Tahliye olan paşalar sert konuştu

Beşiktaş'ta Sessiz Çığlık eylemine katılan emekli Orgeneral Çetin Doğan, eski Kara Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Aytaç Yalman'ın sert şekilde eleştirdi.

Beşiktaş'ta toplanan kalabalık "Mustafa Kemal'in askerleriyiz", "Bu daha başlangıç mücadeleye devam" şeklinde slogan attı.
Daha sonra grup adına 91. basın açıklaması emekli Tümgeneral Ahmet Yavuz'un eşi Lütfiye Yavuz okudu. Yavuz, çok sevinçli olduklarını, 2010 yılında malum bir iftira ile sürecin başladığını belirterek, "Esaslı iftira hayatlarımızın üzerini 4.5 yıl boyunca bir karabasan gibi kaplamış ve eşlerimizi, babalarımızı, oğullarımızı, kardeşlerimizi bizlerden tamam 1225 gün ayırmıştır. Bu büyük iftira ve kumpas bir yandan Türk Silahlı kuvvetlerinin özel seçilmiş mensuplarını tasfiye ederken, diğer yandan ülkemizde korku iklimin oluşmasına, karanlığın aydınlığı, doğrunun yalanı örtmesine yol açmıştır. Bizler haksızlığa uğramanın ürkütücü mağduriyetini yaşıyorduk. Ama aslında tarihin bize verdiği görevle, tarihe tanıklık ediyorduk" dedi.
Lütfiye Yavuz, "Özgürlüğe kavuşmanın sevincini yaşayamayacak kadar büyük acıları yüreğimizde yaşamaya devam ediyoruz. Çekilen zulüm pardon demekle geçiştirilemez. bize yaşatılan karanlık ve çekilen zulüm bu memleketi aydınlatmaya ve adil bir hukuk devleti olmaya hizmet etmelidir. 18 Haziran 2014 tarihi bir adalet günü olarak anılmayı hak edecek nitelikte bir dönüm noktası olmuştur" dedi.

"HİÇ GÖRMEDİK AMA DESTEK VERDİLER"

Emekli Oramiral Özden Örnek, eylemde bir konuşma yaptı . Örnek, sözlerine "Nerede kalmıştık" diyerek başladı. Özden Örnek, "Şu anda ki hissettiğiniz bütün duyguları yüzlerinizden okuyoruz. Gözleriniz ve yüzleriniz her şeyi ifade ediyor. Herkesin yapacağı gibi bende önce aileme teşekkür ediyorum. Benden daha fazla ceza çektiler. İkinci olarak bütün bu etkinliği hazırlayan, düzenleyen, Vardiya Bizde Platformuna canı gönülden, yüreğimin en alt köşelerinden çıkarak gelen bir teşekkür göndermek istiyorum. Medyada sayıları 4-5'de olsa bize sonsuz destek veren o yazarlara ayrıca teşekkür ediyorum. Bizi destekleyen bütün silah arkadaşlarımıza, altını çiziyorum, bizi destekleyen silah arkadaşlarımıza canı gönülden teşekkür ediyorum. Onları hep arkamızda hissettik. Bize destek veren tanımadığımız, hayatımızda görmediğimiz vatandaşlarımız var. Hiç görmedik ama destek verdiler. Onlara da kocaman bir teşekkür gönderiyorum. Harp okulundan beraber mezun olduğum bütün sınıf arkadaşlarıma, beni bir saniye bile cezaevinde yalnız bırakmadılar. En içten duygularımla teşekkür ediyorum" diye konuştu.

"HEPSİ BİZİM ÇIKTIĞIMIZ YERE GİRECEKLER"

