DARBE MAĞDURU ÖĞRETMENLERE 40 YAŞ MÜJDESİ

Öğretmen atamalarındaki 40 yaş sınırının kaldırılmasıyla 12 Eylül ve 28 Şubat darbelerinde mağdur olan öğretmenler için ders zili çalacak.
Milli Eğitim Bakanlığı Öğretmenlerinin Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile beraber ‘Öğretmenliğe ilk defa atanacaklar bakımından başvuruların ilk günü itibariyle 40 yaşından gün almamış olmak’ şartı yürürlükten kaldırıldı. Öğretmen atamalarındaki 40 yaş sınırını kaldıran düzenleme ile hem 12 Eylül ve 28 Şubat darbelerinde mağdur olan hem de uzun yıllar dershanelerde görev yaptıktan sonra dershanelerin dönüştürülmesinin ardından açıkta kalacak öğretmenlere okul kapıları aralanacak. Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Mensupları ve Mezunları Derneği Başkanı Âlim Türkyılmaz, düzenlemenin taşıdığı önemi şu sözlerle ifade etti: “Öğretmen atamalarında 40 yaş sınırının kaldırılmasıyla bir şarkıda yer alan ‘Şimdi bana kaybolan yıllarımı verseler’ ifadesinde olduğu gibi darbe mağduru ve dershanelerde uzun yıllar görev yapan öğretmenlerimize hakları iade edilecek. Öğretmenlik hakkı olduğu halde darbe mağduru olduğu için görevlerine atanamayanlar var. 40 yaşında atama bekleyen bir öğretmenin çalışmalarını ve birikimini düşünün. Ülkemiz açısından büyük bir kayıp söz konusu. İnsanları kategorize ederek psikolojileriyle oynamak toplumu kutuplaştırır. Ayrıca dershanelerin dönüştürülmesinin ardından orada çalışan öğretmenlerin Milli Eğitim’e kazandırılması da çok önemli ve gerekli.”
15 bin öğretmenin görev yerinin belirleneceği 6 Şubat’taki öğretmen atamalarının kontenjanlarıyla ilgili yayınlanan listeyi değerlendiren Âlim Türkyılmaz, Matematik, İngilizce, Sınıf, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi, Türkçe ve Okul Öncesi öğretmenliği bölümlerinin müfredattaki ders sayısının fazla olması ve bu alanlarda uzun yıllardır atama yapılmaması nedeniyle yüksek kontenjan açıklandığını söyledi. Türkiye’de eğitime dair en büyük sorunlardan birisinin eğitmen kadrosu olduğuna dikkat çeken Âlim Türkyılmaz, “Son yıllarda eğitim kadrosunda önemli gelişmeler olmasına rağmen yıllardır biriken eğitim kadrosu eksikliğinin halen giderilmemesi ciddi bir sorundur. Fakat bu açığın hızlıca kapatılmaya çalışılması çok önemli. Milli Eğitim Bakanlığı, bölgelerin ihtiyacını dikkate alarak kadroları belirliyor. Bu da aslında bölgeler arasında eşit davranıldığının bir göstergesidir. Nerede hizmet eksikliği varsa oraya koşmak gerekir” dedi.
Günümüzde kolay yoldan iş sahibi olma eğilimi daha hakim olduğu için öğretmenlik tercihi yapanların fazlalığına da dikkat çeken Âlim Türkyılmaz, uzun yıllardır tartışılagelen öğretmenlik hakkının Eğitim fakültelerine mi yoksa Fen-Edebiyat fakültelerine mi verilmesi gerektiği konusunu ise şöyle değerlendirdi: “Eğitim fakülteleri ile Fen-Edebiyat fakültelerinde alınan eğitim arasında kalite açısından fark yok. Eğitim fakültelerindeki tek farklılık öğrencilerin formasyon eğitimi almaları. Fen-Edebiyat’ta okuyan öğrencinin bu eksiğini giderdiğiniz de o da öğretmen olabilir. Bu okullar açıldıysa burada okuyan öğrencilere de bir kapı aralanmalı. Türkiye’de ne yazık ki Eğitim fakültelerinin de Fen-Edebiyat fakültelerinin de politikalarında ciddi sıkıntılar var. İstediğimiz anlamda öğretmen yetiştiremiyoruz. Kısa zamanda iş sahibi olunduğu için öğretmenliği tercih edenler var. Oysaki öğrencileri yönlendirebilen ve onlara model olabilen öğretmenlere ihtiyaç var.”

Haberleri