Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Diyanet Vakfı’nın İstanbul Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen ‘İyilik Ödülleri Töreni’nde konuşuyor. Fransa'ya teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasının satır başları şöyle:
Peygamber efendimiz, Ademoğlu ölünce amel defteri kapanır, ancak 3 kişinin amel defteri kapanmaz buyuruyor. Geride eş, evlat ve ilim bırakan olduğunu bırakıyor. Bundan 42 yıl önce mesuliyet bilinciyle hareket eden bir avuç ilim insanının diktiği fidan dünyanın 135 ülkesinde meyve veren bir ağaca dönüştü. Şu manzara azmin, fedakarlığın ürünüdür. Vakfımız bir taraftan hayır kültürünün yaygınlaşmasını sağlarken, diğer yandan mazlum coğrafyalara Türkiye'nin dostluk elini uzatıyor. Dünyanın 70 ülkesinden gelen 2 bin 140 öğrenci ülkemizde ilim tahsil ediyor. Bu öğrencilerin gelecekte güçlü bir beşeri köprü oluşturacağına inanıyorum. Her bir kardeşimi Türkiye'nin gönül elçisi olarak kabul ediyorum. Adalet, ihsan, merhamet, istikamet ilkeler doğrultusunda yürütülen hizmetlerin devam etmesini diliyorum. Misyonerler bütün çabalarını harcarken kardeşlerimizin Kur'an'sız bırakmak bize yakışmaz. Hediyem Kur'an olsun projesini doğru yolda atılmış bir adım olarak görüyorum.
HÜNER SAĞ ELİN VERİDİĞİNİ SOL ELİN GÖRMEMESİDİR
Hüner ehli iyilik, ihsan ve karşılıksız verme mecralarda kadir kıymet bilmek daha önemli. En yakınındaki komşusuna, ailesine dahi gözünü kapatan bir hayat biçimiyle karşı karşıyayız. Bizde sağ elin verdiğini sol el bilmeyecek. Muhtaçların onurunun kırılmaması, iyilik sahibinin de niyetinin bozulmamasıdır. Bizde Hakkın bilmesi yeterlidir. Sosyal medyanın da etkisiyle bu incelik kayboluyor. Yardım eli fiiliyatı önüne geçebiliyor. Birçok insan kendisine hiçbir külfeti olmayan sanal ortamlarda insanlık ve kardeşlik vazifesini yerine getiriyor zannediyor. İyiliği ifşası hayrı yok ediyor. Kalbimiz çevremizde olan bitene karşı hassasiyetini kaybediyor.Suriye'de olduğu gibi vahşet görüntüleri birkaç ülke dışında kimseyi harekete geçirmiyor. Akdeniz'de boğulan insanlar ekranları kaplasa da yüreklerde hiçbir iz bırakmıyor. Kalplerin nasır tuttuğu, taşlaştığı zor bir dönemde yaşıyoruz. Sadece Hakkın rızası için koşan, koşturan, çalışan iyilik neferlerini mumla arıyoruz. Böylesi bir zaman diliminde hem ülkemizde, hem dünyanın farklı köşelerinde iyilikle çalışanlara destek olmak çok önemlidir.
