‘Öpüşmek yasak!’

‘Öpüşmek yasak!’
Orhan Bey sizi biraz tanıyabilir miyiz?
Yalova doğumluyum. İlk, orta, lise tahsilimi Yalova’da tamamladıktan sonra İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’ni kazandım. Mecburi hizmetimi iki buçuk yıl kadar Kastamonu'nun çeşitli köylerinde gerçekleştirdim. Sonra İstanbul Kartal Eğitim Araştırma Hastanesi’nde ihtisasımı tamamladım. 1999 yılında askerliğimi yaptıktan sonra Bursa'da özel bir tıp merkezi ile anlaşıp geldim. Hem devlet kurumlarında hem de özel hastaneler bazında çalıştım. En sonunda da böyle bir çocuk kliniğe açma fikri ortaya çıktı. Ve kendi çocuk kliniğimde hizmet vermeye başladım.

Çocuk sağlığını uzmanlık alanı olarak tercih etmenizin özel bir nedeni var mı?
Tıp fakültesinde tüm branşları kısaca geziyoruz. Uzunca bir süre stajlarımız oluyor ve intern dediğimiz dönemde ‘İleriye dönük ne yapabiliriz?’ diye planlar yapmaya başlıyoruz. Tıp fakültesini bitirdiğim zaman klinisyen olma fikrim vardı. Yani çocuk veya dahiliye, kalp hastalıkları gibi işin içinde ameliyat olmayan alanlar. Çünkü ameliyat dediğiniz işi yapabilmek için el becerinizin çok üst seviyede olması gerekiyor. El pratiği çok iyi olan bir adam değilim. Ama görsel hafızası çok iyi olan, insanlara dokunmayı seven bir insanım. O yüzden klinisyen olmak istedim. Kastamonu'nun Nanepınar Köyü’nde bir buçuk yıl kadar kaldım. Köylere gittiğimizde çocuklarla olan temasım ben de o duyguyu uyandırdı. Tabii ki çocuk hastalıkları bölümü biraz puan olarak yüksek bir branş. O yüzden de birkaç sınav çalışmam gerekti. Ama çocukların o sahte olmayan gerçekçi dünyası beni çok etkiledi. Birazda çocuklarla anlaşabilme ve onlarlayken de iyi hissedebilme duygusu belki de özellikle çocuk hastalıklarını seçmem de etken oldu. Eşimin sabırla istediğin buysa buna devam şeklinde cesaretlendirmesi bana güç verdi. Tıp fakültesinden sonra bir buçuk yıl daha ders çalışmak hakikaten kolay bir iş değil. Onun sabrı ve desteğiyle de çocuk hastalıkları bölümünü seçtim. İşimi severek yapıyorum.



ÇOCUK SİZE OLAN BİR SORUNU SÖYLER!

İnsan sağlığının her dalı önemlidir ancak, çocuk sağlığı meslek aşkı, hassasiyet ve sabır isteyen branşların başında geliyor. Peki, sizin mesleğinizde ki başarınızı çocuklara olan sevginizle bağdaştırabilir miyiz?
Çocuklara olan sevgim tabii ki ön planda. Beni aslında en çok etkileyen çocuk sizde kendisinde ne varsa veriyor. Yani pratisyen hekimlik dönemimde erişkin hastalarımda oldu. ‘Çocuk karnım ağrıyor’ dedi. Yalan mı diye gelen anne babalar oluyor. Bazen hocam okula gitmemek için yapıyor şeklinde söylüyorlar. Acaba o çocuk okula neden gitmek istemiyor? Çocuk aileye göre numara yapıyor ama neden? Okula giden bir çocuk vardı acaba bugün neden gitmek istemiyor? Erişkinlerde pratisyen hekimlik dönemimde yaşadım kasıla kasıla bakarsınız ağzından köpükler çıkan bir kadın gelir. Aman dersiniz sara nöbetimi geçiriyor? Kaynanasına kızmıştır kocasına numara yapıyordur. Çocukta bunu görmezsiniz. Çocuk gerçekten bir sorunu size yansıtır. Bu nedenle de aslında çocuk işin daha kolay tarafıdır. Çocukların bu samimiyetini ben çok seviyorum. Bazen de sorduğunuz sorulara öyle güzel cevaplar alıyorsunuz ki şaşırıp kalıyorsunuz. Mesela hadi üstünü çıkart bakalım dediğimde bir hastam ‘Yıkayacak mısın beni Orhan amca?’ demişti. Bunun gibi cevaplar bizim günümüzü süslüyor, heyecanımız arttırıyor. Çocuklarla olmanın bir türlü yaşlanmamanıza sebep olduğunu da düşünüyorum.