Özden Örnek, "Türk yargı tarihinin kömür karasından daha kara bir davası olan Balyoz Davası... Bir aşamasını bitirdik. Bundan sonra önümüzde başka aşamalar var. Bu aşamalar bitirdiğimiz aşamadan çok daha önemli. Mücadelemizi hiç bir zaman için bırakmayacağız. Ta ki bize bu komployu kuranların hepsi, makamı ne olursa olsun, yargının önüne çıkıp yargılanacaklar ve hepsi bizim çıktığımız yere girecekler. Bizler hepimiz 365 kişi annemizden emdiğimiz süt kadar temiz ve masumuz. Bunu bilmeyenler ve kasten görmek istemeyenler var. Bundan sonraki görevimiz onlara bunu öğretmek ve öğreteceğiz" dedi
Örnek, "Yargıtay kararı açıklandığı gün, 9 Ekim 2013 tarihinde, ertesi bizi yargılayan mahkemenin baş yargıcı bir açıklama yaparak, 'Bu karar bizim ne kadar düzgün bir yargılama yaptığımızı gösterir' dedi. Şimdi bu mahkeme başkanı 17-0 mağlup durumda. Yeni bir açıklama yapmasını bekliyoruz. Eğer içerisinde insanlık duygusu varsa bu açıklamayı yapar ve benim söylediklerime de cevap verir" ifadelerini kullandı.

"PAZARTESİ HAKKINIZDA SUÇ DUYURUSUNDA BULUNACAĞIM"

Çıktığımız gün bir coşkuyla, sevinçle dolu olduklarını belirten Örnek, "Fakat bu mutluluğumuzu bizimle paylaşmak istemeyen bir Başbakan Yardımcısı, bir televizyon kanalında, arzı endam etti ve 'Balyoz planı bal gibi bir darbe planıdır' dedi. Bunu söyledikten sonra arkasına bir kaç tane saçma sapan söz ilave etti. Kendisine ilk söyleyeceğim şey; siz yargıyı etkilemeye teşebbüs ettiniz, pazartesi hakkınızda suç duyurusunda bulunacağım. Bu damların bunu öğrenmesi lazım. Bu adamların adalete hukuka saygı duymaları lazım. Bu adamların işgal ettikleri mevkie layık bir hale gelmesi lazım. Onları da o hale getirmek bizim görevimiz. Bu Başbakan Yardımcısı bunu derken o kadar emindi ki, ben adeta onun yazdığını zannettim. Acaba kendisi mi yazdı bunu? Merak etmesin onu hiç kimsenin yüzüne bakamayacak bir utanç duygusunun arkasına saklanmaya mecbur edeceğiz. Tabi utanırsa..." dedi.

"İNTİKAMINI ALMADIKÇA BEN ÖLMEYECEĞİM"

Özden Örnek, 4-5 senenin ucuz geçmediğini belirterek, "Aramızdan kaybettiğimiz arkadaşlarımız oldu. Size söz veriyorum bu arkadaşlarımın bir damla kanını dahi yerde bırakmayacağım. Yaşadığım sürece onlara muameleye layık görenlerinden intikamını almadıkça ben ölmeyeceğim. Arkadaşlarımızın ruhu şad olsun. Onları hiç bir zaman için unutmayacağız. Hep beynimizin içerisinde yazılı olarak kalacak Bu iş bugün burada bitmiyor. Bu iş yeni başlıyor. Bu platform hiç değilse, casusluk davasında ki değerli arkadaşlarımızı da bizim gibi özgür görünceye kadar devam edecek. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın. Her geçen gün bizim sayımız artıyor, başkaları artıyor" diye konuştu.

"TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ ALEYHİNE BÜYÜK BİR OYUN SERGİLENMİŞTİ"

Emekli Orgeneral Bilgin Balanlı, sevinçlerinin biraz buruk olduğunu belirterek, "Sadece Balyoz Davası'nda değil, diğer Türk Silahlı Kuvvetleri'ni hedef alan davalarda da kaybettiğimiz arkadaşlarımız var. Bu arkadaşlarımız maalesef bu yapılan zulme dayanamadan aramızdan ayrıldılar. Bunun yanında diğer davalarda mahkumiyetleri, tutuklulukları devam eden arkadaşlarımız var. Onlarında bir an önce bizlerin arasına katılmalarına ve özgürlüklerine kavuşmalarını bekliyoruz. Hepinizin çok iyi bildiği gibi Balyoz Davası'nda yargılanma yapılıyormuş gibi bir görünüm altında Türk Silahlı Kuvvetleri aleyhine büyük bir oyun sergilenmişti. Bu oyuna hepimiz, duyarlı insanlar üzüntüyle izledik" dedi.