GERÇEK YÜZLERİ ORTAYA ÇIKTI
Şu an birkaç gündür yaşanan olaylar, gördüklerimiz, dikkat edin tamamen İslamofobik bir gelişmenin tezahürleridir. Batı gerçek yüzünü şu son birkaç gündür çok açık ve net ortaya koymuştur. Olaylar başladığında bunların faşizan birer baskı olduğunu söyledim. 'Nazizim yeniden hortladı' dedim. Arkasına da şunu ilave ettim, 'Ben Nazizmin bittiğini zannediyordum ama aldanmışım.' dedim. Meğerse Nazizim Batı'da ayakta. Rahatsız oldu beyefendiler. Şimdi soruyorum, dün gece bizim Aile ve Sosyal Politikalar Bakanımız Fatma Sayan kardeşime, bir bayan, kalkıp da kendi başkonsolosluk binasına, maslahatgüzarı ile ve diplomatik bir araçla gitmesini engelleyen zihniyet bunu uluslararası diplomaside ve dünyaya acaba nasıl anlatacak? Şöyle mi anlatacak? 'Biz davet etmedik ki?' Nereden çıktı bu ya? Ben istediğim ülkeye elimde pasaportum her şeyim varsa, istediğim gibi giderim. Uluslararası seyahat özgürlüğü çerçevesinde de giderim, bir diplomat olarak da giderim, nereden çıktı bu adet? Ama Nazizim olduğu zaman, faşizm olduğu zaman 'Benim dediğim doğrudur, benim yaptığım doğrudur, istediğime müsaade ederim, istediğime etmem' anlayışıyla bunlar orada konsolosluk kapısını kilitleyecek kadar ileri gitmişlerdir, konsolosumuzu dışarı çıkarmayacak kadar ileri gitmişlerdir. Saatlerce konuştuk ama alınan cevaplar enteresan. 'Çıkması lazım'.
PEŞ PEŞE SÖYLEDİ BEDELİNİ ÖDEYECEKSİN
Hollanda yapılacak seçime, Türkiye-Hollanda ilişkilerini feda ediyorsan bunun bedelini ödeyeceksin. Fatma Hanım, bir Nene Hatun olarak her türlü girişimi yaptı, en sonunda ayrılmasını tavsiye ettik ve ayrıldı. 1,5 saat de arabanın içinde de orada beklemişler. Bu duruş çok önemli. Şimdi bundan sonraki süreç işleyecek. Şimdi çarşamba günü bakalım ne olacak. Bu uygulamayı yapanlar 250 bin Türke karşı bunu yapanlar, Hollanda'daki kardeşlerime sesleniyorum sizler gereğini yapacaksınız zaten. İsim vermeme gerek yok, bir tane ırkçı var...
"Şuraya bak ya, Avrupa ırkçılığa gidiyor. Ne demek ırkçılık? Bu bölücülük nedir, bu ayrımcılık nedir? Neredesin Avrupa Birliği? Ondan sonra Tayyip Erdoğan Avrupa Birliğine çattığı zaman rahatsız oluyorlar. Rahatsız olacaksınız.
Almanya'nın devlet televizyonu yalan yanlış program yapıyor. 'Biz hayır diyoruz' diyor. Sana ne? Demek ki Türkiye'de evet diyenler istikamet üzeredir. Çarşamba günü yapılacak seçimden sonra, gerekli değerlendirmeleri yapacağız ve nasıl bir tavır takınacağımızı ortaya koyacağız. Bu cevapsız kalamaz. Benim bakanıma, milletvekili arkadaşlarımıza afedersiniz, her türlü edep dışı davranışları yapanlar bedelini ödeyecek. Vatandaşlarımın üzerine atlarla yürüyen, afederseniz hırsılarını köpekleri sürmekle ortaya koyanlar bedelini ödeyecek. Bunların birçok Hollanda vatandaşı. Türkler orayı terketmeyecekler. Bu daha da genişleyecek. Diplomasi nedir onu da öğrenecekler. Uluslararası diplomasi nedir onu da öğrenecekler.
FRANSA'YA TEŞEKKÜR ETTİ
Fransa'ya teşekkür ediyorum çünkü Fransa bu oyunların içine hiç girmedi, Almanya, Fransa... sıkıntılı bölgelerde bu tavırları, çirkef tavırları takınan ülkelerde yaşayan kardeşlerime diyorum ki, 'Komşularınızı alın, gelin Türkiye'ye ve misafirperverlik nedir görsünler, ev sahipliği nedir görsünler. İnanıyorum ki bunu da göreceğiz ve gelen misafirlerimiz de burada misafirperverliği görecekler, bu ülkenin yaklaşım tarzını görecekler.