Yetişkinlere göre çocuk hastaları muayene etmek sanıyorum ki daha zordur. Muayene esnasında yaşadığınız bir kaç anınızı bizimle paylaşır mısınız?
Çocuğun ‘Orhan amca beni yıkayacak mısın?’ diye sorması beni çok güldürmüştü. Çünkü annesi hadi soyun dediğinde hep banyoya gidiyormuş. Çocukta öyle bir algı oluşmuş. Şuanda gene bize geldiğinde bazı hastalarımız kapıdan pazarlıkla giriyor. ‘Bak Orhan amca bugün iğne yok, aşı yok, tahlil yok tamam mı?’ şeklinde pazarlık ediyorlar, ben de ‘Bizim mesleğimiz pazarlığa tabi değil. Otur bakalım karşılıklı anlaşalım’ şeklinde yaklaşırım. Çocuklarımızdan bir tanesi ‘Orhan amca kardeşimi aşıya getirdik diye sevinçle girdi. Halbuki aile tarihleri karıştırmış. Aslında onun aşısıymış ama kardeşinin aşısı diye gelmişler. Ağabeyin rengi gitti, sevinçle gelen o çocuğu burada görmeliydiniz. Onu ikna edene kadar baya bir zaman harcadık. Çok değişik şeyler yaşıyoruz. Bir annemiz anlattı ‘Orhan bey eve gittiğimiz zaman, bizim oğlan hadi anne Orhan amcacılık oynayalım diyor’ demişti. Gerçekten de güzel işler yapınca iyi ki gelmişim dünyaya ve belki de bunlara sebep olmak için gelmişim şeklindeki duygular beni heyecanlandırıyor. Ekonomik olarak mesleki bir getirisi tabii ki var. Ama belirli bir yaştan sonra artık manevi haz duyuyorsunuz.

TÜRKİYE’DE İLK!

Kendi adınıza bir çocuk kliniği açma hayaliniz mesleğe ilk başladığınız günden beri var mıydı? Yada klinik açma kararı nasıl aldınız?
Lisede bizim sınıfımızdan dokuz kişi fakültesini kazandı. Yalova’da özel hastane açma fikrimiz o zamanlarda da vardı. Aradan bir süre geçtikten sonra aslında oradaki dört arkadaşım bu projeyle geldiler. Artık dokuz yıldır Bursa'ya bir emek harcamıştım. Orhan Sevinç Cura’nın varlığını Bursa biliyordu. Eşim de geçmişteki acı hatıralarımızdan dolayı Yalova’ya dönmek istemediği için bu projeye dahil olamadım. Gönlümde çocuk hastalıklarının yan dallarının da içinde var olduğu bir çocuk sağlığı tıp merkezi açmak fikri vardı. Yurt dışında yaşayan bir arkadaşımdan aldığım bilgilerle de burayı başlattık. Üçüncü yılımıza girdik bu yıl ve belirli bir farkındalık yarattık. Türkiye'de öncü olacağımıza inanıyorum.



