DİJİTAL DÜNYA, KÜRESEL LİFE..

Denizin Dibinden Bugünde Merhabalar Sevgili Okuyucularımız,

Dijital dünyanın dijital insanları olduk milenyum çağında, acaba gerçekten hakkını verebiliyor muyuz bu kadar dijitalleşmenin, uzakları yakın etti aslında, bir tuşa yahut dokunmatik bir ekranın bir köşesine basmak kadar, ama insanları uzaklaştırdı mı yakınlaştırdı mı tartışılır sanırım, eskiden jetonlu telefonlardan aradığımız kadar ya da sayfalarca mektuplar yazdığımız kadar arar sorar olduk mu eşimizi, dostumuzu bilemiyorum. Ansiklopedilerden ulaşmaya çalıştığımız bilgilere ayırdığımız zamanı internet ortamında faydalı bilgiler bulmak için ne kadar kullanıyoruz bu da bir muamma. Sosyal medya denilen platformları ne kadar anlayabildik, gerçekten sosyal mi bu platformlar yoksa yalnızlığın bataklığımı, elbette hayatımızı kolaylaştıran tarafını göz ardı edemeyiz makul bir takım ücretler karşılığında, sürprizlerle karşılaşmamak adına alabildiğimiz biletler, randevular, rezervasyonlar gibi gibi, fakat tüm bunlar anı yaşamamıza, bizi biz yapan değerleri paylaşmaya, hayatın içindeki güzellikleri kaçırmamıza sebepte olmuyor değil sanki, bir telefon ekranına bakarken.
 Biraz gelenekselci bir yapım olduğu için mi bilemiyorum bu kadar derin sorgulamam ama bana biraz fazla geliyor hayatımızın içindeki bu kadar teknoloji, kaçımız bir yerlerde satılmasa biliyoruz domates, patates ekip biçmeyi, altı ay hayat dursa herhangi bir sebepten açlığımızdan birbirimizi yeriz maazallah, bu kadar konforu hak ediyor muyuz, istediğimiz saat açabildiğimiz lambalar, yirmi dört saat çeşmemizde ki sıcak su, hiç uyumayan şehirler, büyük büyük motorlu lüks arabalar, yama yapmayı unuttu anneler, çoraplar artık dikilmiyor eskisi gibi, her şeyin bu kadar varlığında yokluğun soğuk yüzünü nasıl anlatacağız bizden sonra ki kuşaklara, bazı dönemlerde sefasını sürer dünya nimetlerinin insanlar, tamam öyle olsun diyelim de kafamda çıkmazlar var benim, çıksada aydınlığa varmıyor sonu bu gittiğimiz yolların.
 Sürekli devir daim ettirilen bir sistem var dünyada, bunu uygulayanlar şüphesiz ki iyi niyetli değiller. Daha öncede bahsetmiştim başka bir yazımda ben genel itibari ile 'KÜRESELCİLER' diyorum bunlara, önce arzı çoğaltır küreselciler sonra talebi, talep artık oluşmuştur ve konfora alıştırılmıştır her istediğini bulabileceğini zanneden insanlık, yeni planlar vardır masada daha çok kazandıracak, sonra yavaş yavaş arzı kısar bu küreselciler, sonra hayat pahalılığı başlar bire sattığını ikiye satarlar aynı parayı daha az üreterek kazanırlar ve hiç hak etmediğin bir konforun hak etmediğin ayrıcalıklarını satın alamadığını anlarsın. Sonrasında hep bir küresel buhran, hastalıklar, kaos, sıcak savaşlar, soğuk savaşlar, ölümler, yetimler, daha çok ellerini ovuşturan bir takım başka küreselciler, hiç değişmez bu tablo her yüz yıl kendini yeniler, o yüzden evet bu kadar konfor bize biraz fazla, siz siz olun domates, patates ekip biçmeyi elinizdeki cihazlar çalışıyorken oradan öğrenin, zira teknoloji yenen bir şey değil..
Sevgilerimle…

Sercan AKDERİN

Köşe Yazıları Haberleri