"EMNİYET, YARGI, SİYASET VE MEDYA İÇERİSİNDE ÇÖREKLENMİŞ BİR ÇETE"

"Türk Silahlı Kuvvetleri hedef alınarak üretilmiş sahte delillerle, Türk adaletinin utanç duyacağı sözde dava, hedef alınan kişilerin onurlarının hak ve özgürlüklerinin telafisi mümkün olmayacak şekilde gasp edildiği bir hukuk skandalı olarak tarihteki yerini almıştır" diyen Balanlı sözlerini şöyle sürdürdü: "Kendisini yargı olarak görenlerde maalesef bu kumpasa alet olmuşlar ve bu tarihi utanç tablosunun içinde yerlerini almışlardır. Devletin tüm kurumlarına sızarak, devlet içinde devlet haline gelmiş olan bu kumpas çetesi tarafından hedef seçilen Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yönetim ve liderlik kadrolarında ki Atatürkçü, aydın, çok yürekli, vatansever ve çok şerefli subaylar maalesef tasfiye edilmişlerdir. Aslında bu tasfiyeyle bu kumpasın Trük Ordusu'na değil, Türkiye Cumhuriyetine kurulmuş olduğunu söylememiz mümkündür. Egemen güçlerin siyasetine hizmet etmiş olan bu ihanet, Türkiye'nin geleceği açısından da nesiller boyunca hissedilecek, telafisi çok zor kayıplara yol açmıştır. Emniyet, yargı, siyaset ve medya içerisinde çöreklenmiş bir çete tarafından aldatılmıştır. Bütün Türk milleti bu aldatılmışlığı görmek zorundadır, görmelidir. Sizler bu aydınlanma için büyük mücadele verdiniz. Ancak Anayasa Mahkemesi 18 Haziran günü oybirliği ile vermiş olduğu kararla bu oyunu ortaya koymuş ve Türkiye'de hukukun bitmediğini biraz geç de olsa bütün dünyaya göstermiştir. ne yazık ki yargılamayı yapan yerel mahkeme ve temyiz makamı olan Yargıtay bu süreçte sınıfta kamıştır ve Türk adaleti için utanç ve üzüntü kaynağı olmuştur. Onların önümüzdeki dönemde nasıl davranacaklarını bekliyoruz. Türkiye bu durumdan dersler çıkarmalıdır. Bu yaşadıklarımız Türkiye'ye bir ders olmalıdır. Artık Türkiye'de uluslararası normlarda bir hukuk sisteminin kurulmasının ve gerçekleştirilmesinin zamanı gelmiştir, geçmektedir. Bunu özellikle belirtmek istiyorum. Adalet herkese lazımdır."

"ASLA BİR İNTİKAM DUYGUSU İÇERİSİNDE YAPMAYACAĞIZ"

"Bugün tahliye dilmiş olmamız aslında adaletin yerine gelmiş olduğunu göstermez" diyen Bilgin Balanlı, "Adalet ancak bu kumpası kurduran, kuran ve bu insanlık suçuna kayıtsız kalarak onlarla iş birliği yapan sorumluların tarafsız ve bağımsız mahkemelerde yargılanarak cezalandırılması ile gerçekleşmiş olacaktır. Benzer mağduriyetlerin ileride tekrar yaşanmaması için bu bir mecburiyettir, zorunluluktur. Bizimde bundan sonra ki mücadelemiz bu çetenin ortaya çıkarılması ve hak ettikleri yargılanmanın sağlanması yönünde olacaktır. Bunu asla bir intikam duygusu içerisinde yapmayacağız. Bu mücadelenin amacı, dava süresince hayatlarını kaybeden silah arkadaşlarımızı karşı sorumluluklarımızın gereği olarak adaletin yerine getirilmesidir" şeklinde konuştu.

