'Cumhurbaşkanı'yla kader arkadaşıyız'

Başbakan Davutoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile kader ortağı olduklarını belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sizinle arasının açılmaya çalışıldığını belirtiyor. Bunu işleyen haberlere dair ne düşünüyorsunuz?


Ben sayın cumhurbaşkanının açıklamalarını gördüm. Bir kere bu yayınlar beklenmedik bir gelişme değil. Gezi’den bu yana, önce Gezi’yle, ‘acaba parti içinde ve Türkiye’de bir hükümet sıkıntısı çıkartılabilir mi’ diye bir çaba oldu. Biz bunu aştık. Gezi sonrası sertleşmeyi demokratikleşme paketiyle karşıladık. 17 Aralık, özellikle de 25 Aralık’ta doğrudan Cumhurbaşkanımız hedef alıp yine bir kaotik durum amaçlandı. Buna karşı da aynı kararlılıkla 30 Mart seçimlerinde başarı sağlandı. Arkasından ‘AK Parti içinde bir ihtilaf çıkarılabilir mi’ diye bir beklenti oluştu. Ama 10 Ağustos seçimleri, arkasından AK Parti’de sakin ve bence bir erdem dersi olabilecek nitelikteki geçiş birilerini rahatsız etti.

ARAMIZA GİREMEZLER

İki makam arasında çatışma, ihtilaf, bir farklı görüş çıkabilir mi diye uzun zamandır beklendiğini biliyoruz. Cumhurbaşkanımız da biliyor ben de biliyorum. Cumhurbaşkanımızla biz yeni tanışmadık. On yıllara varan tanışıklığımız var. Yedi yıla yakın ben başdanışmanlığını yaptım. En kritik süreçlerde her şeyi paylaştık. Daha sonra Dışişleri Bakanı olarak Başbakanımızın yanında çalıştım beş yıla yakın. Yine her şeyi paylaştık ve bütün kritik süreçlerden omuz omuza çıktık. Şimdi başbakan olarak da sayın Cumhurbaşkanımızla yine birlikte çalışıyoruz. Böyle gazete haberleriyle cumhurbaşkanımızla benim aramıza birinin girmesi mümkün değildir.

BİZİMKİ AHİRET DOSTLUĞU

Bizim aramızdaki dostluk siyasetle başlamış değil. Siyasetle kaim değil. Kalıcı ve dünya ahiret dostluğuna dayanan bir birlikteliktir. Bir de buna devlet geleneğinin getirdiği sorumluluklar eklendi. Yetkilerimizi kullanırken bu geleneğe de sadık kalırız. Cumhurbaşkanımızın yolsuzluklar konusunda takındığı tavır da bellidir. AK Parti yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklara karşı yola çıktı. Bunun üçünde de önemli mesafe katledildi. 2002’de 4.3 dolara yaşayanlar nüfusun yüzde 30’yken, 2013’te bu rakam yüzde 2.06 oldu.


Türkiye 12 yılda birden maden, petrol kaynakları keşfetmedi. Birisi bize milyarlarca avroları vermedi. Nereden geldi bu kaynaklar?

Yolsuzluk ve hortumlanma olayları kesildi ve Türkiye bereketlendi. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.

DİNAMİT ETKİSİ

Peki muhtemel yolsuzluklar karşısındaki tutum... Ola ki bazı istenmeyen olaylar yaşanır. Meclis'te soruşturma komisyonu Cumhurbaşkanımızın talimatıyla kuruldu. Eğer bir şey saklama arzusu olsaydı bu kurulmazdı. Şu anda da hiçbir müdahale olmadan yürüyor. Ama bir taraftan da biliyoruz ki bütün o dosyaların yanyana getirilip bir dinamit etkisi yapması düşünüldü. 25 Aralık’ta doğrudan Cumhurbaşkanımızın hedef alınması, orada siyasete bir darbe yöntemi olduğu da aşikâr. Cumhurbaşkanımız yolsuzluklara karşı hiçbir tolerans olmayacağını vurguladı, ben de ‘yolsuzluk yapan kardeşim olsa kolunu koparırım’ dedim. İnsanoğludur, ola ki birtakım nefsî şeylere düşer. Bizler melekler dünyasında yaşıyor değiliz. AK Parti yolsuzluklara karşı tedbir almıştır. Ama ola ki bir yolsuzluk olursa da buna ne Cumhurbaşkanımız tolerans gösterir ne ben gösteririm.