Bursa bir yana Türkiye’de bir ilki gerçekleştirerek AVM içerisinde bir çocuk kliniği açmak aynı zaman da tabuları yıkmak anlamına geliyor. Peki, yaşadığınız artı ve eksileri bizimle paylaşır mısınız?
Neticede kliniğimiz Magazin Alışveriş Merkezi’nde. Bursa’da AVM’lerde kiralar muhakkak daha pahalı. Burada aslında benim açımdan da en büyük yük kısmı bu ancak, bir şey yaparken de bazı şeyleri göze almalısınız. Ben burayı para kazanmayı ön planda tutarak açmadım. Türkiye’de hiçbir alışveriş merkezinde bir çocuk kliniği yok. Ben burayı Türkiye’de ilke imza atmak ve yaygınlaştırmak için açtım. Alışveriş merkezi dediğiniz yerde insanlar nasıl toplu birçok işini görebiliyorsa, bizim kliniğimizde de anne geliyor, çocuğunun aşısını yaptırıyor. O arada baba traş oluyor, anne ihtiyaçlarını karşılaşıyor. Yani aynı anda birçok işi bir arada halledebiliyorlar. AVM olarak buranın bize kattığı en önemli şey kapalı otoparka sahip olması. Yazın çocuk terledi, kışın çocuğum üşür derdi olmadan aile otoparka arabasını park ediyor asansöre binip üst kata çıkıyor. Birçok insan için bu gerçekten çok önemli. Bir de hastalarımız hakikaten temiz ve nezih bir ortama geliyor. Bazen anneler ‘Ben alışverişimi yapacağım oyun salonda çocuk biraz oynayabilir mi? diyor. Günlük hayatta doktora gitmek ve gelmek anlamında bir vakit kaybımız veya o vakti bulamadığımız için sağlığımızı ötelemek gibi bir kaygımız var. Ama X AVM’ye ya da sinemaya gitmek gibi bir kaygımız yok. Sinema seansına girmeden yarım saat önce de hekime görünebileceğinizi biliyorsanız, sağlığınızı da ötelememiş oluyorsunuz. Çünkü bizler çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanıyız yani çocuk sağlıklı iken de geliyor. İşte bu sağlıklı olmasının yolu da uzmana gitmenizde yatıyor.

“BİZDEN HIZLISI YOK!”

Kliniğinizde verdiğiniz sağlık hizmetlerinden bahseder misiniz?
Hafta içleri özellikle sabah dokuzdan akşam sekize kadar hizmet veriyoruz. Cumartesi günleri üçe kadar hizmet veriyoruz ve mümkünse il içerisindeysem muhakkak her pazar 2 saat açıyoruz. Acil hastayı cumartesiden pazartesiye bekletmek bazı riskleri göze almak demektir. Haftanın yedi günü 24 saat telefonla muhakkak ulaşılabilir olmamız en büyük farkımız. Bunun dışında kan tahlili, idrar tahlili gibi testleri kliniğimizde yapıyoruz. 



Hasta odamızda muayene oluyor türlü zahmetlere katlanmadan tahlil sonucunu 5 dakika içerisinde alıyor. Bu hizmette Türkiye’de bizden daha hızlısı olmadığını iddia ediyoruz. Astım ve bronşit hastaları, alerji gibi problemlerde bilgimiz daha fazla diyebiliriz. Alerji testlerini, astım hastalıkların da nefes testi, solunum fonksiyon testlerini de yapmaktayız. Öte yandan hastaneye yatmadan önce bir çocuğa ne yapılması gerekiyorsa hepsini burada hizmet olarak vermekteyiz. Yalnızca görüntüleme hizmetimiz yok oda bizi aşan bir şey. 




Ebevynler özellikle çocukları için en iyiyi ve en güzeli ister. Sizin kliniğinizin diğer klinik ve muayenehanelere göre artıları neler?
Birincisi gelen hastalara ben kartımı uzattığın zaman çoğunlukla aldığım tepki ‘ Hocam bu cep telefonu sizin mi?’ gibi tepki alıyorum. Bir çok hekim arkadaşımın gereksiz aramalardan dolayı cep telefonunu vermediklerini biliyorum. Burada da onlara da hak veriyorum. Çünkü hakikaten gecenin üçünde de beni arayıp ‘Ya hocam çocuğun poposunda bir sivilce çıktı. Ne yapacağız bilemedik?’ diye kaygılanan anne babada oluyor. Bu kişi beni o saatte arıyor diye ben cep telefonumu kapatırsam 5 dakika sonra çocuğu havale geçirmek üzere arayan bir anne olursa ve ben ona yardım et edemezsem telefonda da olsa bu beni vicdanen çok yaralar. Bizim işimiz 7/ 24 bir hizmet gerektiriyor. Hastalarımıza biz sizin her zaman yanındayız fikrini vermek en önemlisi. Ben gelen hastalarıma şunu söylüyorum ‘Size burada bir hizmet verdim. Ancak benim hizmetim burada bitmedi. Her hangi bir durumda arayıp soracaksınız. Tabii ki çok acil durumlarda en yakın hastaneye gideceksiniz. Siz çocuğunuzun anne ve babası olun ben doktoru olayım. Çocuğunuza bir şey vermeden arayın sorun ben en azından dozunu söyleyeyim.’