"AYDINLIK GÜNLER YAKLAŞIYOR"

Emekli Orgeneral Çetin Doğan da bir konuşma yaparak, "Aydınlık günler yaklaşıyor. Toplumumuzun içinde bulunduğu sisler dağılıyor. Kurtlar, karanlık kişiler puslu havayı severler. Hava pussuz, aydınlık olduğu zamanda bundan rahatsız olurlar. Bu yüzden de ortalığı sislemeye çalışırlar" dedi. Doğan, 4.5 yıl önce yapılmak istenenin sisler içerisinde Mustafa Kemal'in askerlerini tutuklamak olduğunu belirtti.
Çetin Doğan, "Zindanlara attılar. Ama halkımız her geçen gün daha iyi bir şekilde gerçekleri görmeye başladı ve sisiler dağıldı. Bugün burada konuşabiliyorsak, nefes alabiliyorsak, siz aydınlık insanların he yerde yanımızda olmasından. Aydınlık gazetecilerimizin yazarlarımızın seslerimizi bütün dünyaya ulaştırma çabalarından. Özellikle eşlerimizin kurdukları, Vardiya Bizde Platformuyla, Birleşmiş Milletlere kadar giderek, Birleşmiş Milletler'in kapılarını bile aşındırarak, orada bu davanın baştan sona kadar saçmalık ve keyfi bir dava olduğunu ve keyfi tutuklamalar olduğu görüldü. Nihayet şimdiye kadar verdiği kararlarla Türkiye'de paralel yapı tarafından kuşatılmamış, teslim alınmamış tek mahkeme, yüksek mahkeme olan Anayasa Mahkemesi hala kuşatılmadığını, hala Türkiye'de yargıçların hakimlerin olduğunu gösteren bir kararla bizim özgürlüğe kavuşmamamıza yol açtı. Mücadelemiz bundan sonra intikam mücadelesi değil. Türkiye'nin tekrar karanlık günlere dönüşmemesi, yine kurgulanan olaylarla, Mustafa Kemal'in askerlerinin, masum insanların kahır çekmesini önlemek için mutlaka ve mutlaka bu davayı kotaranların adil yargı önünde hesap vermelerini isteyeceğiz." şeklinde konuştu.

"MÜLKÜN DEMELİ DEĞİL, ZULMÜN TEMELİ"

"Bu dava ancak bu davayı kotaranlar içeri girdikten sonra sonuçlanacaktır. Bu davanın bu şekilde sonuçlanması, Türkiye'de adaletin mülkün demeli değil, zulmün temeli haline gelmesinde bir U dönüşü yapılmasının yegane yoldur" diyen Çetin Doğan, "Ancak böyle Türkiye esenliğe kavuşur. Adaletin olmadığı yerde özgürlük yoktur. Adaletin olmadığı yerde demokrasinin yaşaması ve yeşermesi yoktur. O nedenle, Mustafa Kemal'in askerlerine, aydınlık insanlarımıza, halkımıza çok önemli görevler düşüyor. Bu görev mutlaka ve mutlaka Türkiye'de hiç bir zaman geri getirmeyecek tarzda, demokrasinin bütün kurum ve kuruluşlarıyla işletilmesi sağlanacak adımların atılmasıdır. Bunun için en önemli olan birlik ve beraberliğimizin muhafaza edilmesi, ayrıntılar üzerinde dağılmamamız, ayrıntılar üzerinde gereğinden fazla durarak bölünüp parçalanmasının önüne geçilmesidir. Dünya görüşlerimiz farklı olabilir bir çok kimselerle ama mesela vatansa, bu bayrağı özgür olarak bütünlüğünü koruyarak dalgalanacaksa biz ideolojileri de bir yere bırakıp eylem birliği içerinde olmalıyız. Neyi savunuyorsak, savunanların, layık demokratik cumhuriyeti savunanların aynı birlik ve beraberliği kurması lazımdır. Biz ön yargılarla, bize hiç bir fikir sorumadan, savunmamızı dinlenmeden halka ulaşmadan mahkum edildik. Bu nedenle hiç kimseyi belli yaftalar sürerek mahkum etmeyelim. Birliğimizi bozacak ve başkalarının işini bozacak bölünmelerden kaçınalım. Bunu içinde belli sloganların gölgesine de sığınmayalım. Sloganımız gerçeği ramak ve bulmak olmalıdır" ifadelerini kullandı.