KASASI DOLU BİR BELEDİYE DEVRETTİ

Üç şeye dikkat çekiyorum: Bizim ilişkimize kimsenin müdahale etmesine izin vermem. İki, delillendirilmiş bir yolsuzluk olduğunda buna müsamaha göstermeyiz. Üç, ilişkimiz hem dostluk ilişkisidir hem de kadim bir ilişkidir. Kader arkadaşlığıdır. Aynı zamanda da kurumsal olarak cumhurbaşkanlığı makamı ile başbakanlık makamı Türkiye’de devlet geleneği içinde neyi gerektiriyorsa sadece o uygulanır. Kimseye buradan ekmek çıkmaz. Daha geçen gün beraberdik akşam yemeğinde ailecek bir araya geldik, uzun bir süre sohbet ettik. Ta belediye başkanlığı döneminde bitmiş bir belediyeyi alıp kasası dolu bir belediye devretti. Bunlar yolsuzlukla olacak şeyler değil.

Sayın Cumhurbaşkanı’nın açıklamasında ‘odaklar’ deniyor. Parti içinden birileri mi medyadan mı birileri kast ediliyor?

Türkiye’de kriz çıkar mı diye bekleyen dışarıda ve içeride odaklar var. AK Parti’nin kendini yenileyerek iktidarda kalmasından ve geçiş sürecinin suhuletle gerçekleşmiş olmasından, buna bağlı olarak Türkiye’nin yükselişinin devam edeceğine olan inancın güçlenmesinden kimler rahatsız oluyorsa bunların hepsi bu odağın bir parçasıdır.

Doğu Akdeniz’de uzlaşma sinyali

Yunanistan seyahatinizde görüşmeler nasıl geçti? Özellikle Kıbrıs ve Doğu Akdeniz’deki gaz konusu...

Kıbrıs konusunda bir formül üzerinde çalışma kararı aldık. Kıbrıs’ın doğal kaynaklarının her iki tarafa da ait olduğu gerçeğinden hareketle bir çalışma yapılması konusunda mutabıkız. Tabii sorunlar bir kalemde bitecek değil.

Gazla ilgili mutabık kaldığınız çerçeve nedir?

Bizim söylediğimiz husus şuydu: Ya kapsamlı çözüme ulaşacak şekilde müzakereler hızlansın ve müzakerelerden sonra yeni devlet gazı araştırsın ve bulsun. Dolayısıyla her iki toplumun olsun. Ya da vakitte gecikme olacaksa iki taraf da gazı çıkaracak şekilde ortak bir komisyon kursun. Ve bu gazdan gelen gelir de çözüm için kullanılacak şekilde değerlendirilsin. Böyle bir formül olursa Türkiye de Yunanistan da bunun bir parçası olur ve bu gaz Türkiye ve Yunanistan üzerinden Avrupa’ya ulaştırılır. Fakat maalesef Rum tarafı tek taraflı adımlar attı. Bunun üzerine biz de Barbaros Hayrettin’i göndermek zorunda kaldık açıkçası. Mutabık kalınan konu şu. Onlar da diyor ki iki toplumun hakkı bunlar. Siz Barbaros Hayrettin’i çekin müzakereler başlasın. Biz de diyoruz ki ama bir mekanizma kurulsun. Herkes şunu farketti: Tek taraflı bir şekilde çıkarılması ve işletilmesi mümkün olmayacak. Şimdi nasıl olacak konusunda bir müzakere süreci imkanı doğdu ve bunda da Türkiye ile Yunanistan’ın birlikte çalışma iradesi var.

Henüz sonuç yok değil mi?


Sonuca yakın bir şey var ama onu ben şimdi zikretmeyeyim. Olumlu bir atmosfer var. Bir çözüm formülü var bizim teklif ettiğimiz. Onların da konuşabiliriz dediği bir çözüm var ama buna şimdi girmeyelim. Önümüzdeki günlerde bu konuda bir toplantı yapılacak.

Paralel yapı cemaat değil


MGK’nın paralel yapıyla ilgili aldığı tavsiye kararını Bakanlar Kurulu’nun kabul ettiği belirtiliyor. Bundan sonda mekanizma nasıl işleyecek?

MGK tavsiye kararı alır. Bu karar Bakanlar Kurulu’nda görüşüldü. Gerekli adımlar için bütün bakanlıklar talimatlandırıldı. Yeri gelmişken bir gazetede sanki bütün cemaatler mercek altına alınmış gibi alçakça bir iftira var. Bir kere biz bu paralel yapıyı cemaat olarak kabul etmiyoruz, kimse de kabul etmemelidir. Cemaat bir gönüllü sivil toplum niteliği taşır. Kim olursa olsun bu kimliğinin dışına çıkıp da bürokrasi üzerinden siyaseti yönetmeye kalkarsa artık cemaatin sınırı aşılmış başka bir şeye geçilmiş olur.
Bu çeteleşmedir. Buradan hareketle diğer cemaatlere yaygınlaşacağı gibi bir kanaat kesinlikle bir iftiradır ve operasyondur.

Gündem Haberleri