“Usulsüz dinleme“ davasında flaş gelişme

Usulsüz dinleme iddialarıyla ilgili yürütülen soruşturma kapsamında 18 polis hakkında ve olay tarihinde Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı Ömer Altıparmak hakkında hazırlanan iddianame hazırlandı.

“Usulsüz dinleme“ davasında flaş gelişme

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca "usulsüz dinleme" iddialarıyla ilgili yürütülen soruşturma kapsamında 18 polis hakkında hazırlanan iddianamede, "sanıkların devlet hiyerarşisinin dışına çıkarak Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesinde mevcut olan bir suç örgütünün amaçları doğrultusunda ve devletin imkanlarını kullanarak faaliyet gösterdikleri" kaydedilerek, olay tarihinde Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı Ömer Altıparmak'ın suç örgütünün yöneticisi, diğer sanıkların ise üyesi olduğu savunuldu.

İddianamede sanıklardan Ömer Altıparmak'ın, suç tarihinde Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı olduğu, usulsüz iletişimin tespitine ilişkin mahkemelerden karar alınması sürecinde hiçbir evrakta imzasının bulunmadığı, ancak başkanı olduğu kurumda yapılan birçok hukuka aykırı işlemin onun bilgi ve talimatı dışında yapılmasının mümkün olmadığı kaydedildi.

Altıparmak'ın, "suç işlemek amacıyla örgüt kurduğu ve yönettiği", diğer sanıkların da "örgüte üye olarak onun talimatları doğrultusunda hareket ettikleri" belirtilen iddianamede, "Altıparmak'ın TCK'nın 220/5 maddesindeki 'Örgüt yöneticileri örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan dolayı ayrıca fail olarak cezalandırılır' hükmü gereğince İstihbarat Dairesinde üretilen içeriği itibariyle sahte resmi belgelerden, bu belgelere istinaden alınan mahkeme kararlarıyla yapılan hukuk dışı iletişimin tespiti işlemlerinden, TÜBİTAK ve Hava Kuvvetleri Komutanlığı personelinin işbirliğiyle yürütülen güdümlü mermilere karşı savunma projesine (GMKS-2) yönelik Askeri Casusluk eylemlerinden bizzat sorumlu olduğu belirlenmiştir" ifadesine yer verildi.

İddianamenin devamında, hangi sanığın, mağdur ve müştekilerden kimlerin iletişiminin tespiti için hazırlanan yazılarda imzaları bulunduğu ile iletişim tespitine ilişkin mahkeme ve hakimlik kararları tek tek sıralandı.

"Altıparmak örgüt kurucusu, diğer sanıklar üyesi"

"Sanıkların devlet hiyerarşisinin dışına çıkarak Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesinde mevcut olan bir suç örgütünün amaçları doğrultusunda ve devletin imkanlarını kullanarak faaliyet gösterdikleri" kaydedilen iddianamede, "bu suç örgütünün kurucusu ve yöneticisinin dönemin İstihbarat Dairesi Başkanı Ömer Altıparmak olduğu" ileri sürüldü.

"Emniyet İstihbarat Dairesinde değişik görevler üstlenen diğer sanıkların ise bu örgütün üyesi oldukları" belirtilen iddianamede, "örgütün yapısı, sahip olduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçu işlemeye elverişli nitelikte olduğu, sanıkların Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu'nun kendilerine verdiği görevlerinin dışına çıktıkları, örgütlü bir şekilde hareket ederek iletişimlerinin tespitini, dinlenmesini, sinyal bilgilerinin değerlendirilmesini ve kayda alınmasını gerektirecek makul karinelerin bulunmamasına, ayrıca iletişimlerinin dinlenmesine gerekçe gösterilen faaliyetlerle/örgütlerle irtibat ve iltisaklarının olmamasına rağmen, gerçekçi bir sebebe dayanmadan bu faaliyet ve örgütlerle irtibatlandırılarak, mağdur ve müştekilerin iletişimlerinin tespiti için içeriği itibarıyla sahte olan resmi belgeleri düzenledikleri" anlatıldı.

Sanıkların, bu belgelerle mahkemeleri yanıltarak, müşteki ve mağdurlar hakkında istihbari dinleme kararları aldıklarına yer verilen iddianamede, "müşteki ve mağdurların konumları dikkate alındığında bu işlemlerin özel amaçlarla yapıldığı" bildirildi.

-Casusluk suçlaması

Özellikle TÜBİTAK ve Hava Kuvvetleri Komutanlığı personeli ile İLTAREN bünyesinde ülke güvenliği için önemli askeri projelerde görev üstlenen mağdur ve müştekilere yönelik eylemin, o dönemde yürütülen güdümlü mermilere karşı savunma projesi (GMKS-2) ile irtibatlı olduğu ve ''Devletin gizli kalması gereken bilgilerini askeri casusluk amacıyla temin etme'' suçu kapsamında da bulunduğu ifade edilen iddianamede, şunlar kaydedildi:

"Müşteki ve mağdurların konumlarını dikkate alan şüphelilerin örgütlü bir şekilde hareket ederek hedef aldıkları kişilerin dinlenmesine kendi aralarında karar verdikleri, daha sonra da bu kişilerin terör örgütleriyle veya organize suç örgütleriyle irtibatlı oldukları yönünde içerikleri itibarıyla sahte resmi belgeler düzenleyerek, mahkemelere başvurdukları, böylece siyasi partilerin üst düzey yöneticilerinin, öğretim üyelerinin, kamu görevlilerinin, devletinin önemli savunma projelerinde görev alan bilim adamlarının ve asker şahısların, kamuoyuna malum olan önemli davaların tarafı olmaları nedeniyle paralel devlet yapılanmasının hedefi haline gelen kişilerin yakınlarının ve avukatlarının iletişimlerini tespit ederek, hukuka aykırı olarak kişisel verilerini kaydettikleri, haberleşmelerinin gizliliğini ihlal ettikleri ve özel hayatlarının gizliliğini ihlal ettikleri belirlenmiştir."  


Güncelleme Tarihi: 12 Aralık 2014, 21:12
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner321

banner326