"TÜRKİYE'NİN AYDINLIK YÜZÜNÜ GEZİ HAREKETİ İLE BÜTÜN DÜNYA GÖRMÜŞTÜR"


Türkiye'de büyük bir potansiyel olduğunu vurgulayan Doğan, Gezi olaylarını hatırlatarak, "Türkiye'nin aydınlık yüzünü Gezi hareketi ile bütün dünya görmüştür. Bütün dünya, 'işte bizim istediğimiz Türkiye bu' demiştir. Bu dönemin cumhurbaşkanı da buna ait görüntülere söylediği sözle, 'ben bu görüntülerden gurur duyuyorum' demiştir. Bunu kerhen mi söyledi, içten mi söyledi bilemiyorum. Ama önemli olan, ben parmaklıklar ardından özgürlüğümden bir şey kaybetmedim ve bize bu parmaklıklar ardında en önemli kazancımız, şehitlerimizin bütün ulusumuzun şehitleri olması. Bize yol gösterici, bize onarlın niçin şehit olduklarını bilerek aydınlık yarınlara, onları ve onların ruhlarını şad etmek için yürümek olmalıdır. Bize parmaklıklar ardından bulunmanın kazandırdığı en önemli şey sivil asker, Mustafa Kemal askerlerinin arasında derin bağların oluşmasına, kopmaz dostlukların oluşmasına, birbirimizi tanımamıza vesile olması. Yarın aydınlık bir Türkiye kurulacaksa bu birlikten bu bütünlükten kurulacaktır. Bu bütünlük bunun kıvılcımıdır" diye konuştu.
Doğan, sözlerinin sonunda, "Haksızlıklara karşı, yolsuzluklara karşı birleşelim ve aydın Türkiye'yi kuralım. Bu konuda adımlar atan insanlara çelmeler takamdan arkasından gidelim, onlarla beraber olalım. Onlara destek sağlayım" dedi.

BİR KEZ DAHA ZEYBEK

ANAYASA Mahkemesi'nin Balyoz davası ile ilgili 'hak ihlali yapıldığı' yönündeki kararının ardından İzmir'de serbest kalan muvazzaf askerler, 91 haftadır kendilerine destek için yakınları ve arkadaşlarından oluşan 'Vardiya Bizde' grubunun Konak'ta yaptığı 'Sessiz Çığlık' eylemine katıldı. Kamuoyunun 'Zeybekçi Paşa' olarak tanıdığı emekli Tümgeneral Atilla Özer Konak Meydanı'nda arkadaşlarının önünde bir kez daha zeybek oynayıp, cezaevinde kalan arkadaşları için eylemin devam edeceğini söyledi.

İzmir'de Balyoz sanıklarına destek olmak için her hafta yapılan Sessiz Çığlık eylemine bu kez serbest kalan askerler de katıldı. Tahliyelerinin ikinci gününde eyleme gelen askerlerden, kamuoyunda 'Zeybekçi paşa' olarak tanınan emekli Tümgeneral Atilla Özer, Deniz Kurmay Albay Mücahit Erakyol, Deniz Albay Mete Demirgil, Deniz Albay Akın Üredi, Deniz Kurmay Albay Alpay Çakarcan, Astsubay Cafer Uyar'ın da katıldığı 91'inci Sessiz çığlık eylemi tahliyeler nedeniyle coşkuyla yapıldı.

Andımızın okunmasıyla başlayan etkinlikte istek üzerine emekli Tümgeneral Atilla Özer zeybek oynadı. Özer, daha sonra yaptığı konuşmada yaşamanı yitiren arkadaşları onurları geri gelene kadar özgürlüğün anlamı olmadığını söyledi. Bu nedenle sessiz çığlık eyleminin devam etmesi gerektiğini belirten Özer, “Biz siyasetçi değiliz. Askeriz. Ülkeyi kim yönetirse yönetsin biz ulu önder Atatürk'ün izinde gideceğiz. Cezaevine üniformalarımızla girdik, tertemiz üniformalarımızla çıktık" dedi.