BİLİMSEL VERİLERE DİKKAT!

Teknolojinin ve yaşam standartlarının gelişimi ebeyn ve çocuk ilişkilerini sizce nasıl etkiledi? Ve ebeynlere çocuklarıyla ilişkileri konusunda ne gibi öneriler de bulunursunuz?
Öncelikle aldıkları ve aradıkları bilgi kaynağına baksınlar. Çünkü kişisel olarak bir hekimin şunu şöyle yaparsanız böyle olur gibi bir fikri tabii ki kıymetlidir ancak, bunun altında bilimsel bir yazı bir veri destek var mı bunu muhakkak hastaların sorgulaması lazım. Yani yalnızca bir hekim söylüyor diye her sabah bir kavanozun içine doldurduğunuz sarımsak ve sirkenin bir hafta bekledikten sonra her sabah bir kaşık aç karnına içmekle falanca hastalığa düzeleceğine inanarak devam etmeniz sağlığınızdan olmanıza sebep olabilir. Burada yapılması bir sürü tıp fakültesinin, özel hastanenin internet sitesi mevcut. Bizim de internet sitemiz var. Biz burada gerçekten bilimsel olan verileri, bazı hocalarımızın yayınlarını paylaşmaya çalışıyoruz.



Aileler çocuklarının sağlığı ve geleceği konusunda çok titizler. Ancak ülkemizde çocuk sağlığı konusuna değinirsek neler söylersiniz?
Şimdi mesleğe başladığım zamanki aşıların kalitesine, içeriğine bakarsak bugüne kadar çok yol kat ettik. Ülkemizde Sağlık Bakanlığı'nın yapmış olduğu en doğru politikalardan biri çocuklarımızın aşılanması anlamında yaptığı çalışmalardır. Eksikler var mı? Evet var. Mesela biz Sağlık Bakanlığı'nın yapmadığı üç tane aşıyı ücretli olarak yapıyoruz. Bu aşılarda çocuklarımıza ücretsiz olarak yapılabilir. Ama gelinen yere baktığımızda da bununda hakkını teslim etmek gerekir. Çünkü biz dokuza yakın özel aşı yaparken, şimdi üç aşıya düştüysek kalan altı aşıyı ücretsiz olarak vatandaşlarımıza sunabiliyoruz. Geliştirilen sistemle hem anne sağlığı hem çocuk sağlığı üzerine daha eksikleri olmakla birlikte çok güzel işler yapılıyor. Biz toplum olarak öpüşmeyi çok seven bir toplumuz. Şimdi kış aylarına girdik. Kış aylarında solunumla nefesle buluşan grip ve solunum yolu enfeksiyonu tarzı hastalıkların en kolay yayılma şekli tokalaşmak ve öpüşmektir. Tokalaştıktan sonra en azından ellerimizi yıkamalıyız. Ama bu öpüşme işini biraz daha seyreltebiliriz. Birbirimize mikrobu satıyoruz. Okulların açıldığı günlerde birkaç defa grip salgını yaşıyoruz. Bunlar çocuklarımıza, toplumumuza tokalaşma, el yıkama ve öpüşmeyi mümkün oldukça azaltma gibi söylemlerle aslında aşılabilecek basit hastalıklardır.

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Çocuklar bizim geleceğimiz. Ebeveynler olarak bizlerin de birbirleri ile geçirdiği özel saatler ve etkinlikler pozitif olarak çocuklarımıza da yansıyacaktır. Çocuğumuzun ne yapması gerektiğini söylemektense, ‘kitap mı okusun istiyoruz?’ o zaman alacağız akşam bir kitap açacağız. Yani çocuk için bizler rol modeliz. Çocuk biz ona kitap oku dediğimizde gidip kitap okumaz, sigara içme dediğimizde sigara içmezlik yapmaz. Siz annen ne güzel brokoli yapmış diye çatalı batırdığınızdan oda sizi takip edecektir. Bizler onların önünde yol açmak için olacağız, o yolu tıkamak için değil.