kitabın ortasından konuşacağım.
 
Gözlemlerime ve tespitlerime göre, Bursa’da her şey, üç aşağı beş yukarı eski düzende devam ediyor.
 
Sayın Cumhurbaşkanımızın medya konusundaki dirayetinden Bursa’da eser yok.
 
Bursa Ak Parti iktidarı tarafından yönetiliyor ama medyası deyim yerindeyse “evlere şenlik”.
 
Cumhurbaşkanımızla aynı doğrultuda, “yerli” ve “mili” yayın politikasına sahip medya organlarının sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor bana göre.
 
Geri kalanların çoğu “araziye uyum sağlamış” durumda, bugün menfaatlendiği için iktidarın yanında görünüyor, ama, Gezi kalkışması gibi hava değiştiğinde karşı tarafa geçecekleri konusunda hiç kimsenin bir gram tereddüttü yok.
 
Bu konuda sabıkalı olanlar o kadar çok ki…
 
Sabıkalıları herkes biliyor ama Ak Partili yöneticiler ve kurumlar bilmiyor.
 
Cumhurbaşkanımızdan biz böyle mi gördük ?
 
Bataklığı kurutmak için hala niye bekliyorlar anlamadım.
 
“Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” anlayışıysa bugünkü tablonun sebebi, bilsinler ki, o yılanlar, sıraları geldiğinde onları da sokacak.

“HARAÇ KESEN” GÜRUH
 
Bir de “haraç kesen” bir güruh var ki, akıllara ziyan.
 
Mesleki birikimleri olmayan, geçmişte ayak işleriyle uğraşırken, medyada bir şekilde köşe kapanların kurumlardan, firmalardan şantajla nasıl para koparmaya çalıştıklarını görünce “Bu kadar da olmaz” diyor insan.
 
“Ayak takımı” diye nitelendirilen bu soytarı sürüsü yüzünden gerçek gazetecilerin basın toplantılarına bile gidemediklerini duyuyoruz ki bu mesleğimiz açısından utanç verici bir durum.
 
Basın toplantılarında en ön sıralara oturup, soru – cevap kısmında mikrofona saldıran, saçma sapan sorularla kendini reklam etmeye çalışan bu tiplerin gazetecilikle ilgisi yok.
 
Gazetelerde ücret almadan köşe yazısı yazıp, kurumlardan kendilerine farklı işlerle maddi menfaat temin edenleri mi ararsınız, yoksa önce tehdit edip, “susma” karşılığında fatura kesmeyi önerenleri mi ?
 
“3.000 – 5.000 gazete basıyorum” diye yalan söyleyip aslında 300 – 500 gazete basanı mı, yoksa Gezi kalkışmasını alenen destekleyen, 15 Temmuz hain darbe girişiminde ise sinsice kendini gizleyenleri mi ?
 
Bazı siyasetçilerin isimlerini kullanıp, “Bize ilan vermenizi sayın büyüğümüz istiyor” diyenleri mi, ya da açıkça “Ak Parti gitsin” diye  muhalefet partisini destekleyip, geçimini Ak Partili belediyelerden sağlayanları mı ?
 
Daha neler neler…
 
Özellikle isim vermiyorum ama bunların kimler olduğunu üç aşağı tüm Bursa bilir.

Bursa Haberleri