CHP'Lİ GENÇ, İHSANOĞLU'NA DESTEK İSTEDİ

Öte yandan Sessiz Çığlık eylemine destek vermek için CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç ve CHP İl Başkanı Ali Engin de geldi. Kamer Genç, Cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili konuşma yaptı. Kendisinin aday olmasına karşın milletvekillerinden yeterli desteği alamadığını belirten Genç, CHP ve MHP'nin çatı aday gösterdiği Ekmeleddin İhsanoğlu'na destek olunmasını istedi. Genç “Ne pahasına olursa olsun Recep Tayyip Erdoğan'ın yenilgiye uğratmalıyız. Ülkeyi bu hale getiren Erdoğan kazanmamalı. Genel Başkan Kılıçdaroğlu, İhsanoğlu'nu aday gösteriyorsa, kendisine göre bir takım araştırmalar yapmıştır. Dört dörtlük aday belirleyemedik. Ama karşımızda ordusunu, yargısını çökertmiş, ülkeyi bölmüş birisi var. Bazıları CHP içinden yeni aday çıkarılmasını istiyor. Yeni adayla yine Erdoğan kazanacak. Oyunlara gelmeyelim. Erdoğan, İhsanoğlu'nun karşısında mağdurum diyemez" dedi.

GENÇ: BÜYÜKERŞEN OY ALMAZ

Eyleme katılanlar arasında Genç'e itiraz edenler oldu. Çatı adayı beğenmediklerini, Yılmaz Büyükerşen'in aday gösterilebileceğini söyleyenlerle tartışmaya giren Genç, "Büyükerşen oy almaz. Ben doğru bildiklerimi söylüyorum. Kabul eder veya etmezsiniz. Sizden ricam, en koyu, sadık Atatürkçüyü aday gösterip, devletin başına onu getirmek istemez miyiz? En büyük arzumuz budur ama onla başarı elde edemiyorsanız, kazanacak aday gösterilmeli. Önemli olan başarıdır. Seçimi kazanmak istemiyorsanız bilemem" dedi.

"BİZLER, CEZAEVLERİNDE RESMEN ÖLÜME TERK EDİLDİK"

MUĞLA'nın Marmaris İlçesi'nde, emekli askerler ve eşlerinin oluşturduğu, İşçi Partililerin destek verdiği 'Vardiya Bize Platformu' üyelerinin düzenlediği "Sessiz çığlık" eylemine Deniz Kurmay Kıdemli Albay Mesut Zafer Sarı da katıldı. Albay Sarı, "Bir gün bizi yargılayanlar mahkemelere karşısına çıkarak hukuksuzluklarının diyetini ödeyecekler. Hukuksuzluklar o kadar çok ki onları söylemeye kalksam zaman yetmez. Bizler, cezaevlerinde resmen ölüme terk edildik" dedi.
Balyoz Davası'nda 16 ile 20 yıl arasında hapis cezalarına çarptırılan emekli ve muvazzaf amiral, general, yüksek rütbeli subayların tahliyeleri üzerine, onların ailelerinin oluşturduğu 'Vardiya bizde Platformu'nun 90 haftadır ülke genelinde sürdürdüğü 'Sessiz Çığlık' eylemi Marmaris Atatürk Caddesi'nde bulunan Atatürk Anıtı önünde yapıldı. Cezaevinden yeni çıkan Balyoz hükümlüsü Deniz Kurmay Kıdemli Albay Mesut Zafer Sarı da eyleme ailesiyle geldi. Arkasında 'Hasdal' önünde 'Asrın iftirası' yazılı beyaz tişört giyen Sarı'ya vatandaşlar büyük ilgi gösterdi. Eyleme katılanlar 'Savaşmadan komutanlarını tek esir veren ülke Türkiye', 'Ya tam bağımsız Türkiye ya ölüm', 'Hukuksuzluklar son bulsun' ve 'direne direne kazanacağız' pankartları taşıdı. Soma'da ve cezaevlerinde hayatlarını kaybedenler için bir dakika saygı duruşunda bulundu.
Aksaz Deniz Üs Komutanlığı'nda Kurmay Başkanlığı görevini yürütürken tutuklanan Kurmay Kıdemli Albay Sarı, gruba hitaben konuşma yaptı. Cezaevlerinde yaşamını yitiren ve çeşitli hastalıklara yakalanan askerlerin isimlerini tek tek okuyan Kurmay Kıdemli Albay Sarı, "Bir gün bizi yargılayanlar mahkemelere karşısına çıkarak hukuksuzluklarının diyetini ödeyecekler. Hukuksuzluklar o kadar çok ki onları söylemeye kalksam zaman yetmez. Bizler, cezaevlerinde resmen ölüme terk edildik. Cezaevlerinde birçok arkadaşımı kaybettim. Bazı arkadaşlarımın evlatları büyüdü, akrabaları öldü. O tarifsiz acıları bizlere yaşatanlar bir gün gelecek mahkemeler önünde hesap verecektir. Bu komploları düzenleyen güçleri tüm dünya biliyor ve bununla ilgili çeşitli raporlar hazırladılar. Bizler, artık bu karanlık güçlere karşı mücadele vereceğiz. Bunların deşifre edilerek mahkeme önlerine çıkarılması için alnımız dik mücadele olacaktır. Bizleri çeşitli komplolarla cezaevlerine koyanlar hakkında avukatlarımız aracılığıyla şikayetlerde bulunduk. Mahkemeler bu şikayetlere kovuşturmaya yer yoktur kararı verdiler. Bu kararları veren mahkemeler sizlerin vicdanınız nerede?, Hiç mi vicdanınız yok? Bir gün geldiğinde bizi hukuksuzca yargılayanlar mahkeme karşısına çıkarak bunun diyetini ödeyecekler. Bundan sonra asıl mücadelemiz başlamıştır" dedi.
Kurmay Kıdemli Albay Sarı'nın konuşması sonrası eyleme katılanlar "Ya İstiklal Ya Ölüm" ve "Mustafa Kemal'in askerleriyiz" sloganı attı, 10. Yıl Marşı'nı okudu. Topluluk daha sonra sessizce dağıldı.

