Erdoğan'a 'ucube' şoku!

Erdoğan'a 'ucube' şoku!

5 sayfalık gerekçeli kararda, "Anayasa'nın 64. maddesinde "Devletin sanat faaliyetlerini koruyacağı, sanat eserlerinin ve sanatçının korunması, değerlendirilmesi ve sanat sevgisinin yayılması için gereken tedbirleri alacağı" ifade edilmiştir. Manevi zarar, kişilik değerlerinde oluşan objektif eksilmedir. Yalnız acı ve elemi manevi zarar olarak nitelemek, buna dayalı tazminat isteme hakkını sınırlama sonucunu doğurabilir. Bu nedenle duyulan acı ve çekilen ızdırap zarar değil, ortaya çıkabilecek görüntüsü olarak düşünülmelidir. Kişisel çıkarlar, kişilik haklarıdır. Kişilik hakları, kişisel varlıkların korunmasına ilişkindir. Bedensel ve ruhsal tamlık, kişinin adı, onuru gibi unsurlar kişisel varlıklardır" denildi.

DAVALI VE DAVACININ İFADELERİNE YER VERİLDİ

Gerekçeli kararda şu ifadelere yer verildi: "Somut olayda uyuşmazlık, davalının miting alanında ve akabinde yapılan röportajda söylediği sözler nedeniyle davacının, kişilik haklarının ihlal edilip edilmediği noktasında toplanmaktadır. Davacı taraf, davaya konu konuşma içeriği sözlerin ve özellikle 'ucube' sözcüğünün onurunu kırdığını, tarifsiz üzüntüye yol açtığını iddia etmektedir. Davalı taraf ise, 'ucube' sözcüğünün acayip, garip anlamında kullanıldığını, davalının bir eseri beğenip beğenmeme hususunda kanaat yürütebileceğini, sözcüğün tamamen heykelin bulunduğu yerdeki genel dokuya uyuşmazlığını ifade için kullanıldığını belirtmektedir."

"HERKES GÖRÜŞLERİNİ AÇIKLAMA VE ANLATIM ÖZGÜRLÜĞÜNE SAHİPTİR"
"Bilindiği gibi, Anayasa'nın 25. maddesi uyarınca "Herkes düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir. Her ne sebeple olursa olsun kimse, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; düşünce ve kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz". Anayasa'nın 90. maddesine göre ise usulüne uygun şekilde yürürlüğe konulmuş milletlerarası antlaşmalar kanun hükmündedir. Bu kapsamda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde (AİHS) kanun hükmünde sayılmaktadır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 10. maddesinde "Herkes görüşlerini açıklama ve anlatım özgürlüğüne sahiptir" hükmü bulunmaktadır."

"ELEŞTİRİNİN KABUL EDİLEBİLİR SINIRLARI DEĞİŞEBİLİR"
"İfade özgürlüğünün, demokratik bir toplumun vazgeçilmez esasını ve bu toplumun gelişiminin ve her bireyin kendini geliştirmesinin temel koşulunu oluşturduğunu, ifade özgürlüğünün sadece kabul edilen, zararsız ya da farklı olan "bilgi" ya da "düşünceler" için değil, ayrıca hoşa gitmeyen, sarsıcı ya da rahatsız edici olanları için de geçerli olduğunu, bunların demokratik toplumun onlarsız olamayacağı çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gereği olduğunu, bu özgürlüğe yapılan sınırlamaların herhalde dar yorumlanması ve herhangi bir sınırlama gereksinimin ikna edici bir biçimde ortaya koyulması gerektiğini Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi muhtelif kararlarında ifade ve tekrar etmektedir. Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesinde, yasanın takdir yetkisi tanıdığı durumlarda hakimin somut olaydaki olguları gözeterek, hak ve adalete göre karar vereceği belirtilmektedir. Somut olayın özelliğine göre, bir ifadenin, bir eleştirinin kabul edilebilir sınırları değişebilir. Kamuyu ilgilendiren, genel nitelikli sorunlara ilişkin alanlarda ifade özgürlüğüne sınırlama getirilemeyeceği AİHS, buna bağlı olarak gelişen AİHM kararları ve Yargıtay'ın istikrar kazanmış uygulamalarıyla sabittir."