TAHLİYE EDİLEN ASKERLERLE 91. SESSİZ ÇIĞLIK BULUŞMASINDA DUYGUSAL ANLAR YAŞANDI

Balyoz Davası'nda 16 ile 20 yıl arasında hapis cezalarına çarptırılan emekli ve muvazzaf amiral, general, yüksek rütbeli subayların, Anayasa Mahkemesi'nin hak ihlali kararı vermesinden sonra önceki gün serbest bırakılmalarının ardından 'Vardiya Bizde Platformu' nun 91. haftasındaki buluşmada tahliye edilen askerler bu kez aileleriyle birlikte katıldı. Duygusal anların yaşandığı buluşmada konuşan tahliye edilen subaylar buruk bir mutluluk yaşadıklarını, kendilerine yapılanları asla unutmayacaklarını söylediler. Donanma Komutanlığı'nın ana üssünün de bulunduğu Gölcük İlçesi'nde 90 hafta önce askerlerin ailelerinin oluşturduğu Vardiya Bizde Platformu'nun "Sessiz Çığlık" buluşmasının 91.'si bugün Gölcük Değirmendere Çınarlık Meydanı'ndaki Atatürk Anıtı önünde gerçekleşti. Geçtiğimiz haftaya kadar eş ve yakınlarının kumpas kurularak esir edildiklerini ileri süren ve sürekli tahliye taleplerini dile getiren aileler, bu buluşmaya bu kez onlarla birlikte katıldı.

TAHLİYE EDİLEN ASKERLER


Daha öncekilere oranla daha kalabalık olan bu buluşmaya, tahliye edilenlerden Emekli Tümamiral Aydın Gürül, Emekli Tümamiral Ahmet Türkmen, Kurmay Albaylar Ümit Metin, Önder çelebi, Aydın Sezenoğlu, Tayfun Duman, Rafet Oktar, Ercan İrençin, Baybars Küçükatay, Aykar tekin, Levent Tezcan, Derya Ön ve Ahmet dikmen de katıldı. Bazılarının bıyık sakal bıraktığı da gözlenen emekli ve muvazzaf subaylar, tutuklandıktan sonra değişik cezaevlerinde olduklarından uzun süredir birbirlerini de ilk kez böyle özgür bir ortamda görmelerinden dolayı hasret giderdi. Bir hafta önceki Sessiz Çığlık buluşmasında, Atatürk resmi bulunan bayrak açıp 'tutuklu' olarak adlandırdıkları askerlerin hemen salıverilmelerini isteyen eş ve yakınları ise, bugünkü buluşmaya ilk kez yüzleri gülerek katıldı. Sessiz Çığlık'ta ayrıca tahliye olan askerlerin çocuklarının onların yanından bir an önce ayrılmadıkları gözlendi.

BUNDAN SONRA SUSMAYACAĞIZ

Cezaevinde iken 29 Ekim 2011 tarihinde annesi vefat eden ve polis nezaretinde annesinin İzmit Yeni Cuma Camii'ndeki cenaze namazına katılan Deniz kurmay Albay Tayfun Duman, 41 aydır tutuklu olduğunu hatırlatarak, "O zamanlar muvazzaf subay olduğum için fazla konuşmak istememiştim. Ama artık bundan sonra susmayacağız. bize bu kumpasları kuranlara ve bu kumpaslar yüzünden şehit verdiğimiz arkadaşlarımızın kanını yerde bırakmayacağız. Artık mücadelemiz yeni başlayacağız yola devam edeceğiz. Bu arkadaşlarımıza kumpas kuranları tek tek çıkarmadan ölmek bize haram olsun" dedi.

16 YIL HAPİS CEZASI ALDI, UÇAĞA BİNİP YURDA GELDİ

Deniz Kurmay Albay Aykar Tekin ise, "Aslında bundan iki yıl önce ne söylediysek aynı şeyleri söylüyoruz biz masumduk. Ama bizim masumiyetimize inanmadılar. Biz delilleriyle anlattık. hareketlerimizle de bunu anlattık. Ben Yurt dışında Hint Denizi'nde görevde iken, 16 yıl ağır hapis cezası aldığım halde uçağa atlayıp Türkiye'de döndüm. Böyle bir insan nasıl kaçma şüphesiyle tutuklanabilir. İşte bunu saygıdeğer Türk yargısının büyüklerinin sorması lazım. Ben Deniz Kuvvetleri'nin bir mensubu olarak denizlerde dolaşmaktan ülkeme hizmet etmekten hep gurur mutluluk duydum. Bu mutluluğumu ülkem adına herkesin duymasını arzu ederim. Özellikle bizim mağduriyetimizin farkına varıp da bunu halkımıza anlatan insanlara bize mektup yollayan mesaj yollayan yaşlı teyzelerimize 17 yaşındaki lise öğrencilerime hepsine teşekkür ederim."

YILMAZ ÖZDİL'E TEŞEKKÜR ETTİ

Deniz Kurmay Albay Aydın Sezenoğlu cezaevinde dışarıyla irtibatlarını sadece gazete ve televizyonlarla sağladıklarını belirterek, gerçekleri korkmadan sadece birkaç yazarın yazdığını, bunların arasında Yılmaz Özdil'in ve Orhan Bursalı'nın bulunduğunu belirtirken, "Ama Yılmaz Özdil'in yaktığı mektup ateşiyle, mektup kampanyasıyla Türk halkının gönlünde biraat ettiğimizi bize gelen milyonlarca mektupta anladık. Ve küllerimizden yeniden doğduk" diyerek teşekkür etti.
Bazı medya mensuplarının ise bir tek duruşmayı bile izlemeden kendilerini haince eleştirdiklerini, iddianameyi okumadan askerleri terörist ilan ettiklerini de söyleyen Aydın Sezenoğlu, "Biz yargılanmadık. Orada bir tiyatro oynandı. Biz o tiyatronun figüranı olarak görev yaptık. sadece sanık sandalyesine oturduk" diye konuştu.
Diğer konuşmacılar da kendilerine bu yapılanları unutmayacaklarını, affetmeyeceklerini ve barışmayacaklarını vurgulayarak kendilerine kumpas kuranların tamamı ortaya çıkana kadar mücadele edeceklerini söylediler.
Gölcük'teki 91. Sessiz Çığlık buluşması, Atatürk ve silah arkadaşları ile bu süreç içinde hayatını kaybedenler için yapılan saygı duruşu ve okunan İstiklal marşı ile son buldu.

Güncelleme Tarihi: 21 Haziran 2014, 17:33
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner324

banner325

banner327